Alperen Aydın

Alperen Aydın

Kıbrıs Sancaktarı Rauf Denktaş

Kıbrıs Sancaktarı Rauf Denktaş

Kıbrıs’ta Türk olmanın zorluğunu, çilesini yaşamış, ömrünü Kıbrıs Türklüğüne feda etmiş, al sancağa hasret bir çocukluk geçirmiş, yılmadan, yıkılmadan hürriyetin sancaktarlığını yapmış, büyük dava adamı Rauf Denktaş 27 Ocak 1924'te Kıbrıs'ın Baf kasabasında doğmuştur.

Rauf Denktaş, çocukluğundan şöyle bahsediyordu: “ İngilizlerin aldığı tedbirle, Türklerde cezalandırılıyor. Türk değilseniz, Müslümansınız. Türk bayrağı yasak, milli şiirler yasak. Bu durumda bayrağımızı selamlamak için her Cuma konsolosluğun önünden geçiyoruz. Şapkamızı çıkararak selamlıyoruz. Ama etrafta İngiliz casuslar var. Selamlama olmadığını göstermek için şapkayı çıkardıktan sonra mendille başımızı siliyorduk (!) Bunları yaşadık biz.”
1944’de British Council’dan burslu olarak İngiltere'de hukuk tahsili yapmış ve 1947 yılında Lincoln's Inn'den mezun olmuştur. Aynı yıl Kıbrıs'a dönüp avukatlığa başlamıştır. Bu dönemde Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazmaya başladı. Bunun yanında memurluk, tercümanlık ve öğretmenlik de yaptı. 1956 yılında da başsavcılığa yükseldi. 1954’te Kıbrıs’ta yer altını kuracak olan birtakım insan; Yunanistan’dan Ada’ya gizlice girerken yakalanır. Bunların takibi ve yargıya havalesi ile Denktaş’ın görevi daha da önem taşır. 1957 sonunda İngilizlerin Ada’yı 5-10 yıl içinde Yunanistan’a devredeceğini gören Denktaş, savcılıktan istifa ederek, Dr. Küçük’ün yanında fiili rolünü alır. 

Hükümetteki görevinden istifa ettikten sonra toplum problemlerinde daha aktif bir rol oynamaya başlayan Denktaş 1957 sonlarında Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanlığına seçilmiştir. Rauf Denktaş Federasyon başkanlığına seçildiğinde eşi Aydın Hanım çok üzülür ve ağlar. Aydın hanım siyaseti sevmeyen birisidir. Rauf Denktaş o günü şöyle anlatıyor: Aydın Hanımın ağladığını görünce ondan bir sene müsaade istedim. Bir sene milleti örgütleyecek ve ona dönecektim. Rauf Ağabeyin ömrünün son demlerinde şu sözleri manidardır: ‘’O bir sene hâlâ geçmedi…’’

Daha sonra Enosis ve EOKA'ya karşı mücadele etmeye başladı. 1 Ağustos 1958 tarihinde de Türk Mukavemet Teşkilatı'nı kurdu. Aynı yıl içerisinde Rumların Türk köylerine saldırması üzerine Ankara'ya giderek adaya asker gönderilmesini talep etti. Bunun yanında Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın hazırlanmasında da büyük çaba gösterdi. 16 Ağustos 1960 tarihinde de 650 kişilik Türk alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1964 Londra Konferansı'nın ardından da Makarios tarafından istenmeyen adam olarak ilan edildi ve Kıbrıs'a girmesi yasaklandı. Ancak bu emre uymayan Denktaş, gizlice Erenköy'e giderek savaşa katıldı. 1967 yılında da yakalanarak tutuklandı. Türk Hükümeti'nin yoğun siyasi baskıları sonucunda da serbest bırakıldı.

1968'de yasağın kalkması üzerine de Kıbrıs'a döndü. 1970 seçimlerinde de Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı'na seçildi. 13 Şubat 1975'de Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanının ardından da meclis başkanı oldu. 1976 yılında yapılan ilk genel seçimlerde de devlet başkanlığına getirildi. 15 Kasım 1983'de de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yeni cumhurbaşkanı oldu. 

Bir gazetecinin, Başbakan'ın, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a yönelik, "Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat. Türkiye'ye gelip de bazı marjinal gruplarla birlikte ben KKTC'nin Cumhurbaşkanı'nın bu tür toplantıları yapmasını maalesef üzüntüyle izliyorum" açıklamasını nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Yazıcıoğlu, Denktaş'ın bir "Türk evladı ve Türk kahramanı" olarak anavatanında konuşabileceğini söylemişti.

