• BIST 107.882
  • Altın 270,035
  • Dolar 5,6867
  • Euro 6,2892
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Konya 5 °C

İhanet…!

İsmet TAŞ

Başta Orta Doğu ülkeleri olmak üzere bütün dünya, “ Katar Krizi”  ile sarsıldı. Bu kriz diğer hiçbir krize benzemeyen bir özelliği var.  "Çok boyutlu bilinmeyen  denklem"  gibi.
Bu kriz tek bir nedenden dolayı değil,  bir çok nedenden dolay, çıkartıldı. İşin en tuhaf yanı da bu olayın bütün boyutları bizi ilgilendiriyor.  Ekonomik , siyasi ve askeri açıdan.  Biz burada  olayı iki açıdan ele alacağız. Bölgemiz ve  Ülkemiz açısından…
Trump’in ilk ziyaretini Suudi Arabistan’la yüklü miktarda silah anlaşması için yaptı.   Akabinde de Katar krizi patladı. Başta körfez ülkeleri olmak üzere, bütün dünyayı germeye yetti. Çünkü burada ki petrol ve para dünya ekonomisini derinden etkileyecek durumda.  Yani , “GÜCÜN KAYNAĞI”
ABD'nin, bu kaynağı kontrolü altına almak için  mutlaka A, B, C planları mevcuttur . Bunların arasında Suudi Arabistan’ın  Katar’ı işgali de var.  Tabi aklımıza hemen Saddam Hüseyin  dönemi Irak’ın Kuveyt’i işgali aklımıza geliyor. Hatırlayalım.  Yıl 1990 Saddam Hüseyin, sudan bahanelerle  Kuveyti işgal ediyor,  ABD hemen mazlumları oynuyor. Suudi Arabistanla  anlaşıyor!  Kuveyt'i kurtarmak için! ABD, Binlerce asker ve ciddi bir mühimmatla bir  daha çıkmamak üzere Suudi Arabistana yerleşiyor.  Devamını biliyorsunuz. Irak tamamen ABD nin kontrolü altına geçiyor,  körfez ülkeleri ve Orta Doğu, Suudi Arabistanın desteği ile de yeniden dizayn ediliyor. Bir taşla bir çok kuş!!!
Geçen süre içinde dengeler değişmiş olacak ki, ABD  bu dengeleri tekrar kendi lehine çevirmek için bir dizi planı sahaya sürdü. Bu planlar arasında,  ABD'nin  bu coğrafyada tek güç olma hedefi var. Bunun için de düğmeye bastı. Peki buna, başta Rusya olmak üzere,  diğer süper güçler ne diyecek? Yoksa dünya paylaşımı tamam da hiçbir şey demeyecekler mi? Sadece göstermelik kınamalarla mı kalacak? Irak’ın işgali gibi. Tam da öyle oldu. Yine her zaman olduğu gibi üç maymun oynanıyor. Başta BM olmak üzere,   üç-beş ülke, kınama mesajı yayınlayıp oturup durumu izliyor. Ateş düştüğü yeri yakar derler. Ateş, İslam Ülkelerine düştü. Cahiliye dönemi Kavmiyetçilik hortladı. İşte Bakanın demeci.
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Enver Muahmmed Gargaş,  Katar için; "Kafa karıştıran, kafası karışmış kardeş ülkenin krizi tırmandırması ve iki Arap olmayan!!! (Türkiye ve İran) ülkeden yardım talep edip, bir tanesinden de (Türkiye) askeri koruma istemesi, krizde yeni bir trajik  ve komik sayfa açabilir." Tam da kendilerine yakışan evlere şenlik bir açıklama. Öyle değilmi?
1-Kardeş ülke olduğu için mi ablukaya alındı? İnsanları açlığa, sefalete mahkum edildi?
2-Başta Suudi Arabistan olmak üzere, körfez ülkelerinin Katar'ı işgali söz konusu iken, kardeş, dost,  müslüman ülkelerden yardım istemesi , yardım alması kadar daha doğal ne olabilir. 
İsrailden yardım istense idi, acaba aynı tepki gösterilecekmiy di?  Ben hatırlayamıyorum siz hatırlıyormusunuz, bu güne kadar, Müslüman Orta Doğu ve körfez ülkelerinin canlarına okuyan İsrail'e karşı kaç defa bir araya geldiler?  Yaptırım uyguladılar, Uygulayabildiler? Tam tersi İsrail'in katliamlarına karşı üç maymunu oynamadılar mı? Siz kime hizmet ettiğinizin farkındamısınız?
Katar'a uygulanan amborgo ve ablukanın, ABD nin bir oyunu olduğunu, Müslüman ülkeleri birbirine düşürüp parçalamak istediğini, savaş çıkartıp taraflara silah satmak isteme niyeti, (ki bunu defalarca yaptı, hala yapıyor) Körfez ülkeleri üzerinde ve Orta Doğu'da gücünü pekiştirmek için her türlü oyunu oynadığı açık bir şekildede belli değil mi? Bilmeyen kaldımı?
