• BIST 99.028
  • Altın 281,698
  • Dolar 5,8739
  • Euro 6,4829
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Konya 14 °C

Günah Keçisi

Selçuk  YILDIRIM

Son zamanlar herkes birer günah keçisi sahiplenmiş, kendi uçurumlarından aşağı yuvarlıyor.
İsterseniz ilk olarak bu kavram nerden geliyor bir bakalım.
Günah Keçisi: (ilk zamanlarda kurtulan keçi anlamında iken şimdilerde günah keçisi olarak adlandırıla gelmektedir ) Günah keçisi, Yahudi halkının günahlarını sembolik olarak yükledikleri bir keçi, Yom Kippur'un Eski Antlaşma ayininde ("Azazel için keçi"). “Azazel: Şeytanın Allah’a karşı gelmeden önceki adı” Azazel'i yatıştırmak seçtikleri hayvanlara kendi hatalarını yükleyip Kudüs'ün dışında uçurumdan atarlar. Dahası, bir günah keçisi, masum olarak diğerlerinin suçunu taşıyan herhangi bir grup ya da bireyi ifade eder. ( Britannica)
***
Kavramın neyi ifade ettiğini hatırladığımıza göre konumuza geri dönelim. Ne demiştik herkes kendi günah keçisini bulmuş maalesef, yolda yürüyorsunuz ayağınıza bir taş değiyor hemen oraya o taşı koyana veya atana lanet etmeye başlıyorsunuz. Ya da eşinizle tartışıyorsunuz hemen onun bir hatası üzerinden ona yükleniyor ve başlıyorsunuz lanet etmeye. Biraz daha genelleyelim trafikte aracınızla seyir halindesiniz aniden arabanın biri sizin arabanızın önüne kırıyor ve sizin sıranızı alıveriyor ve siz lanet ediyorsunuz. Bu arada bir kavrama da açılık getireyim şahsen her zaman hakka riayet kavramını savunurum kul hakkı başka bir şeye benzemez. Örneğin kaldırımda yürüyorsunuz ve birden ayağınıza bir şey yapışıveriyor siz kurtulmaya çalıştıkça o biraz daha yapışıyor neyse ki ayağınızı biraz kaldırıma sürtüp yürüdükten sonra kurtuluyorsunuz ve o sakızı yere atana lanet etmeye başlıyorsunuz. Biraz daha genelleyelim farz edelim oturduğunuz semtten şikayet ediyorsunuz gürültülü olmasından, çevre temizliğinin yetersizliğinden, hava kalitesinin düşüklüğünden yakınıyorsunuz ve yine lanet etmeye başlıyorsunuz. Bu olumsuz örneklerin daha yüzlercesini belki de binlercesini bulabiliriz, illa bunları yapıyorsunuz diye sizi itham ediyor falan da değilim bu aynı zamanda biraz da özeleştiri mahiyetinde bir örnekleme. Bunları yapmayıp çoğunlukla empati yaparak huzurlu bir hayat sürüyorsanız ne mutlu, size diyecek bir sözümüz yok lakin benim gördüğüm o kişiler o kadar az ki ben pek rastlamıyorum açıkçası.
Şimdi bu kadar olumsuz örnek verdik peki lanet etmeyelim de ne yapalım? Bunun çözümü nerde?   Çözümü yine bizde yatıyor tabiî ki o da ne biliyor musunuz, “Empati” ya da Türkçesini kullanacak olursak kendimizi karşımızdakinin yerine koyma.
***
Yukarda verdiğimiz örnekleri ‘Empati’ süzgecinden geçirerek ilerleyelim isterseniz. Yolda yürürken ayağımıza değen taştan bahsetmiştik, soruyorum size dünyada kaç insan vardır gençken arkadaşlarıyla yürürken yolda rastladığı ufak taş veya herhangi bir cismi hafifçe ayağıyla vurmadım diyebilen. Bırakın canım genç olmayı halen yapıyoruz sözlerini duyar gibi oluyorum. İlla keyfîye vurmak zorunda da değilsiniz, canınız bir şeye sıkılmıştır yürürken ufak bir taş gelir ayağınızın altına ve bir anda vuruverirsiniz. Haksız mıyım?  
