Medyada çocuk zamanı

Medyada çocuk zamanı

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesince düzenlenen 'Medyada Çocuk Zamanı' konferansı medyada çocuğun temsili ve çocukların medyadaki konumu tartışıldı.

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi 'Medya ve Çocuk' dersi öğrencilerinin öncülüğünde düzenlenen 'Medyada Çocuk Zamanı' konferansında, medyada çocuğunun temsili, çocuğun tüketim alışkınlıklarında medyanın etkisi, çocukların dijital ve sosyal medyayı kullanımı, internetin bilinçli kullanımı, çocukların beslenmesinde medya etkisi konuları tartışıldı. Konferans İstiklal Marşı ve açılış konuşmalarından sonra, 'Medya Mensupları, Çocuklar ve Hassasiyetler' başlıklı oturum ile başladı. Bu ilk oturumda, Hürriyet Gazetesi'nin Okur Temsilcisi gazeteci Faruk Bildirici, Ankara Reklamcılar Derneği Başkanı Bora Hızal ve reklamcı Emre Ezik söz aldı. 

"MEDYA ŞİDDET DİLİNDEN KAÇINMALI"

Gazeteci Faruk Bildirici, "Medyada kadının temsili çokça tartışılmasına rağmen; çocuk sorununa çok az değiniyoruz. Konferansı bu açıdan önemli olduğunu düşünüyorum." dedi. Bildirici, medya ve çocuk ilişkisini şiddete yönlendiren içerikler üzerinden açıkladı. Bildirici, "Şiddet haberlerinde gereksiz detaylara girilerek, habere bir özendirme boyutu kazandırılıyor. Bu haberi okuyan şiddette meyilli kişiler, çocuğa karşı şiddete özendiği gibi; çocuk açısından şiddeti normal görme ileride şiddete meyal gibi ruhsal sorunlarla karşılaşıyoruz." diye konuştu.

"TÜKETİCİ OKUR-YAZARLIĞI ÖNEMLİ"

Ankara Reklamcılar Derneği Başkanı Bora Hızal, Sağlık Bakanlığı, çocuk programlarında ve program aralarında reklamları yasaklanan ürünlerin 5 kategoride toplandığını belirterek, "Çocukları, bu kategoriler ile belli ölçeklerde bu ürünlerden uzak tutabilirsiniz. Bu açıdan bence, medya okuryazarlığı kadar, tüketici okuryazarlığına özendirilmesi gerekiyor. Çocuklar kadar ebeveynler de sağlıklı tüketici olmalıdır." diye konuştu.

ÇOCUKLARI ZARARLI İÇERİKLERDEN KORUMAK

Bilim Teknoloji Kurulu İnternet Dairesi Bilişim Uzmanı Dr. Şahin Bayzan, internetteki içeriklerin bir yönü ile özendirici olduğunu ifade ederek, "Gerek Türkiye'de gerek dünyada özellikle dijital nesil olan çocuklarda ve gençlerde etkin bir şekilde kullanılması, günümüzde dijital vatandaşlık kavramının ortaya çıkmasına sebep olmuştur." diye konuştu. Bayzan, 'dijital vatandaş' kavramını ise şöyle açıkladı: "Bilgi ve iletişim kaynaklarını kullanırken eleştirebilen, etik sonuçlarının farkında olan, teknolojiyi başkalarına zarar vermeyecek şekilde kullanabilen, internet ortamında iletişim hakkını kullanan, yaptığı paylaşımlarında ve işbirliğinde doğru tutumu sergileyen ve başkalarını da bu yönde teşvik eden vatandaştır."

Konferansın 'Türk medya ve çocuk hareketi' başlıklı son oturumunda Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Kübra Nur Akdoğan, Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) uzmanı Sevgi Hasipek, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü uzmanı Dr. Sektan Ökten ile canlı bağlantı ile oturuma katılan Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin sunumlarını gerçekleştirdi.

ESAS SORUN ŞEKER Mİ?

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü'nden Dr. Yavuz Dizdar, 'Çocukların Beslenmesinde Medya Etkisi' başlıklı konuşmasında, "Esas sorun şeker değil; uzun raf ömürdür. Şeker, raf ömrünü uzatmak için birebirdir." dedi. Bu tespitini bazı örnekler ile destekleyen Dizdar, "Dışı kalın ve çatırdayan dondurma reklamını izlemeyen yoktur. O dondurmayı ev sıcaklığında bırakın bakalım çikolatası eriyor mu? Ben söyleyeyim erimiyor. Neden? Raf ömrünün uzatması gerekiyor da ondan. Dondurma külahın altındaki çikolatada aynısıdır. Eriyip dökülmesini engellemek içindir; sizin gönlünü hoş tutsun diye bir sürpriz değildir." diye konuştu.

"BİR KOLİ YUMURTA NASIL 10 LİRA OLUYOR?"

Yavuz Dizdar, başta yoğurt ve yumurta gibi doğal besin kaynakların hepsinin raf ömrünün uzun olmasının altında yatan nedenin genetiği değiştirilmiş organikler olduğunu ifade ederek, bir koli yumurtanın 10 liraya satılmasının altında yatan neden budur. Yoğurtlar neden bozulmuyor diye soran Dr. Dizdar, "Yoğurtların son kullanma tarihi var. Eve getirip kapağını açıp dolaba koyduktan sonra aylar sonra bile bozulmuyor. Doğal olsaydı bozulurdu." dedi.
Çocukların beslenmesinde medyanın etkisine de değinen Dr. Dizdar, "Reklamların hepsinde çocuğu sağlıklı atıştırmalıklar ile büyütün; ona sürpriz hazırlayın ve konuyu hep üniversite mezunu anne bağlayın ilkesi işler. Bu yeni kentli insanın beslenme alışkanlıklarını düzenlemenin bir parçasıdır." dedi. 

"İnsanlar televizyon izlemeye mecbur mudur? " diye soran Dizdar şöyle devam etti: "Bütün reklamların temelinde bir tüketim mantığı vardır. İnsanlar televizyonda kanserojen içeren genetiği bozulmuş besinlere dair bir haber izliyorken reklam arasında metroseksüel şehir insanın tüketim alışkanlıklarına yönelik programlar izliyor. Şimdi ben de medyanın bir parçası olarak bir televizyon yorumcusu olarak bunu da sorguluyorum."

Uğur DUYAN/HABERVAKTİM
 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.