• BIST 103.186
  • Altın 227,073
  • Dolar 5,3171
  • Euro 6,0307
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 0 °C
  • İzmir 5 °C
  • Konya 1 °C

Matbaacılıkta Kamuyla Rekabet Ediyoruz

Kamudaki döner sermayeli matbaaların dışarıdan iş alabildiğini ancak kurumun işlerine dışarıdaki matbaalar teklif veremediğini söyleyen Ankara Matbaacılar Odası ve Matbaacılar Federasyonu Başkanı Hüseyin Gürbüz, küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu durum
Matbaacılıkta Kamuyla Rekabet Ediyoruz

 

UĞUR ÖĞÜT / HABERVAKTİM

 

Habervaktim’e konuşan Ankara Matbaacılar Odası ve Matbaacılar Federasyonu Başkanı Hüseyin Gürbüz, “Devletimiz esnafın yapması gereken ticareti yapmamalı” dedi. Kamudaki döner sermayeli matbaaların dışarıdan iş alabildiğini ancak kurumun işlerine dışarıdaki matbaalar teklif veremediğini aktaran Hüseyin Gürbüz, “Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler bu durumdan çok fazla etkilenmektedir” ifadelerini kullandı.

FEDERASYON KURULMASINA ÖNCÜLÜK ETTİK

Ankara Matbaacılar Odası ne zaman kuruldu? Kuruluşundan günümüze ne tür süreçlerden geçti?

Ankara Matbaacılar Ciltçiler Ve Sanatkârlar Odası 1979 yılında üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak mesleki yönden gelişmesini sağlamak amacıyla Ulus, Hilal Sokak’ta Satılmış Naz ve arkadaşları tarafından kuruldu. 1989 yılına kadar burada faaliyetine devam etti. O zamanki adıyla Matbaacılar Derneği, bugün İvedik Organize Sanayi bölgesinde bulunan Matbaacılar Sanayi Sitesi’nin kurulması için öncülük etmiş ve sitenin kurulmasını sağlayarak Ankaralı matbaacıların iş yeri sahibi olmasına destek olmuştur. 1980 yılından sonra ülkemizin içinde bulunduğu kağıt sorununu çözmek için benim de kurucuları arasında olduğum S.S. Matbaacılar Küçük Sanat Üretim ve Pazarlama kooperatifi kurulmuştur. Böylece Ankaralı matbaacıların büyük sorunu olan kağıt meselesi, SEKA’dan tahsis edilerek çözüme kavuşması sağlanmıştır. Ben de o yıllarda on yıla yakın bir süre bu kooperatifin murahhas azası görevini üstlendim. Odamız, 1989 yılında Toros Sokak’taki yeni yerine taşınmış ve faaliyetlerine burada devam etmiştir. Türkiye’de ilk defa Matbaacılar Rehberini çıkarmış ve 1979 yılından beri yayımlanan Matbaacıların Sesi gazetesini dergi olarak çıkarmaya başlayarak Odanın parasal yönden güçlenmesi sağlanmıştır. Odamız, 2010 yılında Türkiye genelindeki Matbaacılar Odaları ve Derneklerinin katılımıyla Matbaacılar Federasyonu’nun kurulmasına öncülük etmiştir. Oda, şu anda İvedik Organize Sanayi Bölgesindeki dört katlı yeni binasında meslektaşlarına hizmet vermektedir.

