• BIST 105.037
  • Altın 229,625
  • Dolar 5,4736
  • Euro 6,2115
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 10 °C
  • İzmir 10 °C
  • Konya 5 °C

Ebubekir Razi kimdir? Kızamık ve çiçek hastalığını nasıl tedavi etti?

Kızamık ve Çiçek hastalığının teşhis ve tedavisini ilk kim yaptı? Tarihte ilk kobayı kim kullandı? Asidin imalini ilk kim yaptı? Ebubekir Razi kimdir, böbrek taşlarını nasıl imha etti, sıvıların özgül ağırlığını nasıl hesapladı? Razes kimdir?
Ebubekir Razi kimdir? Kızamık ve çiçek hastalığını nasıl tedavi etti?

Tıp alanında ilk yazılı eseri veren, insanlık tarihinin en büyük tabiplerinden, ünlü kimyager, icat ve buluşlarıyla Batı’ya fark atan Razi’nin hayatını sizler için derledik…

Kızamık ve Çiçek hastalığının teşhis ve tedavisini ilk kim yaptı? Tarihte ilk kobayı kim kullandı? Sülfürik asidin imalini ilk kim gerçekleştirdi?

Ebubekir Razi kimdir, asıl adı nedir, nereli, hangi dönem yaşadı, kimlerden ders aldı, hangi tıbbi tavsiyelerde bulundu, böbrek taşlarını nasıl imha etti, sıvıların özgül ağırlığını nasıl hesapladı, hangi tartı birimini ilk kez kullandı, hangi eserleri yazdı, hangi eserleri Avrupa’da ders kitabı olarak okutuldu? Razes kimdir?

İşte cevabı:  

Asıl adı Muhammed bin Zekeriya olup, künyesi Ebu Bekir’dir. Razi mahlasıyla meşhur olmuştur. Avrupa’da Razes ismiyle tanınır. Razi, 866 yılında Rey şehrinde doğdu; 932 yılında vefat etti. 

Küçük yaşta ilme merak sardı; sarf, nahiv ve matematik dersleri aldı. Önceleri musiki ile de uğraşan Razi, geçimini sarraflıkla sağlıyordu. Ayrıca astronomi, mantık, fizik, eczacılık ve tıp ilimlerini tahsil etti. Otuz yaşında ilim öğrenmek için gittiği Bağdat’ta Huneyn bin İshak’tan, İran-Hint ve İslam tıbbını öğrendi. Tıp ilminde söz sahibi olduktan sonra memleketine döndü ve hastanende çalışmaya başladı. Kısa zamanda hastanenin baş hekimliğine yükseldi. Sonra Rey’den Bağdat’a gelerek Adudî Hastanesinin baş hekimi ve halifenin özel doktoru oldu. Ömrünün son zamanlarında gözleri görmez oldu. Kendisini ameliyat için gelen doktora, gözün yapısı ile ilgili sorduğu sorulara istediği gibi cevaplar alamayınca, ameliyat olmaktan vazgeçti ve gözün yapısını bilmeyen bir doktorun ameliyat yapamayacağını söyledi. 

TIP İLMİNİ SİSTEMATİĞE BAĞLADI

İslam Aleminin en büyük tabibi olarak tanınan Razi, fevkalade bir hafıza gücüne sahipti. Okuyup işittiğini hiç unutmazdı. Daima talebeleriyle ilgilenir ve yetişmeleri için gayret sarf ederdi. Hastaları ile de teker teker ilgilenir, tedavileriyle yakından ve titizlikle meşgul olurdu. İlmi çalışmaları; nazarî ve amelî olmak üzere iki yönlüydü. Ona gelinceye kadar tıp ilmi esaslı usul ve metotlardan mahrum ve dağınık iken, bu ilmi ele alıp temellendirmiş ve sistemleştirmiştir.