Katar olayı tamamen bir güç savaşıdır. Öyle ki savaşın her türlü yalanı ve hilesi mevcut. Örneğin, Suudi Arabistan'ın yayınlamış olduğu, Katar'ın desteklediğini iddia ettiği terör örgütleri listesinde, ABD nin listesinde olmayan, Birleşmiş Milletler ve İslam Dünyası tarafından kabul görmüş saygın örgütlerde de var. Yani mesele terör destekçiliği deği!
Bir başka tuhaflık, "Körfez İşbirliği Teşkilatı" üyeleri arasında olan Katar'a diğer Teşkilat üyesi ülkeler yaptırım uyguluyor. İşte asıl traj komik olan bu.  Ve bunu kim başlatıyor Suudni Arabistan. Güç Merkezi olmak için ülkeler üzerinde baskı uyguluyor. Hem de Hirıstıyan bir ülkenin talimatıyla.
Kendimize şu soruyu soralım! "Katar'ı terör örgütlerine destek vermekle suçlalayan Suudi Arabistanın terör örgütleri ile olan kirli, pis ilişkilerini bilmeyen var mı? Basit bir örnek, Mısır'daki darbenin arkasında kim var? Darbeye karşı mücadele eden,  yüzlerce şehit veren Müslüman Kardeşleri (İhvan hareketini) terör örgütü ilan etmesini nasıl anlamalıyız? ABD, Suudi Arabistanın milyarlarca dolarını niye bloke etti? Soruları çoğaltabiliriz. 
Türkiye ise krizin patladığı andan itibaren açık, net bir tavır koydu. "Ben bu ablukayı asla onaylamıyorum. Müslüman ülkelerin, müslüman bir ülkeyi aç, susuz, sefil bırakılmasını kabul etmiyorum" dedi ve ekonomik ve askeri yardımlarını sıraladı. 
Kimse kusura bakmasın ben buna, siyasi değil, tarihi yaklaşıyorum ve "Osmanlı Ruhu " diyorum. Ecdat aynısını yapmadımı? Bırakın dindaşlarımızı, ırkdaşlarımızı, kendi dininden, kendi ırkından olmayanlara da yardım etmedi mi? Bu büyük, güçlü Devlet olmanın özelliği değil mi? Başta Suudi Arabistan olmak üzere, "Siz ne yapıyorsunuz, aklınızı başınıza alın" demenin başka bir yolu değil mi?
Şayet Türkiye Küresel bir güç olacaksa, (ki olmalı), bölgedeki ağırlığını hissettirmeli. Nasıl ki, Fırat Kalkanı Operasyonu ile emperyal güçlerin bütün hesapları alt-üst olmuşsa, bura da da , ABD ve Suudi Arabistanın emperyal hesapları alt-üst oldu. 
Afrika da, Asya da, mazlumların yardımına koşan bir Türkiye'nin, Katar'ın yanında yer alması kadar daha doğal bir şey olamaz. Özellikle, ABD merkezli emperyal güçlerin bu bölge deki niyetleri belli iken. 
Türkiye'nin tarafsız olma gibi bir lüksü asla yoktur. Bunun söylenmesi bile bu ülkenin tarihine ve geleceğine ihanettir. Gücünüzü  inkar dır. Sizi  güçsüz göstermektir. Sizin hiçbir şekilde iddianız yok demektir. Bunun anlamı,  emperyal güçlere davetiye çıkarmaktır. "Biz güçsüzüz gelin bizi işgal edin" diye. 15 Temmuz bunun bir denemesi değilmiydi? Gücümüz ölçülmedi mi?
Sorunun çözümü için, Körfez İşbirliği Teşkilatı derhal toplanmalıdır. Sorunu çözmelidir.
Suudi Arabistan çok geç olmadan, İslam Dünyasını, parça, parça edecek, oluk oluk Müslüman kanı dökülmesine neden olacak bu ihanetten,  gücü varsa, kendine güveniyorsa bir an evvel vaz geçmelidnir. Yok yapamıyorsa bütün insiyatifi Türkiye 'ye bırakmalıdır. Bunu İslam ve İslam'ın geceği adına yapmalıdır. 
Körfez ülkeleri akıllarını başlarına toplamalıdırlar. Kime, neye , nasıl hizmet ettiklerini görmelidirler. Onların işi, Emperyal güçlerin yanında olmak,  onlara hizmet etmek değil, Türkiye'nin ve Katar'ın yanında yer almaktır. İslam Dünyası'nın kamplaşmasına fırsat verilmemelidir. 
İHANETİN BEDELİ HER ZAMAN ÇOK AĞIR OLMUŞTUR. HERKES TARAFINDAN BU BÖYLE BİLİNE.
İsmet TAŞ
İç Anadolu Birliği Genel Başkanı
    


    
    
 
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73