HİBE ALABİLEN TEK PROJE

Odanın faaliyetleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Odamız, üyelerine en iyi hizmet vermeyi ilke edinerek Ankaralı matbaacıların ve Türkiye’deki matbaacılığının sesi ve kulağı olmaya çaba gösteren öncü kuruluşlardan biridir. 218. sayısını çıkardığımız mesleki dergimiz Matbaacıların Sesi ile sektörün nabzını tutmaya çalışıyoruz. Düzenlemiş olduğumuz Geleneksel Matbaacılar Gecesi’nde meslektaşlarımızın ve ailelerinin buluşmasını sağlıyor, birlik ve beraberliğin artırılmasını hedefliyoruz. Gecemizde meslekte 25 yılını dolduran ustaları plaketle ödüllendirerek, onların acılı ve mutlu günlerinde daima yanlarında oluyoruz. Matbaacılar Federasyonu çatısı altında yaptığımız toplantılarda tüm Türkiye’deki matbaacılarla bir araya gelerek “hiçbirimiz hepimizden güçlü değiliz” diyerek sektörümüzün sorunlarının ancak birlik ve beraberlik neticesinde ortak hareket ederek sağlanabileceğini vurguluyoruz. Hem Ankara’da hem de Federasyon çatısı altında diğer illerde devlet yetkilileri ve resmi kurumlar ile sıkıntılarımızın çözümüne yönelik görüşmeler yapıyoruz. Bunların dışında her yıl düzenlediğimiz Halı Saha Turnuvaları, İftar organizasyonları gibi etkinliklerle dostlukların pekişmesine aracılık ediyoruz. Fuarlar, her sektör için yeni yollar açabiliyor. Biz de yurt içi ve yurt dışı fuarlara üyelerimizin katılımını sağlayarak mesleki gelişimlerinin ve ticaret hacimlerinin artmasına katkı sağlıyoruz. Çırak ve usta sorunu her alanda olduğu gibi matbaa sektöründe de büyük bir sorun. Hem Esnaf Odaları Birliğinde hem de Milli Eğitim Bakanlığı düzeyinde birçok girişimlerimiz oldu. Bu sorunun mutlaka devlet tarafından önemle ele alınıp gelişmiş ülkelerdeki uygulamalardan yararlanarak yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Grafikerlerin matbaalar için önemi büyük. Biz de bu konuya önem vererek bazı girişimlerde bulunduk.  Çalışma Bakanlığı’nın AB Hibe Programına yapmış olduğumuz “Nitelikli Grafik Tasarımcı Yetiştirme Projesi” başvurumuz kabul edildi. Bu proje Esnaf Odaları arasında hibe alabilen tek proje. Önemli bir başarı elde ettiğimizi düşünüyoruz. Önümüzdeki günlerde başlayacağımız eğitimlerle yetişecek gençlerimiz nitelikli birer grafiker olarak sektörümüzde çalışmaya başlayacaklar.

ESNAFI HİÇE SAYAN POLİTİKALARA KARŞIYIZ

Matbaacılık mesleğinde teknoloji her gün yenileniyor, bu teknolojiye ayak uydurmakta esnafımız zorluk çekiyor mu? Dijital matbaaya geçişte ne tür sıkıntılar yaşanıyor?

Dijitalleşme ile birlikte sektörümüz büyük bir değişime girdi. Her geçen gün yeni makineler yeni teknolojiler üretiliyor.  Bir dijital makinenin fiyatı 5-10 milyon TL arasında değişiyor. Zaten bunları alan firmaların sayısı da azdır. Dijital, gelişmiş matbaacılık için prova makinesidir aslında ancak son yıllarda asli baskı makinesi olarak, kişiye özel ve kısa tirajlı işler için kullanılıyor.  Ama şu konu yanlış anlaşılmasın. Biz dijitale değil, ülkemizde uygulanmakta olan küçük ve orta ölçekli esnafı hiçe sayan politikalara karşıyız. Büyüğün daha da büyüdüğü küçüğün daha da küçüldüğü bir anlayışın karşısındayız. Avrupa’da, küçük ölçekli matbaa çok azdır. Bu az sayıdaki işletmeler de küçük bürolar şeklinde çalışıyor. Diğer matbaaların hepsi çok büyük devasa ölçekli matbaalar. Ancak bu kadar büyük olmanın da şartları var. Bunlar, küçük esnaf için yerine getirilmesi zor koşullar. Avrupa’da teknolojinin gelişimiyle çok hızlı ve büyük boyutlarda baskı yapan makineler üretiliyor. Ancak ben bu kadar hıza ve yüksek teknolojilere ihtiyaç olmadığını düşünüyorum. 

BURADA BİR TERSLİK YOK MU?

Birçok devlet kurumunun ve büyük holdinglerin matbaası mevcut, bu durum matbaacılara nasıl yansıyor?

Bu konu bizim her platformda dile getirdiğimiz bir sıkıntı. Devletimiz esnafın yapması gereken ticareti yapmamalı. Devlet, sürekli matbaa yatırımı yapıyor. Resmi dairelerin her katında dijital kopya merkezleri var. Neredeyse her kurumun, kendi matbaası bulunuyor. Şu an maalesef matbaası olmayan bir kamu kurumu yok denecek kadar azdır. İşin ilginç tarafı kamu kurumlarındaki döner sermayeli matbaalar dışarıdan iş alabiliyor fakat kurumun işlerine dışarıdaki matbaalar teklif veremiyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler bu durumdan çok fazla etkilenmektedir. TESK, esnafın üst kuruluşu olan bir sivil toplum kuruluşu. Ancak TESK, basit usulde kullanılan evraklarının basımını temsilcisi olduğu esnafa değil de sanayi odalarının üyesi olan büyük matbaalara yaptırıyor. Burada bir terslik yok mu sizce? Hem esnafın temsilcisi olduğunuzu iddia edeceksiniz hem de esnafı zor durumda bırakan uygulamalara imza atacaksınız. Matbaacılık, yakın gelecekte yok olacak meslekler arasında gösteriliyor. Maliye ile anlaşmalı matbaaların yüzde 90’ı üyemizdir. Bu matbaaların fiş, fatura, sevk irsaliyesi basmaya izinleri var. Eğer bu işi de elimizden alırlarsa Türkiye genelinde 4 bin civarındaki matbaanın 3 bin 500’ü kapanır.