KIZAMIK VE ÇİÇEK HASTALIĞINA TEŞHİŞ VE TEDAVİ

Kızamık ve çiçek hastalığını ilk defa birbirinden ayıran ve tedavi metodunu bulan Razi’dir. Çocuk hastalıkları ile kadın-doğum hastalıklarını tarif, tasnif etmiş, teşhis ve tedavi yollarını göstermiştir. Zührevî hastalıkları incelemiş, ameliyatlarda ilk defa hayvan bağırsağını dikiş ipliği olarak kullanmıştır. Civalı merhemleri de ilk defa bulup tedavide kullanan Razi’dir. Hafif müshilleri, inmelerde şişe çekmeyi, devamlı ateşli hastalıklarda soğuk suyu ilk olarak tatbik ve tavsiye etmiştir. Tecrübî metodu uygulamış, bazı hayvanlar üzerinde deneyler yapmış, tıp tarihinde ilk defa kobay kullanmıştır. 

ee.jpg

RUH SAĞLIĞI ÜZERİNE ÇALIŞMALAR 

Razi, ayrıca psikiyatri üzerinde de çalışmıştır. Ona göre; bedenin sıhhatiyle ruhun sağlığı eşittir. Bu sebeple telkin ile tedavi çok önemlidir. Şüphesiz her şeyin sahibi, yaratanı, Allah Teâlâ olduğu gibi, şifayı da gönderen, yaratan O’dur. Sebeplerine iyi yapışıp şifayı Allah Teâlâ’dan beklemelidir. Bir hasta ile tek bir doktor ilgilenmelidir. Bir hasta ile birçok doktorun ilgilenmesi hastanın maneviyatını sarsar, bu da hastalığın artmasına yol açabilir. 

BÖBREK TAŞLARINI İLAÇLA PARÇALATTI

Ebubekir Razi; sükûnet, rüzgar, rutubet ve binaların sıhhî tesisat ve banyoları hakkında da ilgi çekici incelemelerde bulundu. Havanın temizlenmesi için kötü kokuları değiştirmeye, hasta odalarını havalandırmaya ve hastaların temiz su içmelerine itina gösterirdi. Gout (Damla hastalığı) ile romatizmayı birbirinden ayırdı. Kalp enfarktüslerine karşı hacamatı uyguladı. Onun harika keşiflerinden birisi de, böbrek ve mesanedeki taşları ilaçlarla parçalatması veya ameliyatla çıkartmasıdır. 

razi-iki.jpgRazi’nin Tıbbî Nasihatleri Şunlardır: 

Hasta, tedavi için tabip-i hazık (uzman) olan tek bir doktora başvurmalıdır. Birçok doktora başvuran hasta, doktorları şaşırtır ve hatalı teşhis koymalarına sebep olur. Doktor iyi bir ahlâka sahip olmalıdır. Dünyadan yüz çevirerek ahirete yönelmeli; gaflet içinde bulunmamalıdır. Dünyalığından lazım olana bakıp, akıbet ve ahiret düşüncesi içinde olmalıdır. Tabip daima hastasını ümitlendirici şeyler söylemelidir. Çünkü ruhun sıhhati bedenin sıhhatine tesir eder. Tabip, sadece tecrübeleri ile yetinip, tıp kitaplarına bakmaz ve ilmî tetkikata dikkat etmezse, başarılı olamaz. Tabiî ilaç ve gıdalarla tedavisi mümkün hastalığa kimyevî ilaçlar uygulamamalıdır. İlaçların kullanılması sadece nazarî bilgilerle olmaz, tecrübe edilmeli, Mahir ellerde alınan neticelere bakılmalıdır. Aksi halde zararlı neticeler çıkabilir. Doktor eğer uygun gıdalarla tedavi edebiliyorsa ne büyük saadet! Hakiki tabip ve hekimlerin, söz birliği ile kaideleştirdikleri hususlar, daima rehber ve prensip olarak alınmalıdır. Çoğu tabipler cahil ve taklitçi, yeni yetmeler ise tecrübesizdir. Tıp ilminde ciddiyeti ve hassasiyeti olmayanlar nefislerine düşkün olurlar ve hastalarını öldürürler. Tabip, alim ve müşfik olur, hasta da tabibin sözünü dinlerse, hastalık yarı yarıya tedavi edilmiş sayılır.

