• BIST 104.107
  • Altın 269,818
  • Dolar 5,7656
  • Euro 6,3574
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 20 °C
  • İzmir 20 °C
  • Konya 15 °C

Bir neslin yok edilme projesinin adı: LGBTİ

İsmet TAŞ

Edep ve hayâ dışı bazı konuları konuşmaktan çekinirken, ayıp sayar susarken, şimdilerde bırakın edep ve hayâ dışı konuşmayı alenen yapar hale geldik. Bunu da aştık bunların normal, ayıplanmaması ve kınanmaması gereken işler olduğu konusunda konuşur olduk.  

Her türlü pisliğin, her türlü hastalıkların batıda olduğunu iddia eder, kimse bizim toplumumuzu bozamaz,  çünkü biz, “Müslümanız” derdik. Ama indirilen dinden uzaklaştıkça başımıza nelerin gelebileceğini asla tahmin edemedik.

Yozlaşma, kokuşma, bozulma, yok oluşa giden yıkılış o kadar hızlı oluyor ki baş döndürücü ve hayrete şayan bir şekilde devam ediyor. Dün konuşmaktan bile hayâ ettiğimiz konular bugün fütursuzca insan hak ve özgürlükleri maskesi altında yaygın hale getirilmeye ve normalmiş gibi algı yaratılmaya çalışılmaktadır. Hepimizin bildiği Frengi ve AİDS Batı hastalıkları olarak kabul eder  aşırı tepki gösterirken bugün bırakın bu tür hastalıkları aynı cinslerin evlenmelerinin olduğu günlere geldik.

Yani bozuşma, kokuşma, yozlaşma ve yok oluş büyük bir hızla devam etmektedir.

Batı da ne varsa; uyuşturucu, intiharlar,  LGBTİ ve her türlü ahlaki bozukluklar bizde de aynı hızla oluşmaya başladı. Yani müthiş bir hızla modernleşiyoruz! Çağdaşlaşıyoruz! Batılaşıyoruz!

Cinsiyet gelişim bozuklukları, LGBTİ, “ lezbiyen, gey, biseksüel, traansger, interseksüel, traversti” insanları ifade eder. Bu kelime bazen de eşcinsel insanların haklarını ifade etmek üzere kullanılır oldu.

Bu insanlar her yıl haziran ayı sonunda, “Onur Yürüyüşü” yaparlar. Ve maalesef bu yürüyüşe bazı siyasi partilerimizin milletvekilleri de katılırlar ve her türlü desteği vereceklerini ifade ederler. Türkiye de ki ahlaki dejenerasyon konusunda bu partimiz her zaman ön sıralarda olurken samimi, vatan, millet, bayrak konusunda hassas olan taraftarlarının ses çıkarmaması ise son derece düşündürücüdür!

 LGBTİ ler, Türkiye de ilk defa 1993 yılında “Cinsel Özgürlük Haftası"nı kutlanmak istenmişler ancak İstanbul Valiliği izin vermemiştir. Bu haftayı düzenlemek için yurt dışından insanlar gelmiş daha sonra sınır dışı edilmişlerdir.

Bir başka üzüntü verici olay,  ne yazar çizer takımı ne sosyal medya ne yetkililer ne de ailelerin bu konuda ciddi bir tepki verdiklerini söylemek mümkün değil. Ya olayın vahametinin farkında değiller ya da büyük bir gaflet içendedirler. 

Sizler gördünüz, duydunuz, biliyorsunuz!  Bu tip sapık ilişkilerin ne tür hastalıkları beraberinde getirdiğini, insanı psikolojik bozukluklara sürükleneceğini, ölüm ve intiharlarla sonuçlanacağını, sosyal ve psikolojik hastalıkların çığ gibi büyüyeceğini! Peki bu konularda ciddi uyarılar yapıldığını, tedbirler alındığını gördünüz mü duydunuz mu? PEKİ NEDEN?!

Oysa ki başta çocuklarımız hedef alınarak, internet oyunları ve çizgi filmler başta olmak üzere, her türlü reklam ve sosyal medya ile LGBTİ yani eşcinsellik sosyal hayatımıza entegre edilmeye çalışılmaktadır. Batılı aileler tarafından bile tepki ile karşılanan olaylar, maalesef bizim birtakım satılmış siyasilerimiz tarafından açık açık desteklenmektedir. Halk,  bütün bu olanları, uyuşturulmuşçasına tepkisiz, duyarsız bir şekilde seyretmektedir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı ile. Ama o yılan bir gün mutlaka kendilerini de sokacağı unutulmamalı.

