• BIST 95.394
  • Altın 277,443
  • Dolar 5,7658
  • Euro 6,3812
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 25 °C
  • İzmir 28 °C
  • Konya 20 °C

Bulunmaz Hint Kumaşı

Selçuk  YILDIRIM

Avrupa Parlamentosu Perşembe günü aldığı bir kararla Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını talep eden tavsiye niteliğindeki kararı kabul etti.
İlk olarak bu organın işleyişini hatırlayıp yazımıza dönelim. Avrupa Parlamentosu, AB kurumları içinde doğrudan halk tarafından seçilen organdır. AB üyesi ülkelerin vatandaşları olan Avrupa vatandaşları beş yılda bir yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanabilirler. Son Parlamento seçimi 2014 yılında yapıldı. Parlamento, bugün için Avrupa Birliği'ne üye 28 devletin toplamda 751 temsilcisinden oluşuyor. Bu rakam, 750 üye ve bir Başkanı içeriyor. Hangi üye devletin kaç parlamenter ile temsil edileceği üye devletlerin nüfuslarına göre tespit edilir. 
Avrupa Parlamentosu, üye devlet vatandaşlarının demokratik menfaatlerini ve siyasi görüşlerini temsil eden bir organdır. Bundan dolayı, Avrupa Parlamentosu'nda üyeler ülkelerine göre değil, siyasi görüşlerine göre grup oluştururlar. Parlamenterler ülkelerini değil, kendilerine oy veren Avrupa vatandaşlarının siyasi görüşlerini temsil ederler. Avrupa Parlamentosu'nda, bugün için 8 siyasi parti grubu ve bağımsız üyeler yer almaktadır.
Avrupa Parlamentosu, Konsey ile birlikte yasama yetkisini paylaşır. Üye devletleri bağlayacak hukuki düzenlemelerin kabul edilebilmesi genel kural olarak hem Avrupa Parlamentosu ve hem de Konsey'in onayı ile mümkün olur. Bazı konularda ise sadece danışma organı niteliğindedir, görüşleri bağlayıcılık taşımaz. 
Avrupa Parlamentosu’nun Perşembe aldığı kararın Avrupa Birliği yolunda bağlayıcı bir etkisi olmamasına karşın aslında batıda yaşayan halkların bizim hakkımızda düşündüklerinin bir nevi ifade ediliş biçimidir bu rapor.
Ülkemizin yetkili kişileri tarafından verilen sınırsız hoşgörü ile kendilerini bulunmaz hint kumaşı sanan Avrupalılar, kapıda bunca yıl bekletilen Türk toplumu tarafından pek de hoş karşılanmayan bu hareketi ( müzakereleri askıya alma kararı ) yapma gerekçeleri ise bir hayli garip. Bunun yanında sundukları bu utanç verici raporun devamında ise Suriye’deki savaştan kaçan mültecilere bütün kapıları kapatan, hatta mültecilere yardım yapanlara bile farklı muamele yapan Avrupa, ülkemizde hain darbe girişimini yapıp yanlarına kaçan darbecilere sığınma hakkı veren kardeş ülkelere methiyeler düzmekte bir beis duymuyor maalesef.
Benim naçizane fikrim ise bizim ülke olarak bu birlik sevdasından artık sağlam bir kararlılıkla vazgeçmesidir. Bunca yıl bizi düşürdükleri aşağılık durumdan da sıyrılarak, önümüze bakarak birliğin getireceği avantajları hayal etmek yerine o hakları birebir ilişkilerle o ülkelerden elde etmenin yolu gözetilmelidir.
Bu sayede kendilerini bulunmaz hint kumaşı sanmaktan belki bir nebze olsun sıyırırlar. Dünyanın içinde bulunduğu konumda kimsenin kimseye sana ihtiyacım yok deme lüksüne sahip olmadığı aşikar. Dünyanın jandarmalığını yapan birleşik devletler bile yeri geldiği zaman en büyük harici düşmanları ile işbirliği içine girmekten çekinmiyor.
Önümüzde gerçekleşen BREXIT kararı ve İngiltere’nin tavrı bir hayli garip gözükse dahi İngilizlerin ülkelerini birlikten daha çok sevdikleri sonucu çıkıyor.
İngiltere’nin sahip olduğu konum göz ardı edilemez bunu bütün dünya biliyor, lakin ekonomik olarak, siyasi olarak bir hayli güçlü olan bu ülkenin bu birlikten ayrılmak istemesi, birlik içindeki diğer bazı ülkelerden gelen çatlak sesler birliğin geleceğinin pek de parlak olmadığı gerçeğini gözler önüne seriyor. Gerçi birlik İngiltere gibi bir gücü kaybetmemek için elinden geleni ardına koymuyor ve İngilizlere ayrılık için 100 milyar avro ceza kesme kararı alıyor olsa da İngiltere buradan ayrılmaya sonuna kadar kararlı. Biz de bu olaylardan bazı çıkarımda bulunarak bu istekten bu anlamsız ütopyadan vazgeçmeli ve ülkemizi ekonomi, eğitim, sağlık, endüstri, turizm, tarım gibi alanlarda nasıl daha iyiye ulaştırırızın cevabını bulmaya çabalamalıyız. 
Mış gibi yapmak
Mış gibi yapmayı bırakarak başlamalıyız ilk olarak. İşin aslı çalışmaktan gelir. İlk olarak her işimizde çalışıyormuş gibi yapmayı bırakla başlayalım. Okuyormuş gibi yapmayı, düzeltiyormuş gibi yapmayı, eğitiyormuş gibi yapmayı bırakmalıyız. Bazı iyi adımlar atıldığını hepimiz görüyoruz zaman zaman ancak bunlar bazen bürokrasiye bazen hırslara bazen de ekonomik sebeplere takılı kalıyor ve maalesef bu yüzden yapılmış gibi oluyor ama tam değil.
Örneğin bir yeni bir yaşam yeri inşa ediyoruz bu yeni yerin inşası sırasında daha projeden itibaren insanlar için her şey düşünülmüş. İlk bakışta her şey harika. Aradan çok kısa bir zaman geçiyor ilk olarak yollar, kaldırımlar, ve parklar deforme olmaya başlıyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü mış gibi yaptık. Efendim okula gidiyoruz hocalarımız dersini anlatıyor gayet güzel, birkaç ay sonra sınava tabi tutuyor sonuç hüsran. Neden? Derste hoca dersi anlatırken dinliyormuş gibi yaptık sonra da sınavdan düşük aldık. Eminim örnekleri siz benden daha fazla çoğaltabilirsiniz.
Bu anlayış damarlarımıza ne zaman sirayet etti bilemiyorum. Ancak tek başına kesin bir çözüm ifade etmese dahi salt mış gibi yapmayı bırakarak bile bir hayli yol kat etmek olası görünüyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73