KİMYANIN KURUCULARINDAN

Razi’nin başarılarının ve dehasının parladığı bir ilim dalı da kimyadır. O, modern kimyanın önde gelen kurucularından biri olarak kabul edilmektedir. Önce deneye tâbi tuttuğu maddelerin kimyevî tasnifini yapan Razi, kimya alanında kullandığı yirmiye yakın deney cihazını eserlerinde tarif ve tasnif etmiştir. Bunların bazısı madenden olup, bazısı da camdan yapılmıştır. Onun kimyada derin bilgi sahibi olması, tabipliğini de etkilemiştir. Kimya ile ilgili çalışmaları sırasında bazı asitlerin hazırlanmasını ve bunun metotlarını tespit etti. Bazı sıvı maddelerin, özgül ağırlıklarını hesapladı. Bunun için, Mizan-üt-Tabîî adını verdiği özel bir tartı aleti kullandı. Kimya sahasındaki bilgileri ve tecrübeleri tıp sahasında tatbik etmesi, başlıca hususiyetlerindendir. Ona göre, hastanın şifa bulması, tabibin tarif ettiği şekilde ilaçları kullanmasına bağlıdır. İlaçlar, insan bünyesinde kimyasal reaksiyonlar meydana getirmek suretiyle şifanın hasıl olmasına yol açmaktadır. Gerek tıp ilminde ve gerekse kimya sahasında hep gerçek ilmî usullerle çalışan Razi, kimyanın babası kabul edilmektedir. 

KİMYEVİ MADDELERİ 4’E AYIRDI

Razi, devrine göre kimyevî maddeleri dörde ayırmıştır: 1) Madensel maddeler: Bunları da; asitler, değerli madenler, taşlar, kibrit tuzları, borasitler ve tuzlar olmak üzere altı bölüme ayırmıştır. 2) Nebati maddeler, 3) Hayvani maddeler, 4) Müteşekkil (türetilmiş) maddeler. Kimya sahasındaki metodunu da; a) Hastalıkların tedavisinde kullanılan maddeler ilmi, b) Cerrahi ameliyatlarda kullanılan aletler ilmi, c) Kimyagerin uyguladığı, başvurduğu deneylerin umulan neticeye ulaşıncaya kadar kademe kademe izah ve beyanı olmak üzere üçe ayrılmıştır. 

SÜLFÜRİK ASİDİ İLK KEZ İMAL ETTİ

Razi, kimya sahasında Cabir bin Hayyan’ın tesirinde kaldığından, onun talebesi sayılır. Fakat, Cabir bin Hayyan’ın temellendirdiği kimya ilmini geliştirip sistematize eden Razi’dir. İlmî deneylerini son derece açık bir şekilde tarif ve tasnif etmiştir. Bu izahları sırasında kimyevî reaksiyonları da açıklamıştır. İlk defa kimyevî araştırmaların çoğalıp sağlam esaslar üzerine oturtulması için deney metodunun kaçınılmaz bir zaruret olduğunu ortaya koymuştur. Böylece, kimyayı tamimiyle tecrübî bir ilim haline getirmiştir. Sülfürik asidin imalini gerçekleştirmiştir. Hatta meşhur Avrupalı fen adamı Albert, bu asidin imalini onun eserlerinden öğrenmiştir. Razi’nin eserleri asırlarca Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Avrupa ancak 18. asrın ortalarına doğru, Razi’nin bulunduğu noktaya ulaşabilmiştir.

ESERLERİ:

Ömrünün büyük kısmını kitap yazmakla geçiren Razi’nin eserlerinin sayısı 230 civarındadır. 

