• BIST 107.132
  • Altın 269,685
  • Dolar 5,7099
  • Euro 6,3258
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 21 °C
  • Konya 8 °C

Dünden Bugüne Katalonya

Muhammed Gömük

Rüya takım Barcelona sayesinde Katalonya’yı çok yakından tanıyoruz. Kuzeybatı İspanya’da, Akdeniz kenarında, tarihi mirasa sahip, önemli bir turizm coğrafyası. Bugünlerde kavgalı plebisit oylamasıyla gündeme gelen Katalonya’yı herkesin bilmediği bir yönüyle ele almak istiyorum. 
Tarihteki ilk Yahudi otoritesi, bugünkü Katalonya coğrafyasında kurulmuştu. Hristiyanların zulmünden kaçan İsrail Yahudileri, deniz yolu ile İspanya’nın Kuzeybatı sahillerine yerleşmiş ve zaman içinde sayıları çoğalınca kendi meşru idarelerini kurmuşlardı. Önce de facto sonra de jure şekilde ortaya çıkan bu devletçiğin iskeletini ise Tapınak Şövalyeleri oluşturuyordu. 
Gördüğünüz gibi konu Tapınak Şövalyelerine geldi. İsrail’den Avrupa sıçrayan ve Hristiyan elbiseleri giyseler de çok koyu Yahudi olan zamane Tapınakçılarının Avrupa’daki ilk durağı İspanya idi. Tapınakçılar buradan Fransa’ya geçtiler ve Sinclair, Merovenj, Karolenj hanedanlığı gibi birkaç elit Tapınakçı aile bir araya gelerek siyonizmin temelini attılar. İsviçre’deki Sion kenti bunlar tarafından kuruldu. Hani fi tarihinde Galatasay Sion diye bir takımı Şampiyonlar Ligindeki mücadelelerde hem burada hem de deplasmanda 4-1 yenmişti. İşte o Sion. Bu örnekler sizi şaşırtmasın. Tapınakçılar gerçekten de gizem yönünden şöhreti hak ediyorlar. Bir ilginç örnek daha vermek gerekirse –sion eki ile biten Fransızca kelimelerin tamamı, Tapınakçılar tarafından uydurulmuştur ve zaten tamamı bilim, teknik, felsefe gibi sonraya dair konulara ilişkindir. Bu kelimeler İngilizce gibi dillere de geçmiştir. Fransızca –siyon diye teleffuz edilirken İngilizce’de –şın diye okunurlar. 
Katalonya’ya geri dönelim. Tapınakçı elitler Avrupa içlerine yayılınca bölgede kalan Yahudiler 1400’lü yılların sonlarına kadar o bölgede varlıklarını korudular. Bağnaz Hristiyanlığın İspanya’daki Endülüs Müslümanlarına ve Yahudilere baskısı artınca Osmanlı İmparatorluğu onlara yardım elini uzattı. Müslümanlar gemilerle Kuzey Afrika sahillerine, Yahudiler ise Selanik, İzmir gibi Osmanlı şehirlerine taşındılar. Ne var ki İspanya’daki Müslüman ve Yahudi nüfusun yüzde doksanı hunharca katledilmiş, mallarına el konulmuştu.
Süreç içinde bölgenin adı Katalonya oldu. Çünkü bölge sakinleri artık kendilerini Katalon olarak tanımlayan Hristiyanlardı. Bazı kaynaklarda bu kitle içinde önemli oranda Yahudi kanı olduğu belirtilmektedir. İspanya 15’inci yüzyıldan sonra güçlü bir devlet olarak tarih sahnesine çıktığı için Katalonya bölgesinde ses getiren bir başkaldırı olmadı. Buna rağmen Katalon Özerk Bölgesi’nin sürekli bağımsızlık hasreti çektiği mâlumun ilanı olacaktır.
1 Ekim 2017 tarihli Katalonya Bağımsızlık Plebisiti, sadece gürültülü süreci yönünden değil sosyo-kültürel sonuçları yönünden de üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur. Bir defa self-determinasyon (kendi kaderini tayin etme) mefhumunun hak olup olmadığı öncelikle değerlendirilmelidir. 
Self-determinasyon, kesinlikle bir hak değildir. Nereden çıktı bu self-determinasyon derseniz, hiç şüpheniz olmasın böl-parçala-yönet felsefesine meşru zemin arayan küreselciler tarafından uydurulmuştur. Ulusların kendi kaderini tayin etmesi, ulus denen etnik kitlelerin keyfi hareket ederek illegal taleplerde bulunması demektir;  devlet meşruiyetini tanımamaktır; bir başka tabirle isyandır. Bağımsız olmak isteyen ulus, çıkar meydana savaşır. Kazanırsa bağımsızlığını ilan eder. Yoksa öyle sandıklara komik mühürlü zarflar atarak bağımsız olunmaz. Bağımsızlık alınmaya çalışılan devlete karşı çetin bir mücadele ortaya koyulmalıdır. Devlet denen otorite, işte böyle kurulur. Zira karşı tarafta ise toprak bütünlüğü çok haklı nedenlerle korumaya kararlı bir Devlet erki bulunmaktadır. Bir devlet egemenliğinin çatısı altında yaşayanlar, o devletin egemenliğini tehdit eden hiçbir harekete girişemezler; aksi takdirde cezalandırılırlar. 
Katalonya vakasının sosyo-kültürel boyutu da çok ilginçtir. Avrupa’da bağımsızlık isteyen çok sayıda özerk bölge ya da kitle var: İngiltere’de İskoçya, Kuzey İrlanda, Galler; Almanya’da Bavyera; İspanya’da Bask, Andaluccia, Fransa’da Bask ve Katalonya bölgelerinin coğrafi uzantıları ile Korsika, Sırbistan’da Kosova, Moldovya’da Besarabya, Ukrayna’da Donetsk… Liste uzayıp gidiyor.
Bu yönüyle bakıldığı zaman karşımıza oldukça renkli bir Avrupa çıkıyor. Bazı uzmanlar, Ortaçağ Avrupa haritasına tekrar döneceğimizi söylüyor.
Katalonya’daki plebisit, bir isyan niteliğinde olup kesinlikle haksız ve hukuksuz bir zeminde gerçekleşmiştir. İspanya otoritesi de meşru haklarını kullanarak plebisiti engellemiştir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak şimdiden sonra tüm Avrupa’da bir dizi huzursuzluk ve kargaşa ortamının doğacağını peşinen belirtmek isterim.
Bizler ise Türkiye’den bu gelişmeleri elbette yakînen takip edeceğiz. Katalonya’daki postmodern isyana razı olmadığımız gibi Kuzey Irak’taki teröristvari isyanı da asla meşru kabul etmiyoruz; sonuçlarını tanımıyoruz. Devletler öyle kurulmaz. Devletlerin nasıl kurulacağını merak edenler, Türk tarihine bakmalıdır. Devletler kurup devletler yıkan Türk Milleti, zaferin nasıl kazanılacağının ve bağımsızlığın nasıl ilan edileceğinin en tipik örneğidir. 
Bağımsızlık iradesinin ancak gerçek bir devlet çatısı altında yaşamakla mümkün olabileceğinin şuuruna erişmiş tüm dostları saygı ile selamlıyorum.
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73