YERLİ SERMAYEYE DESTEĞİ VERİLMELİ

Türkiye'de matbaacılık dünya ülkelerine kıyasla ne durumda?

Ülkemiz maalesef eğitimde, sporda ve diğer alanlarda Avrupa’dan geride. Çoğu sektör de dünyanın epey gerisinde kalmış durumda. Fakat bizim sektörümüz olan matbaacılık ve baskı sektörünün diğer ülkelerle yarışır durumda olduğunu söyleyebilirim. Bunu özellikle yurt içi ve yurt dışı fuarlara gittiğimizde daha net görebiliyoruz. Elbette küçük esnafın yenilikleri takip etmesini ve rekabetçi davranmasını beklemek şu anki şartlarda doğru değil. Bu söylediklerim, yüksek maliyeti olan makineleri ithal edebilecek büyük matbaaları kapsıyor. Örneğin dünyanın en büyük matbaacılık fuarı olarak bilinen Drupa’da tanıtımı yapılan bir makineyi sektörün önde gelen firmaları hemen Türkiye’ye getirip kurulumunu yapabiliyorlar. Bu arada şunu da söylemek istiyorum. Bu makineler milyon dolarlık fiyatlara sahip. Türkiye’de bu tarz yeni ürünleri alabilecek üç beş firma var sadece. Geriye kalan işletmeler ya ikinci el makine almak ya da yerli makinelere yönelmek zorunda. Bu aşamada devletimizin yerli makine üreticilerine, dolayısıyla yerli sermayeye gereken önemi ve desteği vermesi gerekiyor.

NİTELİKLİ ELEMAN SIKINTISI VAR

Esnaftan size gelen en büyük şikâyetler nelerdir, matbaacılığın sorunları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Çantacı tabir edilen kişiler kapı kapı dolaşıp kartvizit, broşür, çanta işlerini alıp organze matbaalarda yaptırıyorlar. Vergi mükellefi değiller, fatura kesilmiyor. Bundan dolayı küçük esnaf büyük zarar görüyor. Organize matbaacılık, kopyalama merkezlerinin çoğalması ile bizim yaptığımız işlerimizi yapar hale geldiler. Az önce de bahsettiğim gibi kamu kurumlarının matbaaları da olumsuz yönde etkilemektedir. Çıraklık Okulları’nın yetersizliği ve nitelikli eleman sıkıntısı da sektörün çözüm bulması gereken sorunlardan bazıları. Meslek Liselerindeki matbaacılık bölümü ile Üniversitelerin Basım Yayın Teknolojileri bölümleri var. Ancak hem eğitim yönünden hem de sektöre katkısı bakımından yeterli değil. Birçok evrak basılmıyor artık. Örneğin e-fatura gibi matbu birçok evrak, internet ortamında yapılıyor. Bu uygulamalar da bizim aleyhimize oldu.  Maliye Gelir Dairesi Başkanlığı’yla anlaşmalı işlerde, taban fiyat uygulaması istiyoruz.  Önümüzdeki yıllarda okullarda tablet ile eğitim uygulaması gerçekleşirse ders kitaplarının basımını yapan matbaalar bundan olumsuz etkilenecektir. Ancak burada şunu belirtmek isterim ki her ne kadar günümüzde e-kitap teknolojisi gündemde olsa da eline bir kitap veya dergi alıp okumanın duygusu daha uzun yıllar vazgeçilmez olacaktır. Sektörümüz büyük oranda dışa bağımlı. Makine, kâğıt veya matbaa malzemeleri çoğunlukla ithal olarak geliyor. Kâğıt üretimimiz de kısıtlı. Eskiden SEKA gibi bir değerimiz vardı. Şu an üç dört üreticinin ürettikleri dışında kâğıt da büyük oranda yurt dışından geliyor. Zaten ülkemizdeki fabrikalar da kâğıdın ham maddesi olan selülozu ithal ediyor. Dışarıdan gelen basılı ürünlerde ise KDV oranı düşük. Bayram ve yılbaşı gibi günlerde eskiden çok çeşitli tebrik kartları üretilirdi. Bunlar mazide kaldı. Seçim zamanları da afiş veya el ilanı fazla kullanılmıyor artık. Bankaların, eczanelerin, akaryakıt istasyonlarının ve birçok sektörün promosyonlarının yasaklanması da matbaacıları olumsuz yönde etkiliyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73