En önemli eseri, El-Hâvî fit Tıb’dır. Otuz cildi bulan bu eserinde, insan vücudunu ele alarak her organı ayrı ayrı incelemiş ve her uzuv ve organda görülen hastalıkları tetkik ederek tedavi yollarını göstermiştir. Eserde, hastalıkların tedavisi, hastalıklar ve teşhisleri, hıfzıssıhha, hasta bakımı ve kontrolü, cerrahi ilaçlar, gıdalar, sentetik ilaçların imali, tababet sanatı, eczacılık, insan vücudu ve anatomisi, organlar ve bozuklukları olmak üzere on iki bölüm vardır. Razi’nin bu meşhur eseri, ortaçağların başından itibaren Latinceye tercüme edilmiş, 17. asrın sonlarına kadar Avrupa üniversitelerinde temel araştırma ve ders kitabı olarak okutulmuştur. Eser ilk defa 1279 senesinde Fereç bin Zâlim adlı Sicilyalı bir Yahudi tabip tarafından Latinceye tercüme edildi. Daha sonra 1486 senesinde Continens çevirdi. Bu tercüme, o tarihlerde Paris’te kurulan tıp fakültesinde kullanılan dokuz temel eserden birisiydi. Razi, bu eserinin müsveddesini yazdıktan sonra temize çekmeye ömrü yetmemiştir. Devrin alimlerinden İbn-ül-Amid, binlerle dinar vererek müsveddeleri Razi’nin kız kardeşinden satın alıp temize çektirmiş ve eseri, bizzat Razi’nin talebelerine inceleterek yeniden tanzim etmelerini sağlamıştır. Böylece kaybolup gitmekten korunan eser, günümüze kadar ulaşmıştır. 

Diğer önemli eseri El-Mansûrî fit-Teşrîh olup, yirmi cilttir. Bu eseri, Horasan sultanı Mansur bin İshak Sâmânî’ye ithaf ettiğinden, Mansûrî ismiyle meşhur oldu. Eserde, özellikle insan vücudunun anatomik yapısını ele almış, organları ve vazifelerini izah etmiş, gıda maddelerini, hıfzıssıhha konusunu ve daha birçok tıbbî mevzuları incelemiştir. On bölüm olan eserde, anatomi bilgileri, bünyevi incelemeler, gıdalar, ilaçlar, sıhhat, insanlara deva, yolculuk nizamı, cerrahlık, zehirler ve zehirlenmeler, umumi hastalıklar gibi temel tıbbî konular ele alınmıştır. Latinceye tercüme edilen eser, 1480 senesinde Milano’da yayınlanmıştır. El Hâvî fit-Tıb gibi bu eser de, asırlarca Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur.

Razi’nin diğer eserlerinden bazıları ise şunlardır: 1) Kitâb-ül-Fâhir: Tıp ansiklopedisi mahiyetindedir. 2) Kitâbu Sırr-il-Esrâr: Kimya ilmine dairdir. 3) Risâle fil-Hisbeti vel-Cedrî: Razi’nin batı aleminde en çok tanınan eseri budur. Çiçek ve kızamık hastalıkları hakkında yazılmış olup, bu alanda tıp tarihinin ilk yazılı eseridir. 1565 senesinde Latinceye çevrildi ve 1866 senesine kadar, kırk defadan fazla yayınlandı. 4) Kitâbu Men lâ Yahduruh-ut-Tabîb (Halk ve fakirler için tıp el kitabı). 5) Kitâbun fis-Sana’at-il-Kimyâ, 6) Kitâbun fil-İntikâd vet-Tahrîr alel-Mu’tezile (Mu’tezile mezhebini tenkit ve reddiye), 7) Kitâbu Hey’et-il-Âlem (Astronomi ile ilgili), 8) Kitâbu Menâfi-il-Edviye (İlaçların faydaları hakkındadır), 9) Kitâbun fî Keyfiyet-il-Ebsâr (Göz ve görme olayı ile ilgili), 10) Kitâb-ul-Hiyel (Mekanik), 11) Kitâb-ul-Medhal-it-Ta’lîm, 12) Kitâb-ul-Medhâl-il-Burhânî, 13) Kitâb-ul-A’yât, 14) Kitâb-ut-Tedbîr, 15) Kitâb-ul-İksîr, 16) Kitâb-ul-Muhabbe (Psikoloji), 17) Kitâb-uş-Şevâhid, 18) Kitâbu ber-us-Sa’a, 19) Kitâb-ül-Fâhir fit-Tıb, 20) Kitâbu Tıbb-il-Mülkî, 21) Kitâbun fî Vec’il-Mefâsil, 22) Kitâbu Et’imet-il-Merda (Hasta yemekleri ile ilgilidir), 23) Kitâbun fil-Kulunç, 24) Kitâb-ul-Kâfî fit-Tıb, 25) Kitâbun fil-Bah, 26) Kitâb-ul-Hacer. 

 

Gazeteilksayfa.com

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73