Muhsin Yazıcıoğlu, Kıbrıs'ta her zaman bağımsızlık mücadelesi veren ismin Rauf Denktaş olduğunu, ancak hep yalnız bırakıldığına dikkat çekerek, "Sayın Denktaş, Kıbrıs'ın yakın tarihinde en etkili kişiliklerden birisidir. Milli mukavemet teşkilatında var, arkasından Kıbrıs Barış Harekatı’nda var, KKTC’nin kurucusu ve KKTC’yi masada uzun yıllardır müdafaa eden bir devlet adamımız ve diplomatımızdır. Sayın Denktaş, bunları yaparken kendiliğinden yapmadı, kendi kafasından çıkanları uygulamış biri değil. TBMM’siyle Türkiye hükümetleriyle istişare ederek, Türk Devleti'nin Kıbrıs ile ilgili oluşturmuş politikasını takip eden ve savunan bir kişidir. Şimdi Mevcut Türk hükümeti, Kıbrıs ile ilgili anlaşılabilir, tutarlı, sürdürülebilir bir politika ortaya koyamamıştır. Hâlâ Başbakan'ın Kıbrıs ile ilgili politikasının ne olduğu tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Hükümet, Sayın Denktaş'ı bir taraftan müzakere için gönderirken, peşinden Denktaş'ın arkasından medyaya demeç vererek, oradan anlaşma yapmadan kalkması halinde felaket olacağını beyan etmiştir. Yani pazarlığa birini gönderiyorsunuz, sonra eğer Denktaş anlaşma, ve uzlaşamaz ise felaket olur diyorsunuz. Peki anlaşamayacağı bir şey gelirse masaya, ya uzlaşamayacağı bir konu getirilirse Denktaş buna rağmen anlaşmalı mı? Bunu Denktaş'a direkt söyleyemiyor" diye konuşmuştu.

Kapılar arkasında milli menfaatlerin tehdit altında olduğuna işaret eden Muhsin Yazıcıoğlu, Rauf Denktaş'ın böyle bir politikanın arkasında olmayacağını söyledi. Yazıcıoğlu, "Denktaş bu meselelerden dolayı masaya oturamaz, anlaşma yapamaz hale getirilmiştir. Kolunu kırıyor, bütün kozlarını alıyorsunuz, tek boyutlu bir politik çizgiyi önüne koyuyor ve diyorsunuz ki bunu yaparsanız iyisiniz. Bunun dışında önüne ne gelirse gelsin, her şeye teslim olduğunu söyler veya uzlaşırsan sen iyisin ve devam et diyorsun. Uzlaşmadığı takdirde, sürekli kavga eden ve işi çıkmaza sokan adamsın diye peşin olarak söylüyorsun. Muhataplara bu şekilde mesaj verirsen, masaya görevlendirdiğin insanın arkasında değil de karşısındaki Rum lobilerinin elini güçlendirecek pozisyonda davranıyorsan o masada kimse pazarlık yapmaz. Şimdi bir taraftan sayın Başbakan, Denktaş'ın elini zayıflatmıştır, diğer taraftan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı 'Ada bizim hiç olmadı ki verip kurtulalım. Osmanlı İngilizlere sattı. Türkleri kurtarmak için gittik. Ama nüfusumuzdan fazla toprak aldık, tabi ki vereceğiz' diyebiliyorsa, elimizde hiçbir pazarlık gücü bırakmıyorlar demektir. Bu pazarlıklar altında tecrübeli politikacı, devlet adamı Denktaş'ın bir kukla gibi eli kolu bağlı, adeta mahkum gibi imza atmaya sürüklenmiş olması kabul edilir bir şey değildir. Denktaş da bunu kabul etmemiştir" diye konuşmuştu. 

" Muhsin Başkan’ın şehadetinden sonra Rauf Denktaş, Muhsin Yazıcıoğlu için 'Çok üzgünüm. Yazıcıoğlu’na yazık ettiler' demişti.”

Mücadele dolu ömrü  13 Ocak 2012 tarihinde organ yetmezliği sebebiyle sona erdi. Vefatının ardından Türkiye ve KKTC'nde ulusal yas ilan edildi. Kıbrıs Sancaktarı ruhun şad olsun.

İşte Rauf ağabeyin bizden son isteği:

Kaybetme! Kaybedersen kaybolursun.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR