• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 22 °C
  • İzmir 21 °C
  • Konya 20 °C

Budizm ve Arakan

İsmet TAŞ

Budizm konusunda tahmin ediyorum kİ ilk aklınıza gelen bir din olduğudur.   Bu dinin peygamberi kim?  kitabının adı ne?  teist mi? ateist mi?  Deist mi? Çok tanrılı bir din mi? vs.  Daha yüzlerce soru kafamızdan sırayla geçiyor.
Hemen söyleyelim.  Budizm'in ne bir peygamberi var, ne bir kitabı var , ne de bir yaratıcıdan bahsetmektedir.  
O halde Budizm'in kurucusu  Buda (Buddha) kim?
Buda, (Buddha)  milattan  560 yıl önce yaşamış, asıl adı, Guatama veya Gotama olan bir kralın oğludur.   Buda ismi ona sonradan taraftarları tarafından verilmiş bir lakaptır.  Buda,  münevver (aydın), ilhama kavuşan anlamına gelir.  Yani Buda bir insan. Babası bir hükümdar. Rivayete göre, babası onun bir hükümdar veya ilhama kavuşan birisi olmasını istemediği için hapsetmiş, ancak Buda kaçarak ormana sığınmış, orada inzivaya çekilmiş, şiddetli bir açlık (riyazet) yaşamıştır. (Bilinçli olarak) Bununla bir şey halledemeyeceğini düşünerek bundan vazgeçmiş,  gerçek hayata dönmüş ve tefekküre (düşünceye ) dalmıştır. Daha sonra kendisine ilham geldiğini söylemiştir. Söylemleri ile ilgi çekmiş, çok büyük itibar görmüş ve ciddi bir taraftar kitlesine kavuşmuştur.  Böylece Guatama BUDA (BUDDHA) olmuştur. Buda hiçbir zaman söylemlerini yazılı hale getirmemiş, sözlü olarak halkla iletişim kurmuştur. Daha sonra ki yüz yıllarda taraftarları konsüller halinde toplanarak görüşlerini yazılı metinler haline getirmişlerdir. 
Bilindiği gibi, insanlık tarihi Hz. Adem ve Hz. Havva ile başlar.  Allah, her topluma, her kavme mutlaka bir Peygamber,  bir uyarıcı (irşat edici)  göndermiştir. Peygamberlerin  bazılarına kitap, bazılarına suhuf  göndermiştir. (Suhuf; "Allah'ın, dört Peygambere  gönderdiği dört kitaptan başka, vahiy meleği Cebrail vasıtasıyla, bazı Peygamberlere gönderdiği sayfalardır. )
Allah  bütün  peygamberlere gönderdiği bütün kitaplarda ve suhuflarda,  insanlara;  "Tek Allah'a ve Peygambere inanmalarını, doğru olmalarını, yalan söylememelerini, ihanet etmemelerini, dürüst olmalarını, haksızlık etmemelerini, başkasının hakkını yememelerini, adaletli olmalarını, zulüm yapmamalarını, kötülük ten kaçınıp iyilik yapmalarını, sevgi, barış, kardeşlik içinde yaşamalarını vs. emretmiştir."
İşte Buda,  Hindistan'da daha önceden yaşanmış olan, "Dinlerin" etkisinde kalmış,  o düşüncelerden etkilenerek , kendine göre bir takım, "Felsefi" yorumlar getirmiştir. Kendisinin  hiçbir zaman , "İlah",  "Tanrı" olduğunu iddia etmemiştir.  Örneğin, Buda,  Brahma inanışının bozulduğunu iddia etmiş,  puta tapmanın yanlış olduğunu söylemiş, bütün putların kırılmasını emretmiştir.  Bu yeni gibi görülen düşünce halk arasında oldukça büyük itibar görmüş, kısa zaman da çok büyük kitlelere ulaşılmıştır.  Halka göre bu yeni bir  "Din"di . Adı da,  "Budizm " di. Budizm'i benimseyenlere de , "Budist" denildi.  Yani burada, bizde ki; "Şeyh uçmaz, mürit uçurur" sözünün başka bir versiyonunu görüyoruz.  
Buda'nın ölümünden sonra, talebeleri onu tanrılaştırarak mabetler (tapınaklar)  kurdular,  heykellerini yaparak tapmaya başladılar.  Hatta geçen yüzyıla kadar Buda tanrı zannediliyordu! Ve hiçbir zaman dünya üzerinde yaşadığına inanılmıyordu! Ancak geçen asrın sonunda, onun doğduğu ve yaşadığı yerler bulunduktan ve yaşadığı yer hakkında bilgiler elde edildikten sonra , Buda'nın bir insan olduğu ortaya çıktı. 
Budizm'in, dört ana esasına, tavsiye edilen sekiz yola baktığımızda, Hindistan da çok eskiden yaşamış, peygamberlerin düşüncelerinden ve fikirlerinden  etkilendiğini, hatta bir çoğunun bire bir aynı olduğunu görürüz. 
Budizm'in dört esası ;     1- Hayat ıstırap ile doludur.  Zevk ve sefa bir hayal, bir aldatıcı rüyadır. Doğum, ihtiyarlık, hastalık ve ölüm de acı bir ıstıraptır.  2- Bu ıstıraplardan kurtuluşa mani olan şey, bilgisizlik yüzünden kapıldığımız hevesler ve yaşamak arzumuzdur. 3-  Istırapları yenmek için bütün geçici hevesleri  ve yaşamak arzusunu terk etmek gerekir. 4- Yaşama hevesinin sönmesi ile, insan rahata   yani Nirvana ya kavuşur . Nirvana;"Hiçbir hevesi ve ihtirası olmayan bir insanın, dünya zevklerinden, elini çekerek, kutsal istirahata kavuşması" dır. 
Buda'nın insanların saadete kavuşması için tavsiye ettiği sekiz yol; 1-Doğru karar, 2-Doğru itikat, 3-Doğru söz, 4-Doğru hareket, 5-Doğru hayat, 6-Doğru çalışma, 7-Doğru tefekkür (düşünce), 8-Doğru muhakeme...
Görüldüğü gibi bunların bir çoğu bize yabancı sözler değil.  Hz. İbrahim'in M.Ö. 2000 li yıllarda, Hz. Yusuf'un M.Ö. 1700 lü yıllarda yaşadıkları düşünülürse ve Kuran-ı Kerimde; "Biz her kavme bir Peygamber gönderdik (Nahl, 36)," "Her kavme kendi diliyle bir peygamber gönderdik (İbrahim 4)" belirtilen ayetler de neyin ne olduğunu ortaya koymaktadır. 
Özetle;
- Kısaca değinmeye çalıştığımız  Budizm bir din değildir.  Felsefi bir akımdır. Ancak din gibi sunulmaktadır.  Budistlere göre, Buda tanrıdır. İbadet yerleri tapınaklardır.
- Budizm de, ilahi bir kitap, bir peygamber, bir tanrı anlayışı yoktur.( Çünkü din değildir) Ancak, altı konsülün yazmış olduğu yazılı metinleri vardır. Kendilerine din adamı dedikleri rahiplerin halk üzerinde inanılmaz psikolojik güçleri vardır. 
- Myanmar da olduğu gibi, Budist rahipler  devlet yönetiminde en etkin güçtürler. Yüzyıllardır toplum üzerindeki hakimiyetlerini kaybetmemek için her türlü yola başvurmuşlardır. 
- Yoga ve meditasyonla insanları kendilerine çektikleri en önemli iki unsurdur. Ülkemizde  de  "Yoga  veya Meditasyon Akademileri" bulunmaktadır.  Dernek başkanlarının ifadesi ile bu tip yerlerin % 80 ni misyonerlik faaliyeti göstermektedir.

