Salih Cenap Baydar

Salih Cenap Baydar

Erik Jan Zürcher'in Gözünden Modernleşen Türkiye – 2

Erik Jan Zürcher'in Gözünden Modernleşen Türkiye – 2

Erik Jan Zürcher’in “Modernleşen Türkiye’nin Tarihi” başlıklı eserini incelemeyi sürdürüyoruz.
Zürcher, bir yabancının tümüyle doyurucu bir Türkiye tarihi yazamayacağını kabul ediyor. Türk tarihini “yaşamış” olan birine doğal gelen derin, kimi zaman sezgisel kavrayıştan yoksun olabileceğini açık yüreklilikle ortaya koyuyor. Gerçekten de kitabı okurken kendi kişisel tanıklığımın olduğu yıllarla ilgili değerlendirmelerini oldukça yüzeysel bulduğumu söylemem gerekiyor. Öte yandan, hadisleri bizzat tecrübe etmiş, taraf olmuş kişilerinki gibi zihinsel bagajları olmadan, dışardan bakan bir akademisyenin bakışının bir zenginlik yahut yeni açılar sağlayabileceği de ortada. 
Zürcher akademik uğraşında hep, en yararlı bulguların birçoğunun meslektaşlarıyla ve öğrencileriyle olan sohbet tarzındaki tartışmaların sonuçları olduğunu söylüyor. Bunu kitabının genelinde hissetmek mümkün. Tarihi anlama çabası içinde başvurduğu “dostlar” arasında Mete Tunçay ve Ömer Laçiner isimleri dikkat çekiyor. 
Kemalist tarih okuması yapanların ileri sürdükleri tezlere pek de iltifat etmeyen Zürcher’in Kemalist çevrelerden gelen şiddetli bir tepkiye maruz kaldığı görülüyor. 
“Modernleşen Türkiye’nin Tarihi” yönteminin tarif edildiği bir girişle başlıyor. Kitap üç ana bölüme ayrılmış. Kitabın ilk bölümünde, 19. yüzyılda modern Türkiye’nin doğuşunun ilk evresi, Osmanlı İmparatorluğu’nda Avrupa’nın artan nüfuzu ve bunun Osmanlı devleti ve toplumunda yol açtığı tepkiler ele alınıyor. İkinci bölümünün ağırlığını “Jön Türkler”in girişimleri oluşturuyor ve 1908’den 1950’ye kadarki yılları kapsıyor. Zürcher’in “dönemlendirmesinde” Cumhuriyetin kuruluşunu dikkate almaması, 1923’ü mutlak milat kabul eden resmi tarih anlayışına bariz şekilde ters düşüyor. Zaten ilgili bölümde, Zürcher Cumhuriyeti kuran elitlerin ileri sürdüklerinin aksine yeni devletin sosyolojik, ekonomik, siyasi anlamda eskisinin devamı olduğunun altını çiziyor. Kitabın “Huzursuz Bir Demokrasi” başlıklı üçüncü bölümü, 1950’den kitabın yazıldığı 1993 yılına kadar olan dönemi ele alıyor. Kitabın genişletilmiş baskılarında 2002 yılına kadar gelişmelerin eklendiği de görülüyor.
Yakın tarihi böyle okuyunca bazı desenleri, tekrar eden kalıpları kolayca yakalamak da mümkün oluyor. Mesela, Zürcher, “Jön Türkler”in iktidarı zamanında Türkiye’nin, aynı siyasal olaylar zincirini, önce İttihat ve Terakki Cemiyeti yönetiminde (1908’den 1918’e kadar) ve sonrasında, “Kemalist” Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetiyle, onun yerini alan Halk Fırkası yönetimi döneminde olmak üzere iki kez tecrübe ettiğini tespit ediyor. Her iki seferde de birbirlerine çok benzeyen olaylar zincirinin benzer safhalarını ortaya koyuyor. Önce (1908-1913 ve 1919-1925 yılları arasında) liberal ve çoğulcu bir aşama yaşanıyor. Ardından (1913-1918 ve 1925-1950 yılları arasında) içinde etkin bir “tek parti sisteminin” siyasal, ekonomik ve kültürel milliyetçiliğin ve modernleştirici, laikleştirici reformların bir arada bulunduğu, otoriter baskı aşaması geliyor.
Yazarın tespit ettiği başka bir örnek desen (pattern) de 1991’den itibaren 1980 öncesinin siyaset kalıplarının kendilerini yeniden kabul ettirmesi, darbe sonrası kurulmuş yapıların giderek dağılması.
Zürcher’in yine devlet tarafından halka empoze edilen müesses tarih anlayışına ters düşen hatta belli çevrelerde çok ciddi rahatsızlık yaratan bir yaklaşımla cumhuriyeti “numaraladığı” görülüyor. 1964-1980 yılları arasında siyasal merkezin hayli ötesine yönelmiş hareketlerin ve partilerin ortaya çıkmasına olanak veren çok daha liberal bir anayasanın 1961’de uygulamaya konmasıyla açılan dönemi “İkinci” Türkiye Cumhuriyeti dönemi, 1980 darbesi sonrasını da “Üçüncü” Türkiye Cumhuriyeti dönemi olarak adlandırıyor.
İnşallah bu değerli eser üzerindeki incelememizi son bir yazıyla tamamlayacağız.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR