• BIST 110.477
  • Altın 275,921
  • Dolar 5,8011
  • Euro 6,4759
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 15 °C
  • İzmir 16 °C
  • Konya 10 °C

AVRUPA BİRLİĞİ (AB) NEDİR? NE DEĞİLDİR?

İsmet TAŞ

 

Avrupa Birliği tarihine baktığımızda; Batı, özellikle Fransa ve Almanya’nın 1870-1945 tarihleri arasında şiddetli savaşlar yapması neticesinde, buna son vermek  maksadı ile,  ilk etapta altı ülke ,(Fransa, Almanya, Lüksemburg, Belçika,İtalya, Hollanda) bir araya gelerek Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)nu oluşturarak, siyasi ve ekonomik birleşme yoluna gidildiği görülür.

Bu altı devlet 1957 de işgücü ve mali hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluk kurdular. Adına da Avrupa Ekonomik Topluluğu dediler. (AET)

1965 de Füzyon Anlaşması  (Birleşme Anlaşması) ile AET, AKÇT ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM), “Avrupa Toplulukları” adı altında birleştiler. Daha sonra bu topluluğa, Danimarka, İrlanda ve İngiltere uzun tartışmalardan sonra katıldılar. 1981 Yunanistan 1986 ispanya Portekiz ile birlikte 12 üye oldu. Tek Avrupa Pazarı 1986 yılında gerçekleşti.

Berlin duvarının yıkılması ile Avrupalı devletler daha güçlü bir birliğin oluşmasına karar verdiler. 1993 yılında Avrupa Birliğini oluşturdular. Bu kararla Birliğe üye ülkeler, serbest dolaşım, parasal birliğin sağlanması,  Avrupa vatandaşlığının oluşması, iç ve dış güvenlik,  adalet konuları gibi daha birçok konularda işbirliğine gittiler.

Birlik, 1995de Avusturya, Finlandiya İsveç in katılımıyla  15 üyeye yükseldi.  2002 yılında Euro ortak para birimi oldu ve 12 ülkede kullanılmaya başlandı.

2004 yılında 10 yeni ülke (Çek Cumhuriyeti, Estonya, GKRY, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya) Avrupa Birliği'ne katıldı. 2007 yılında, Bulgaristan ve Romanya'nın daha sonra Hırvatistan’ın katılımıyla AB'nin üye sayısı 28 eyükseldi. İngiltere’nin halk  oylaması sonucu ayrılması ile  üye sayısı 27 ye düştü..

2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Anlaşması ile, AB’nin karar alma mekanizmalarındaki tıkanıklıkların giderilmesi ve Birliğin daha demokratik ve etkili işleyen bir yapıya kavuşması hedeflendi. Bu hedef doğrultusunda kapsamlı değişikliklere gidilerek, Avrupa Topluluğu'nu kuran Antlaşmanın adı "Avrupa Birliği'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma" olarak değiştirildi.

Türkiye'nin AB macerası ise;

Türkiye, AB ye kuruluşundan hemen sonra 1959 yılda müracaat etmiş, üyelik şartları gerçekleşinceye kadar bir ortaklık anlaşması imzalamıştır.  Bu anlaşma 1964  tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Dönemin Başbakanı İsmet İnönü AB ile Ankara Anlaşmasını imzalamış; "Beşeriyet tarihi boyunca insan zekâsının vücuda getirdiği en cesur eser" olarak tanımlamıştır. !!!”

Türkiye 70 yıllarda şartları yerine getirmeye çalışmış ama başarılı olamamıştır.  80 ihtilali ile ilişkiler askıya alınmış,  83 de sivil iktidar dönemi ile birlikte görüşmeler tekrar başlamıştır.

Türkiye 1987 yılında tam üyelik için başvurmuş,  1989 da ancak cevap vermişlerdir. “Türkiye'nin, Topluluğa katılmaya ehil olmakla birlikte, ekonomik, sosyal ve siyasal alanda gelişmesi gerektiğini ifade etmişler,  bu nedenle, üyelik müzakerelerinin başlaması için bir tarih belirlenmemesi ve Ortaklık Anlaşması çerçevesinde ilişkilerin geliştirilmesi” önerilmiştir.(Yani; “sizi süründüreceğiz” demişlerdir.)

Nihayet 1999 yılında, Devlet ve Hükümet Başkanlarının katıldığı Helsinki ZirvesindeTürkiye’nin adaylığı resmen kabul edilmiştir. !!!

2001 yılında Katılım Ortaklığı Belgesi imzalanmış, bu belgeye göre Türkiye bütün programlarını bu ortaklık belgesine göre düzenleyecektir.  Siyasi iktidarlar bu çerçevede hareket etmişler; “Uyum Yasaları, Demokrasi Paketleri, Anayasa değişiklikleri”ile Avrupa Birliğinin istekleri yerine getirilmeye çalışılmıştır.  2005 yılındada müzakereler başlamıştır.

O dönemlerde değişik yer ve zamanlarda uyum yasaları hayata geçirilirken, “Türk İnsanı, hayat standartlarının iyileşmesi açısından en az Avrupalı kadar bu hakka sahiptir. Temel hak ve özgürlükleri Avrupa istediği için değil, kendi insanımız bunu hak ettiği için olmalıdır “ dedik ve demeyede devam edeceğiz.