O halde ARAKAN' DA  olan nedir? 

Arakan' da,   Müslümanlar,  yaşlı, kadın, çocuk demeden diri diri yakılıyorlar. Kadınlara tecavüz ediliyor,  hamile olanlar iple asılıyor.  Birçoğunun kol ve bacakları kesilerek etleri yeniliyor. Bu insanlık dışı vahşeti yapanlar bizzat Budist  rahiplerinin ta kendileri.
Tarafsız kaynaklar, soykırıma varan bu vahşetin nedenini, Budistlerin,  Müslümanları kendi varlıkları ve hakimiyetleri için bir tehlike olarak görmelerinden  kaynaklandığını ifade etmektedirler. 
Bu doğru bir tespittir.  Müslüman lara her türlü acı, kan , gözyaşı akıtılarak ve hertürlü işkence reva görülerek yapılan katliamı, Birleşmiş Milletler sadece kınamakla yetinmiş, Avrupa Birliği gündemine bile almamıştır.  Yani İslam'ı, sadece Hıristiyan ve Yahudi Dünyası değil,  Budist'ler gibi, İslam dışı her güç,  İslamiyet'i  kendileri için potansiyel bir tehlike olarak görmekte ve yok etmek için her yolu denemektedirler.      
PEKİ YOK EDEBİLECCEKLER Mİ?
ASLA ! ÇÜNKÜ; ALLAH KATINDA TEK HAK  DİN İSLAMDIR. ONUN KORUYUCUSU DA ALLAH'TIR..  UNUTMAYALIM ! "KÜFÜR TEK MİLLETTİR."
 "SEN DİNLERİNE UYMADIKÇA, NE YAHUDİLER VE NE DE HIRİSTAYANLAR ASLA SENDEN RAZI OLMAZLAR" (BAKARA 120)
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73