• BIST 97.866
  • Altın 279,100
  • Dolar 5,8314
  • Euro 6,4980
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 23 °C
  • Konya 15 °C

Darbenin Arka Yüzü

Muhammed Gömük

Özel bir anket şirketinin yaptığı ve sonuçları ABD dahil birçok ülkede haberleştirilen bir araştırmaya göre Türkiye’de yaşayanların yüzde70’i darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğunu düşünüyor; yüzde 88’i idam cezasının tekrar getirilmesi taraftarı ve yüzde 99’u ise Fetulahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile menfur darbe girişimi bir ilişki olduğunda hemfikir.
Bu veriler her ne kadar Batılılar için şaşırtıcı olsa da bizim gibi on yılda bir darbe gerçeği ile yüzleşen bir halk için son derece normal. Ne de olsa düşmanlarımızı artık çok daha iyi tanıyoruz ve hainliklerine karşı direnç kazanmış durumdayız.
Yine de bir takım sosyal verilerle ABD ve menfur darbe girişimi arasındaki bağı ortaya koymakta fayda var. CIA eski ajanlarından Philip Agee, Firar adlı kitabında CIA’in darbe reçetesini şöyle açıklıyordu:
Bir: Başbakan veya partisini zayıflatmak için içte ve dışta yoğun propaganda çalışmasına başlanır.
Batı dünyasının, 17-25 Aralık hadisesine kadar Sayın Cumhurbaşkanımızı demokrasi kahramanı kabul ettiğini, söz konusu olaylardan sonra FETÖ’ye savaş açılmasıyla birlikte Cumhurbaşkanımıza diktatör diye hitap etmeye başladığını ve tüm Batıda gerek Cumhurbaşkanımız ve gerekse Cumhurbaşkanımızın sevenlerine ağza alınmayacak galiz küfürler edildiğini; bu gibilerden ülkemizde de bol bol olduğunu biliyoruz. Yine bu süreçte Türkliye’nin adı IŞİD ile özdeşleştirilmeye çalışılarak başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Türkiye’yi yönetenlerin aynen Sırp kasap RadovanKaradziç gibi Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanması yüksek perdeden konuşulmaya başlanmıştır. 
İki:Ekonomiyi güçsüzleştirmek için yurtiçinde ve dışında yoğun faaliyet gösterilip kredi imkânları durdurulur.
Darbe girişimi sürecinde Batılı kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu alaşağı ettiğini gördük. Hatta bunlar arasında Türkiye’nin akredite olmadığı alakasız kuruluşlar da vardı. Para spekülatörleri de yine iş başındaydı.
Üç:Politik anarşi meydana getirmek amacıyla siviller arasında özel gruplar kurulup terör estirilir.
Üniversitelere kadar yayılan terör eylemlerinin barış, demokrasi, insan hakları gibi klişe söylemleri paravan yaparak halkı nasıl tedirgin ettiğini çok iyi gözlemledik. Büyük bir kalkışmaya ve kırıp dökmeyle birlikte çapula dönüşen Gezi Eylemleri de dün gibi hafızalarımızda. Tırmanan terör eylemleri ise sokağa çıkma hakkımızı bile tehdit eder hâle gelmişti. Bütün bunların sebebi şimdi daha iyi anlaşılıyor olsa gerek.
Dört:Yerli ve yabancı yatırımlar, gerekli güven ortamı olmadığı gerekçesiyle engellenir.
Körfez ülkelerinin yatırımlarda isteksiz davranmaya başladığını, Rusya ve Çin gibi ülkelerin ise zaten ilişkilerimizin gergin olması hasebiyle yatırıma yanaşmadıkları gibi mevcut yatırımlarını da sorguladıklarına şahit olduk. Sözde dost ve müttefik Batı ise zaten ülkemizde üretimi değil tüketimi teşvik eden bir ihanet yaklaşımı içerisinde olmaktan çekinmemektedir.
Beş:Sabotajlar ve sürekli grevler yapılarak üretim ve kazancın düşürülmesi, ülkeden sermaye kaçırılmasına yardımcı olmak, dışarıda yapılacak aleyhte propaganda ile gelen turist sayısını hissedilir derecede azaltmak.
Özellikle FETÖ bağlısı şirketlerin sermayelerini hızla yurtdışına taşıdıkları ve kendilerine yakın ticaret erbabına da aynı telkinlerde bulunduğu ortaya çıkmış bir gerçektir. Rus savaş uçağının FETÖ’cü pilotlarca düşürüldüğünün kesinleşmesi de hiç şaşırtıcı olmamıştır. Gelinen nokta itibariyle geçen sene başlayan turizm darboğazı bu sene maalesef had safhaya ulaşmış bulunmaktadır.
Altı: Oluşan ekonomik darboğaz ve istikrarsızlık neticesinde siyasi partilerin sempatizanları arasında silahlı mücadele kışkırtılır ve körüklenir.
Gezi Eylemleri benzeri olayların sürekli kışkırtıldığı, siyasi kutuplaşmanın had safhaya ulaştığı, Ak Parti yanlılarının IŞİD’çi imiş gibi lanse edildiği, Kürt vatandaşlarımızın ise PKK ile birlikte anıldığı sanırım dikkatinizden kaçmamıştır. Bütün bu algı operasyonları ise FETÖ mensubu ajan-teröristlerce yıllardır ilmek ilmek işlenmiştir.
Yedi: Anarşi yüzünden ölen sayısı gün geçtikçe artar.
Menfur darbe girişiminden önce neredeyse alışageldiğimiz canlı bomba eylemleri ile toplumsal bir cinnet noktasına doğru ilerliyorduk ki gerek FETÖ’nün ve gerekse CIA’in de istediği tam olarak buydu. PKK’nın artan eylemleri ile sürekli artan şehit sayısı da maalesef ülkece gergin günler yaşamamıza sebep olmuştu.
Sekiz: Şiddet ve anarşiyi arttırmak için ülkeye gizli silah sokulması sağlanır.
Cüneyt ARCAYÜREK, Darbeler ve Gizli Servisler adlı kitabında 12 Eylül darbesi öncesindeki kaos sürecinde Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye sokulan silahların sayısını muazzam olarak açıklar. 15 Temmuz’daki menfur girişime devam ettirmek için de gerek İstanbul-Riva’da gerekse memleketin çeşitli yerlerinde gömülü silahlar bulunmuştur.  Darbeciler çözülmeye başladıkça gömülü silahlar bulunmaya devam edecektir. PKK’nın hendekli eylemleri öncesinde de 35 bin adet çeşitli niteliklerde muharebe silahının PKK’lılara dağıtıldığı kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu silahların, PKK ile işbirliği artık yadsınamaz olan FETÖ mensubu askerler ve polisler eliyle dağıtıldığı değerlendirilmektedir.
Görüldüğü üzere ülkemiz adım adım darbeye sürüklenmiştir ancak daha da vahimi yukarıda açıklaması yapılan sekiz aşamaya özgü eylemlerin hâlen devam ettiğidir. O yüzden tehlike her ne kadar püskürtülmüş olsa da tamamen atlatılabilmiş değildir. 
Şimdiden sonra 80 milyon Türkiye sevdalısının kenetlenip “bizi ne içeriden ne de dışarıdan yıkamazsınız, biz sizin bildiğinizden daha güçlüyüz” mesajı vermesi gerekli değil midir? ■
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73