• BIST 103.972
  • Altın 270,011
  • Dolar 5,7738
  • Euro 6,3613
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 17 °C
  • İzmir 19 °C
  • Konya 14 °C

Hollanda'nın köpekleri!

İsmet TAŞ

  Tarih bilenlerde bilmeyenlerde, “AVRUPA’NIN ORTA ÇAĞ KARANLIĞI’nı hatırlarlar.  Kısaca, baskı, acı, zulüm, katliamlar, insan yakmalar, köle ticareti, giyotinler,  insanların aç, fakir, muhtaç olduğu, her türlü ahlaksızlık ve çirkefliğin yapıldığı karanlık bir dönem. Ve yine değerli okurlarım hatırlayacaklar, önceki yazılarımızda,  Avrupa Kültürünün, masallara, efsanelere, hayali tanrılara dayandığını belgeleri ile yazmıştık. Türk –İslam Kültürünün ise temellerini kaynakları ile birlikte açıklamıştık.  İki kültür arasındaki en büyük farkın ise, insana bakış açısı olduğunu ifade etmiştik. Özetle, Türk-İslam Kültürünün, adaleti, barışı, huzuru gerçekleştirmek ve insanın mutluluğunun yanı sıra, hak ve özgürlüklere önem verdiğini söylemiştik.  Batı kültürünün ise, materyalist bir anlayışla, insanı hiçe sayan bir kültür anlayışına sahip oluğunu,   iki kültür arasındaki  insana ve medeniyet anlayışına bakış açılarını dile getirmiştik.             
              Bu güne gelindiğinde, her şeyin aslına döndüğünü görüyoruz. Batı hızlı bir şekilde Orta Çağ karanlığına doğru sürüklenmektedir. Kısa bir dönem gerçek yüzlerini saklayabilmişler, son yıllarda ise asıllarına dönmeye başlamışlardır.
              Bu geriye gidiş(irtica) o kadar hızlı olmaktadır ki, insanlık ibretle batının yok oluşunu izlemektedir. Irkçı tutum ve davranışları ile milyonlarca insanın yok edilmesi, Nazizm’in hortlatılması, göçmen karşıtlığı ve yabancı düşmanlığı, ırkçı faaliyetler,  insan ticareti, sömürgeci zihniyetin canlanması, kendisinden olmayanlara hayat hakkı tanımaması, insan hak ve özgürlüklerinin askıya alınması vs.
              Batı, Barış, özgürlük, adalet, insan hakları gibi temel kavramları çok iyi kullanarak,  ülkelere demokrasi getireceğim söylemleri ile, ülkeleri işgal etmekte, insanlarını katletmekte, doğal zenginliklerini sömürerek yok etmekte.
              Her ne kadar, 1950 lerde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 1963 lerde, toplantı, gösteri , yürüyüş ve ifade özgürlüğü gibi sözleşmeler imzalanmış sa da, bunlar sadece kendi insanları için geçerli olmuş, diğer ülkeler ve insanlar için sadece edebiyatı yapılmıştır. Yazılı ve görsel basını çok iyi kullanarak her zaman kendilerini haklı çıkarmışlar, özgürlük ve demokrasi savaşçıları olarak anlatmışlardır. Oysa ki son yüz yıla baktığımızda, katliamlar, insan hak ve özgürlüklerinin ihlali sürekli İslam ülkelerinde olmuştur.
              Cilalı ve boyalı söylemlerle insanların gözünü boyayan Batı, gerçek düşüncesini gizlerken, son yıllarda artık buna gerek duymamış, cilaları ve boyaları dökülmüş gerçek yüzlerini ortaya koymuşlardır.  Niyetlerini saklama gereği bile duymamaktadırlar. Orta Çağ Avrupa’sına büyük bir hızla koşmaktadırlar.
                    Avrupa’da İslamofobi büyük bir hızla ve bilinçli bir şekilde yayılırken,   tarihsel Hilal-Haç kavgası gizlilikten aleniliğe terfi etmiştir!
              15 Temmuz’a kadar,  gezi ve benzeri olaylarla Türkiye’yi yıpratıp, “Koloni” haline getirmek isteyen batı, istediği  sonuca bir türlü ulaşamayınca, 15 Temmuz işgal girişimini tezgahlamış, kılıçları kından çıkarmışlardır. Soğuk savaş şeklinde devam eden Haçlı Seferleri resmi olarak sıcak savaşa dönüşmüştür.
