• BIST 108.846
  • Altın 274,616
  • Dolar 5,7948
  • Euro 6,4539
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 10 °C
  • İzmir 12 °C
  • Konya 4 °C

Ben böyle bir "demokrasi"! İstemiyorum!

İsmet TAŞ

    HDP Milletvekili Leyla Güven, “Savaş çıkartan zihniyet Kürt sorununu çözümsüz bırakan zihniyettir. Bu sürdüğü sürece gerillaya (PKK) katılım da sürecek, savaş da olacak, çatışmada” sözleri ile, bütün dünya, bu günkü terörün kaynağını, kimler olduğunu, kimlerin neden olduğu, kimlerin bu terörü devam ettirmek için çırpındığını, bu kez resmi bir ağızdan bir HDP Milletvekilinden duydu. Aklı selim hiç kimse, kurum, kuruluş, uluslararası örgütler PKK terörünün geldiği noktada arkasında kimlerin olduğunu sorgulamayacaklar. Aslında bilinenin resmi bir ağızdan ifadesiydi bunlar. 

    Şimdi bu söz dünya da hangi ülkede söylenirse söylensin, teröre, teröriste açık aleni bir destek olarak algılanır ve gereği yapılır. 

    Hızlı bir şekilde aklımız dan onlarca soru geçiyor. 

    Bu kadın nereden ve kimlerden cesaret alarak böyle bir açıklama yapma cüreti gösteriyor?

    Bir yerlerden talimat alarak mı böyle bir açıklama yaptı? Neden?

    Evlatları için göz yaşı döken, günlerce HDP Diyarbakır İl Binası önünde bekleyen anaların gözlerinin içine baka baka hangi insani olmayan duygular içinde konuştu?

    Bu kadının demecinden bir gün sonra PKK tarafından Diyarbakır’ ın Kulp ilçesinde 7 sivil vatandaşımızın şehit edilmesi tamamen bir tesadüf mü?

    Böyle bir durumda adaletin hızlı bir şekilde işlemesi gerekmiyor mu?

    Kürt sorunu sakızı yıllarca çiğnene çiğnene çürümedi mi? Doğudaki vatandaşımız, batıdaki vatandaşımızdan daha az hangi haklara sahip? Kayyum olarak atanan üç validen ikisinin Kürt kökenli olduğunu düşünürsek bu görüş çoktan çürümedi mi? Doğudaki vatandaşlarımız hangi hak ve özgürlüklerden kısıtlı. 

    (Başta PKK teröründen medet umanlar, menfaat ve çıkarlarının gitmesinden korkanlar bilmelidirler ki, yüzyıllardır Türk-Kürk kardeştir, et ve tırnak gibidir. Bugüne kadar ayrıştıramadınız, bugünden sonra da buna asla izin vermeyeceğiz.) 

    Gelişmiş demokrasilerde, silahı ve şiddeti övmek bile suç iken, nasıl olurda bir ülkenin vekili çıkıp teröre ve teröriste açık bir şekilde destek veriyor?

    Ve halk merak ediyor, bu vekilin söyledikleri ile, Bülent Arınç’ın, “Ahmet Türk’ü tanırım saygı duyarım, terörle bağlantısı yoktur, haksızlık yapılmıştır” sözü arasında bir fark var mı?

    Demokrasi gerçekten bu mu? İstediğin zaman istediğin terörü ve teröristi övecek destekleyeceksin, sonra o teröristler istediği zaman istediği yerde katliam yapacak, sonra onlar alkışlanacak tepki gösterilmeyecek, tepki gösterenleri de demokrasi düşmanı ilan edeceksin. Gerçekten böyle bir dünya var mı?

    Bir siyasi parti düşünün çocuklarımızı gençlerimizi kandırarak dağ kaçıracak, zorla terör örgütüne katılımını sağlayacak, anaların göz yaşları sel olup akacak o malum parti duyarsız kaldığı gibi siyasi faaliyetlerine devam edecek! 

    Ya sahi gerçekten demokrasi bu mu?

    45 yıllık PKK terörünün geldiği nokta.

Anaların isyanı 45 yılın en önemli olayı.

Peki halkımızı yanlış yönlendiren siyasilere ne demeli? “Gidin devletin kapısında ağlayın” Ve bunu söyleyen bir kadın, bir ana. Hem de evladı olan bir ana.  Siyasetçilerimiz, asıl suçlu ayan beyan ortada iken hedef saptırmaları hangi ruh halinin eseri. Devlet zaten dağda bütün güvenlik güçleri ile mücadele ediyor elinden geleni yapıyor. Ama halk desteği silahlı mücadeleden çok daha önemli. Bu gözü yaşlı anaların mücadelesini silahlı mücadeleden çok daha fazla önemsenmesi gerekmez mi? Hangi demokratik anlayışa göre demeç veriliyor? Anlayan var mı?

    Bütün bu saydıklarımızın adı demokrasi ise ben böyle bir demokrasi istemiyorum.  Hangi rejim hangi sistem, hangi anlayış tarız halkın huzur ve refahını düşünüyorsa, hak ve özgürlükler, bir başkasının hakkını ve özgürlüğüne müdahale olduğu anda bitiyorsa, üstünlerin değil, hukukun üstünlüğü her zaman söz konusu olursa, adalet toplumun her kurumuna sirayet etmişse, hayat hakkının kutsal sayılıp, buna son verene hayat hakkı tanımayan sistemin adı ne ise ben o sistemi istiyorum. 

    Bu anlamda bu günkü uygulanan sistem demokrasi mi? Asla deği!  Din, dil, ırk, mezhep ayrımı gözetmeksizin, hak ve özgürlüklerin tesisi, kurum ve şahısların korunması konusunda hassasiyet gösteren sistemin adı ne ise ben o sistemi destekliyorum.  

    Analar ağlamasın, göz yaşları sel olup akmasın, evlatlarımıza sahip çıkılsın, teröre, teröriste destek veren terörist sevicilerine gereken en ağır ceza verilsin anlayışına sahip her türlü rejim kabulümdür. 

    Hem milletin parası ile keyif süreceksin, hem de milletin parası ile yine millete düşmanlık yapacaksın! Hainlikte sınır tanımayacak, elini kolunu sallayarak gezeceksin!  Buna şiddetli karşı çıkan, gereğini yapan hangi rejim ve sistemse ben o rejim ve sistemi destekliyorum. 

    Devlete yönelik her türlü suç vatan hainliği sayıldığı ve gereğinin yapıldığı, idamın olduğu bir sistem istiyorum. 

    O sistemin adının ne önemi var. Adına ne derseniz deyin. Yeter ki hak, hukuk, adalet ve gerçekten hürriyetimizi koruyan ve buna tecavüz edenlere gerekenleri yapan bir sistem olsun!

    Neyi değiştirecekseniz değiştirin, hangi caydırıcı cezaları getirecekseniz getirin, neyi ıslah edecekseniz edin, isteseniz bütün hukuk kitaplarını yeniden yazın, ne yaparsanız yapın, ama bir an evvel yapın. 

    Aksi halde yöneteceğiniz ne bir devlet ne de bir millet kalacak. Çünkü, şerefsizler, alçaklar, hainler görevlerini en hızlı bir şekilde yapmaya devam ediyorlar…

    İsmet TAŞ – İç Anadolu Birliği Genel Başkanı
                        Dünya Muhabirler Birliği Türkiye Başkanı

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73