            Kısaca özetlemeye çalıştığımız Avrupa Birliği tarihi ve Türkiye macerasına baktığımızda;

            Avrupa açısından;

            - Bu Birlik kaba hatlarıyla tamamen Avrupa ülkelerinin ve insanının,  birlik, beraberlik, barış içinde yaşamak, dini inançlarını yaymak ve muhafaza etmek ekonomik, siyasi ve sosyal birlikteliği sağlamak, hayatı kolaylaştırmak için kurulmuştur. (Halk deyimiyle, “aman artık ne olur birbirimizle savaşmayalım! kardeş kardeş geçinelim! Bırakın sizin yerinize başkaları savaşsın, sizde parsayı toplayın”  demenin bir başka yolu. Olan olaylara baktığımızda, bunun böyle olduğunu görürüz.)

            -Görüldüğü gibi bu Birlik, koyu bir Hristiyan anlayışa sahip ülkeler tarafından kurulmuştur. Dinsel bir özellik taşımaktadır. Hatta zaman zaman üye ülkelerin temsilcileri, “Burası Hristiyan bir Birliktir, Müslümanların işi yok” demişlerdir. Yani Avrupa Birliği aynı zamanda bir Hristiyan Kulübüdür.(Avusturya’nın dediği gibi)

            - Kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda, ortaya koydukları kurallar çerçevesi içerisinde, dışarıdan üye olmak isteyen ülkelere ayar vererek kendi isteklerini uygulatmak istemişler, üye olacak ülkeler üzerinde emperyalist baskılar oluşturmuşlardır. Bir nevi kendilerini o ülkelerin efendileri gibi görmüşlerdir. (son olaylar bunun en çarpıcı ifadesidir. )

            - AB’ye baktığımızda,  kuruluşundan bu güne kadar hiçbir Avrupa ülkesi birbirleri ile ne savaşmışlar ne de ciddi problemleri olmuştur. Çünkü ortaklaşa almış oldukları kararlarla, Müslüman ülkeleri sömürmüşler, birbirlerine düşürmüşler, adına Müslüman dedikleri  terör örgütleri kurmuşlar onların vasıtası ile hegemonyalarını gerçekleştirmişlerdir.

            -Sağlamış oldukları ekonomik birliktelik ve bunun beraberinde getirdiği parasal güç ile, dünya ekonomisine yön vermeye, dengeleri değiştirmeye, ülkeleri baskı altında tutmaya,  yeni sömürgeler elde etmeye başlamışlardır.

            Türkiye açısından;

            - Ekonomik gelişim, Serbest Pazar, serbest dolaşım  hayalı,

            - Daha fazla ihracat yapmak ülke ekonomisi geliştirme, Pazar bulma, rüyası,

            -Bilim ve Teknoloji transfer etme umudu,

            -Avrupa'nın, sağlık,  ekonomi, eğitim, alanlarından faydalanma fırsatı,

            -Suçluların iadesinden, terörün son bulmasına kadar bir dizi beklentiler,

            -AB nin  İnsanımızın ve ülkemizin dünyaya açılma penceresi olarak görülmesi,

            -Türkiye’nin  her konuda gelişimine  Avrupa’nın katkı sağlayacağı inancı.

            - Belli bir kesimin Avrupalı olma sevdası… Modern, çağdaş hayat hayali…

            Avrupa Birliğine girme ısrarı ve AB nin bütün dediklerini yapma eğilimi,  Dini dejenerasyonundan ahlaki dejenerasyonuna  varıncaya kadar bir çok alandaki yıkıcı etkileri ve insani değer yargılarımızdan kopma, uzaklaşma, kendi kültür ve değerlerimizi kaybetme tehlikesinden dolayı özellikle 70 li yıllarda , ülkemizin  önde gelen sivil toplum örgütlerinden,  Yeniden Milli  Mücadele Birliği, Milli Türk Talebe Birliği,  Ülkü Ocakları, Milli Gençlik Vakfı gibi  milliyetçi muhafazakar  kanat şiddetle bu birliğe girilmesine karşı çıkmış, özellikle Yeniden Milli Mücadele Birliği'nin; “ORTAK PAZAR, MİLLETE MEZAR” sloganı ile tepkilerini  dile getirmişlerdir. Ancak siyasi iktidarlar aynı hassasiyeti gösterememiş, gelişim, teknoloji, ilerleme ve çağdaşlaşmayı batı da görmüşlerdir.

            Görüldüğü gibi maalesef siyasi iktidarlar sayesinde AB nin kapısında 60 yıldır beklemekteyiz. Onurumuzun ve gururumuzun ayaklar altına alınmasına göz yumulmuştur.  

Buraya kadar kısa ve öz olarak, Avrupa Birliği nedir ? Ne değildir? Tarihsel süreç içerisinde vermeye çalıştık..İnşallah bir sonraki yazımızda, “AVRUPA BİRLİĞİ POLİTİKAMIZ NE OLMALIDIR?” sorusuna cevap aramaya çalışacağız… Selam ve dua ile…

İSMET TAŞ

İç Anadolu Birliği Genel Başkanı

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73