***
Eşiyle tartışmaktan bahsettik, eşimizin yanlış yönlerini onun yüzüne vururken düşünüyormuyuz acaba aynı şeyleri onun da sizin hakkınızda düşündüğünü. Kaç eş, eşinin kalbini kırmadan onunla tartışabiliyor. Unutmayalım ki eşler birbirine emanettir.
***
Trafikte önünüze kıran sizin yolunuzu alan araçtan bahsettik; Soruyorum size metropol şehirlerde yaşayan kaç kişinin acelesi yok? Geçtim metropolde yaşamayı kentlerde yaşayan kaç kişinin acelesi yok? Geçenlerde Türkiye İstatistik Kurumu açıkladı yaklaşık olarak 80 milyon nüfusumuz var ve bu nüfusun sadece yüzde 7.7’si sadece kırsalda ya da köyde yaşıyor olmuş artık baya baya kentliyiz ülke olarak. Dememem o ki 76 milyonumuz şehirlerde yaşıyor, ve sorumuza dönecek olursak bu 76 milyondan acelesi olmayan kaç kişi var? Hiç başkasının aracının önüne kırmadım diyebilen var mı aranızda, hiç yakınınız rahatsızlanmadı mı, hiç işe yetişmeye çalışmadınız mı? Kalabalık şehirler bizlere farklı bir bakış açısı getirmeli.
***
Oturduğumuz semtten şikâyet ediyoruz, gürültü, çevre kirliliğinden şikayetçiyiz vb. burada da sorularla devam edeyim yollara, sokaklara çöpleri başka şehirden, başka ülkeden, hatta biraz da mübalağa yaparak sorayım, uzaydan gelip birileri mi atıyor? Yukarda rakam olarak verdik bu şehirlerde yaşayan kaç kişi yere çöp atmadı! Kaçınız yanlışlıkla bile olsa çöpe gidecek olan herhangi bir şeyi düşürmedi ya da yere atmadı? Gelelim gürültüye kaçınız aracında sesli müzik dinlemedi? Kaçınız düğün konvoyuna katılıp kornaya basmadı? ( Tamam düğün konvoyunun ayrı bir yeri var onu az biraz kayırabiliriz )  Kaçınız sadece sabırsızlıktan daha sarı ışıkta kornaya asılmadı?   Ya da kaçınız yürüme mesafesindeki bir yere gideceği zaman bile aracıyla gitmedi? Her biri tek tek düşünülünce baya bir kirlilik ortaya çıkartıyor. Bunların her biri ayrı ayrı değerlendirilebilecek üstünde saatlerce konuşulacak, sayfalarca yazılacak kadar önemli konular lakin konudan sapmamak için kısa kesiyor ve devam ediyorum.
Şikayetleri bu şekilde dile getirince Günah Keçisi aramaya onu kurban etmeye gerek olmadığının farkına varıyoruz. Tabii ki bu bahsettiğimiz konuların tümünü ya da sadece birkaçını bilerek ve kasten yapan kötü niyetli insanlar elbette var. Onları tamamen konunu dışında bırakıyor Allah’ın onları ıslah etmesi için dua ediyorum. Biz bunların birini veya birkaçını yapıyor diye kimseye kötüsün de diyemeyiz. Benim bunları kaleme almaktaki amacım küçük de olsa içinde yaşadığımız topluma katkıda bulunmak. Sadece biraz daha sakin, hoşgörülü olup her şeyden lanet ederek hayatımızı mutsuzluklar içinde bırakmadan ama kendi özeleştirimizi de yapıp başkalarına hatalarımızı yüklemekten kaçınıp, kendi sorumluluklarının bilincinde 80 milyon olarak yaşadığımız bu ülkeyi daha yaşanabilir bir yer haline getirebiliriz.  Düzeltmeye kendimizden başlamamız gerek ki geleceğimize daha iyi bakabilelim. Bu sadece bizim için değil gelecek nesillerimiz için de önemli onlara nasıl yaşadığımızı, dahası nasıl yaşanılması gerektiğini öğretmeliyiz. İnsanoğlu biraz hesap edecek olursa, kendi için yaşamadığını geleceği için yaşadığının farkına varır. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73