Gerek hamilelik esnasında,  gerekse sosyal hayatımızda aldığımız hormonlu,  DNA sı bozulmuş yiyecekler, tedavi maksadı ile verilen ilaçlar vs. daha birçok şekilde bu hastalık bize enjekte edilmektedir.

Evet, ben hastalık diyorum. Tıbbı, psikolojik ve sosyolojik bir hastalık. Hem de Türk toplumunu yok etmeye yönelik, gittikçe toplumun bütün katmanlarına sirayet eden bir hastalık. Öyle ki bu hastalık istisnasız her birimizin kapısını şiddetli bir şekilde çalıyor! Peki, biz ne zaman müdahale edeceğiz? Hastalık içeri girince mi?!

Daha dün dinler arası diyalog adına kilise ve havra camiye sokulmaya çalışılmış, bugün başka bir oyun olan  LGBTİ ile her türlü insan toplum içinde yaygın hale getirilmeye çalışılmaktadır. Uydurdukları dinide buna göre uyarlamaktadırlar.

BİR NESİL NASIL YOK EDİLİYOR FİLM İZLER GİBİ İZLİYORUZ! Türk toplumunu yok etme ihanet belgelerini aramaya hiç gerek yok.!  Emperyalizm bunu bize yaşatıyor! 

Bu projenin hedef kitlesi maalesef ÇOCUKLAR! Özellikle çocuk filmleri ve çizgi filmler, internet oyunları ile bilinçaltına bu “Hastalık” enjekte ediliyor. Siz farkında olmadan belli bir zaman sonra çocuk kendini farklı hissetmeye başlıyor,  tabi atı alan Üsküdar’ı geçtiği için siz çırpının çocuğumu bu pislikten nasıl kurtaracağım diye. Artık bu pisliklerin kulüpleri, dernekleri, yerli ve yabancı ciddi yandaş ve finansörleri var. Çocuklara yönelik saldırı, okulda, sokakta, tv de ve internette. Korkunç ama gerçek hainliğin böylesi bugüne kadar olmamıştı. Ensest ilişki bile saydığımız yollarla normal gösterilmeye çalışılmaktadır.

Peki, abartıyor muyuz? Reklamını mı yapmış oluyoruz? Asla! Tehlikeyi bütün çıplaklığı ile ortaya koymaya çalışıyoruz.  Bu ülkede, “asla”, “kesinlikle”, “mümkün değil”, “söz konusu bile olamaz” diyeceğimiz bir şey oldu!  Resmi olmasa da, açıktan, aleni bir şekilde erkek, erkekle düğün töreni yaparak evlendiklerini açıkladılar!  Ve bunu bütün basın çarşaf çarşaf sanki çok normal bir olaymış gibi verdi. (Yasalarımızın bir kez daha gözden geçirilmesi gerekmiyor mu? İstanbul Sözleşmesi yırtılıp atılmalıdır.)

Peki, öldük, bittik, tükendik mi? Teslim mi olalım? Kabullenelim mi? Asla! Kesinlikle hayır! Tam aksine silkinip kim olduğumuzu, ne olduğumuzu hatırlayalım! Çözüm çok basit! Yeter ki UYANALIM! UYGULAYALIM!

Elimizde bütün çağlara, geçmişe ve geleceğe hitap eden bir kitap var! KURAN-I KERİM.

Yolumuzu aydınlatan bir Yüce Peygamber var! HZ. MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V)

Ve indirilmiş bir din var İSLAM.

•    Çocuklarımızı İslam ahlak ve terbiyesi ile yetiştirelim,
•    Onlara, kız ise kız gibi, erkek ise erkek gibi davranalım, ona göre oyuncaklar ve elbiseler alalım.
•    Doğumlarından itibaren hayatlarının her noktasına müdahale edelim, sahip çıkalım,
•    Özellikle İnternet oyunlarını,  sosyal medya hesaplarını çok iyi takip edelim,
•    Arkadaşlarını ve sosyal çevrelerini en iyi şekilde seçmelerini sağlayalım,
Ailelerin asgari olarak yapılmasında fayda gördüğümüz tedbirler bunlar olmakla birlikte esas tedbir alması gerekenler yetkililer ve eğitimcilerdir.

ÇOK GEÇ OLMADAN, NESLİMİZE SAHİP ÇIKALIM. AKSİ HALDE BİRİLERİNİN NASIL SAHİP ÇIKTIĞINA HEP BİRLİKTE ŞAHİT OLUYORUZ.

İsmet Taş – İç Anadolu Birliği Genel Başkanı
                 Dünya Muhabirler Birliği Türkiye Başkanı

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73