• BIST 108.011
  • Altın 273,070
  • Dolar 5,7924
  • Euro 6,4184
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 11 °C
  • İzmir 15 °C
  • Konya 4 °C

İlk şiirin hikayesi

Ahmet Aydınsoy

Bugün bir şiiri ve onun hikayesini paylaşmak geldi içimden.

Bu hikaye beni ilk defa şiir yazmaya kadar götüren etkileyici bir sahneydi.*

Bir anne düşünün, kolları ve bacakları olmayan yavrusunun kendi başına bir şeyler başarması için ona fırsatlar veren. Ne kadar zorlanırsa zorlansın, tek başına zorlukların üstesinden gelmesi için müdahaleci bir tutum göstermeyen. Evet hikayemizin özet sahnesi bu. Engeli ne olursa olsun, tek başına zorlukların üstesinden gelmesi için, kendi başının çaresine bakabilmesi için fırsat vermek.

İnternette bu görüntüleri bir eğitimci gözüyle izlerken aklıma, sağlığı, gücü-kuvveti, eli, ayağı yerinde olmasına rağmen (kıyamadığı için!) çocuğunun çantasını taşıyan anneler geldi. Evladının yorulmasına, terlemesine, üzülmesine, ağlamasına, yaptığı bir hatadan ötürü pişmanlık dahi yaşamasına fırsat vermeyen anne-babalar. Acıkmasına bile fırsat vermeden, ağzına bir şeyler tıkıştırmak için elinde tabak-kaşık çocuğun peşinde dolaşan anneler.  Çocuğunun yerine ödev yapan, proje hazırlayan fedakar(!) ebeveynler geldi.

Sonra kozasından çıkmaya çalışan kelebeğe merhamet(!) gösterip yardım olsun diye dışardan müdahale ile kelebeğin daha doğmadan ölümüne sebep olan, cehalete kurban edilen bilinçsiz iyi niyetler geldi aklıma.

Ve evladına kıyamadığı(!) için onu tatlı uykusundan uyandırıp sabah namazına kaldıramayan şefkat abidesi(!) anne-babalar...

Bu örnekleri o kadar çok uzatabiliriz ki, buna ne sayfalar satırlar yeter, ne de zamanımız el verir.

Neyse sözü fazla uzatmayalım. İşte hikayemiz.

Bir parkta kaydıraktan kaymak için beş basamaklı bir merdivene tırmanmaya çalışan, kolları ve bacakları olmayan dört yaşlarında bir çocuğun hikayesi bu. Bir basamaktan öbürüne çıkmak için verdiği mücadeleyi, çocuğunun çantasını bile taşımasına izin vermeyen annelerin mutlaka görmesi lazım. Kolları olmadığı için çenesiyle üst basamağın kenarından tutunarak vücudunu yukarı çekmeye çalışması, her basamağı çıktığında yüzündeki sevinç, hele hele basamaklar bitince kayacağı yere yan yan sürünürken duyduğu heyecan ve nihayet sırtüstü kayarken yüzündeki mutluluk gerçekten görülmeye değer bir manzaraydı. O bir basamağı çıkıncaya kadar başka bir çocuğun, sağından, solundan, üstünden atlayarak defalarca geçip kaydığını gördükçe gayretlenişini gerçekten göstermek lazım, tüm anne-babalara.

Şair değilim ama ilham kaynağım olan bu etkileyici sahnenin verdiği cesaretle göstermiş olduğum cüret için affınızı istirham ederim.

HALİNE ŞÜKRET BETERİ VARDIR.

Her haline şükret, hikmeti vardır.

Çektiğin her derdin beteri vardır.

Sanma tüm dertler yalnız sendedir.

Unutma, beterin beteri vardır.

 

Hastaysan sağlıklı günlerin yeter.

Bir elin yoksa diğeri yeter.

Olmasın isterse kolun bacağın.

Lezzeti tadan dillerin yeter.

 

Derdini anlatmaya dönmüyorsa dilin.

Yemeye içmeye varsa bir elin.

Sakın demeyesin bu mu kaderim.

Allah’ı anan yüreğin yeter.

 

Engelin yüreğinde olmasın yeter.

Olursa bu hal ölümden beter.

Ümitle aşılır bütün engeller.

Azimle, gayretle inancın yeter.

 

Sağlığı, imkanı, gücü, serveti,

Düşün vereni tanımayan yürekler.

Olur mu sanırsın mesut bahtiyar.

Lezzetleri yok eden ölümün yeter.

_____

*

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (312) 311 53 73