              15 Temmuz ‘daki başarısızlığını hazmedemeyen Batı, öncelikle işgal hareketini gerçekleştirenlere kucak açmış,  korumuş kollamış, sonrada topyekûn  olarak saldırıya geçmişlerdir. Papalığın görevini Almanya üstlenmiş, kendi güdümündeki ülkelerle saldırıya geçmiştir. Hollanda, Belçika, Avusturya, İsveç bu saldırının öncü kuvvetleri olarak boy gösterdiler. 16 Nisan da yapılacak olan EVET-HAYIR Referandumunu bahane ederek, Orta Çağ kafası ve Nazi zihniyetiyle Türk Vatandaşlarını tahrik etmişler, Vatandaşlarımıza ırkçı söylemlerle, insan hak ve özgürlüklerini askıya alarak Nazi ruhu ile saldırmışlardır.
              Almanya ‘da başlayan olayları,  Hollanda bir adım daha ileri götürerek haddini ve hududunu aşmış,  Hollanda'nın köpekleri, Türk Vatandaşlarına saldırmışlardır.
              Başta, herkese demokrasi ve insan hakları konusunda ayar vermeye kalkan Avrupa Birliği olmak üzere, özgür dünya, demokrasinin beşiği kabul edilen ülkeler dahil, bütün dünya sus-pus olmuş, görmedim, bilmedim, duymadı mı oynamaya başlamışlardır.
              Batı hızlı bir şekilde aslına, Orta Çağ karanlığına dönüyor dedik.  Batı dünyayı yeniden dizayn etmeye çalışıyor. En büyük engel olarak da Türkiye’yi ve Türkiye’inn güçlenmesini görüyorlar.  Bu günkü sistemde kolayca at oynatanlar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde bunu yapamayacakları endişesi ve paniği içinde hareket etmektedirler.
              Türkiye Cumhuriyetinin Bakanlarına yapılan hakaret Türk Milletine yapılmış demektir.  Hollanda ‘da   Türk Vatandaşlarına karşı, köpekleri, polis copları ve gazları ile yapılan saldırı bütün  dünyanın gözleri önünde cereyan etmiştir. Ve söylediğimiz gibi kimsenin gıkı çıkmamıştır.
              İç Anadolu Birliği olarak 11 Mart günü deklere edildiği gibi, Türkiye bunun altına asla kalmamalıdır. En hızlı ve en etkili bir şekilde cevap vermelidir. Bütün siyasi, askeri, ekonomik ilişkiler askıya alınmalı, Hollanda malları boykot edilmelidir dedik. Bunun yanı sıra, başta siyasi partiler olmak üzere bütün sivil toplum örgütleri en etkili bir şekilde tepkilerini göstermeleri gerektiğini söyledik. Çünkü bu parti ve referandum meselesi değil Milli Bir Meseledir. 
Bu olaylarda bütün görüş farklılıklarımızı bir kenara bırakıp tepki göstermeyeceğiz de ne zaman göstereceğiz.  Buradan Sayın Kılıçtaroğlu’nu ve Sayın Bahçeli’yi kutluyorum. Olması gerektiği gibi davranıp milli bir duruş gösterdiler. 15 Temmuz’da Batı’ya verdiğimiz dersi, batı iyi okumamış olacak ki, yeni saldırılar planlamaktadırlar.
              Batının başka bir korkusu, orada bulunan Türk Vatandaşlarının, bulundukları ülkelerde söz sahibi olmaları. Batı bilmelidir ki, korkunun ecele  faydası yok. Siz saldırılarınıza devam edin. O coplarla saldıran elleri kırmak, o köpeklerinizi bulundukları topraklara gömmek, Bakanlarımıza yaptığınız hakaretin bedelini ödetmek Türkiye’nin boynunun borcu.
              YEDİ DÜVEL ŞUNU ÇOK İYİ BİLİYOR Kİ, DÜN, BU MİLLETİ ESİR ETMEYİ DENEDİNİZ, DENİZE DÖKÜLDÜNÜZ. BU GÜN YİNE AYNI HATAYA DÜŞÜYORSUNUZ. HER YÜZ YILDA BİR TÜRKÜN TOKATINI YEMEK SİZDE ALIŞKANLIK HALİNE GELDİYSE BUYRUN GELİN TOKATIMIZIN TADINA BAKIN.
              ANCAK ŞUNU SAKIN UNUTMAYIN! TÜRK MİLLETİ  VATANI , BAYRAĞI VE DİNİ İÇİN CANINI SEVE SEVE VERİR, ŞEHİTLİK ŞERBETİNİ İÇER, AMA ASLA KÖLE EDEMEZSİNİZ. BUNUN İÇİN NE BEDEL ÖDEMESİ GEREKİYORSA DA ÖDER.
              PEKİ SİZ BEDEL ÖDEMEYE HAZIRMISINIZ?
İsmet TAŞ
İç Anadolu Birliği Genel Başkanı

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73