• BIST 97.866
  • Altın 279,100
  • Dolar 5,8314
  • Euro 6,4980
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 23 °C
  • Konya 15 °C

İran’ı doğru okumak

Muhammed Gömük

Ortadoğu’da devrilen domino taşları nihayet İran’a dayandı. Bana göre İran’da olan biteni anlamak son derece kolay, her şey son derece açık ama bazıları nedense aykırı söylemlerle hedef saptırmaya, gerçekleri çarpıtmaya çalışıyor. Bu arada doğru tespitlerde bulunanlar da var. Mesela Dış İşleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu gibi… İran’ı ve İran’daki halk isyanını çeşitli görüşleri dile getirerek irdelemek istiyorum.
Mevlüt Çavuşoğlu: Bizim Dış İşleri Bakanımız. Dedi ki: “İran’daki sürece destek veren iki kişi var: Birisi Netanyahu, diğeri Trump.”. İşte budur! Apaçık ortada duran bir realiteyi hiç kem küm etmeden işte böyle söylemek gerekir. Bakanımızı saygıyla selamlıyoruz.
Bendenizin Naçizane Görüşü: Daha önce ‘’Saygın Bir Devlet Adamı Remzi ULUŞAHİN’’ başlıklı köşe yazımda Gezi kalkışması sırasında benim de cezaevinde olduğumu ve Gezizekalıların amaçlarından birinin de , İzmir Buca Cezaevini hedef alıp isyan çıkartarak bütün cezaevlerine sıçramasını sağlamak olduğunu ve Rizeli Müdür Remzi ULUŞAHİN’ in de geceleri korkusuzca koğuşlara girip mahkumlarla çay içerek babacan nasihatlar ederek, mahkumlarla birebir konuşup dertlerini sıkıntılarını dinleyerek, Buca Cezaevinde isyan çıkmasına engel olması hususundaki başarısını anlatmıştım. İran’daki olaylar, hiçbir tartışmaya mahal vermeksizin İran’ın Gezi Kalkışmasıdır. Başlayış ve oluş şekli, yakıp yıkma taktikleri, destek veren dış güçlerin imalı söylemleri ve tezgahlayanların provokasyon metodları yönünden kesinlikle Gezi Kalkışması’nın İran versiyonuna tanıklık ediyoruz. Bir defa göstericilerin çoğu 25 yaş altı gençler ve özellikle de ergenler. Böyleleri hayat tecrübesinden yoksundur, doğru ile yanlışı tam ayırt edemezler, çok kolay kışkırtılırlar, kırmızı olan her şeyden tahrik olup kızgın boğa gibi saldırırlar. Bir de çok çıtkırıldımdırlar. Kafalarına iki cop yeyince ağlamaya başlar, ellerinden cep telefonunu düşürmezler. İşte bu sersemsemelek kitleyi kontrol etmek çok kolaydır ve esasında CIA’in en iyi becerdiği işlerdendir. Duran adamlar, oturma eylemleri, maske takmalar, sağı solu boyamalar ve daha birçok eylem; CIA’in toplum kontrol kitaplarında yazan ve ilgililerin gayet iyi bildiği mevzulardır. Gezi kalkışması esnasında sıkça rastladığımız bu sembolik eylemlerin aynısını şimdi de İran’ın gezizekalıları sergiliyor. Her taraf yine yangın yeri, bilboardlar yine kırılıp dokülmüş, tutuşacak ne varsa yine yakılıp yıkılmış…
Daha da spesifik inceleyecek olursak İran’daki kalkışma, İran’ın sürgündeki muhalifleri Mesud ve Meryem Recavi çifti tarafından yönetilmektedir. Bizdeki Gezi Kalkışmasının sözde nedeni Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesi idi. Ondan sonraki süreçte CHP’li belediyeler tarafından onlarca ağaç katliamı oldu ama kimsenin gıkı çıkmadı. İran’daki kontrollü isyanın bahanesi ise hayat pahalılığı olarak karşımıza çıkıyor. Sanki yeni bir şeymiş gibi. Ancak işin ilginç yanı şu ki İran’ın gezizekalıları “Kahrolsun Rusya” diye slogan atıyor! Rusya ne alaka, alakaya çay demle diyeceksiniz. Haklısınız. İran’ın düşmanları ABD ve İsrail değil mi? Sudi Arabistan değil mi? O hâlde neden Rusya? Çünkü gösterici kılıklı militanlar ABD, İsrail, Suudi uşağı olunca elbette onlar aleyhine slogan atamaz. Onlar, İran’ın millî çıkarlarına karşı. Severiz sevmeyiz, İran’ın Ortadoğu’daki fitnelerinden rahatsız oluruz olmayız, bu ayrı mesele. Gerçekleri konuşmalıyız, ders çıkarmalıyız. İran’daki sokak teröristleri, aynen bizdeki gezizekalılar gibi asla ama asla millî değildir, Amerikalılar’ın kiralık uşaklarıdır.
Yine bu sokak teröristleri bir de “Diktatöre Ölüm” diye slogan atıyor. Diktatör yakıştırmasına da ülkemizden aşinayız. Cumhurbaşkanımız ne zaman ABD’nin, İsrail’in ya da Hollanda, Almanya, Fransa gibi saçmasapan bir ülkenin kuyruğuna bassa hemen mason medyadan ve dış mahfillerden yönetilen muhalif kanattan “diktatör” naraları duymaya başlıyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan ya da İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani gerçekten diktatör olsa, sokaklarda terör estiren o çakal sürülerinin kellelerinden dağ gibi yığınlar olurdu. 
Şu anda İran’da bir kaos var, kabul ediyorum; ama bu geçici bir kaos... İran Hükûmeti er ya da geç, tatlı ya da sert bu aymazlığa bir son verecek ve sokaklara tamamıyla hâkim olacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73