• BIST 99.028
  • Altın 281,634
  • Dolar 5,8739
  • Euro 6,4829
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 16 °C
  • Konya 8 °C

“Mescid-i Dırar”

Ahmet Sefa DİKTEPE

Ülkemizde uzunca bir zamandır tartışmalar fikirden öte şahıslar üzerine yoğunlaştığı ve tahlillerde böyle yapıldığı için meydana gelen olaylardan çıkarılan dersler çoğu zaman pek de doğru olmuyor. Bunun en müşahhas örneklerinden biride Fetullahçı terör örgütü özelinde 15 Temmuz hainliğiyle neticelenen sürecin kırk yıllık arka planının hala anlaşılamamasıdır. 

FETÖ ile mücadele süreci başladığı günden bu tarafa bu mücadelenin bir “dini cemaatle” değil bir cinayet şebekesiyle yapıldığı gerçeğini vicdanı olan her insanın ifadeye mecbur olduğunu düşünüyorum. 
Fetö’nün amaçlarından birinin de yaptığı itibar cinayetlerine benzer şekilde milletimizi camiye, cemaate, tarikata düşman etmek olduğuna inanıyorum… Bu milletin bin yıldır en sağlam ayağını sabitlediği yer olan ehli sünnet çizgisindeki oluşumları Fetö’nün itibar cinayetlerine kurban edemeyiz. 

Tarihimize bakıldığında Fetöler bulabileceğimiz gibi devletlerimizi ayakta tutan cemaat ve tarikatlar da bulacağımızı unutmamalıyız. Şanlı tarihimizde Hoca Ahmet Yesevi’nin, Hacı Bektaşı Veli’nin, Şeyh Edebali’nin, Akşemseddin’in varlığını kim inkâr edebilir? Toptancılıkla hepsini Fetö ile bir tutmak dini oluşumların tam da görevi olan cemiyete numune insan yetiştirme görevini bihakkın ifa eden bu büyük zatların hakkını yemek olmaz mı?  İstese dünyaları önüne serecek Fatih’i, devlet işleri aksar da memleket zarar görür diye kapısından çeviren Ebu’l Vefa Hazretlerinin ruhuna saygısızlık etmiş olmaz mıyız?

Ben Fetö olayının Efendimiz döneminde meydana gelen “dırar mescidi” hadisesiyle birçok benzerlik taşıdığını düşünüyorum… Özetle, münafıklar dine zarar vermek için mescidin yanına kilise değil bir mescid inşa ediyorlar. Tevbe Suresinde geçen ayetlerde Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Bir de şunlar var ki zararlı eylemler gerçekleştirmek, inkârcılıklarını pekiştirmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve resulüne savaş açmış kişi lehine fırsat kollamak üzere bir mescid yapmışlardır. Amacımız sadece iyi bir şey yapmaktı diye de yemin edecekler. Allah şahit, onlar kesinkes yalancıdırlar. Orada asla namaza durma! Daha ilk günden takvâ temeli üzerine kurulan mescid ise namaz kılman için elbette daha uygundur; burada gerçekten arınmak isteyen adamlar vardır. Allah da arınmaya çalışanları sever. Binasını Allah’a saygı ve O’nun hoşnutluğunu kazanma temeli üzerine kuran mı daha iyidir yoksa binasını kaymak üzere olan bir uçurumun kenarına kurarak onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan mı? Allah hakkı çiğneyenleri doğru yola iletmez. Onların kurduğu bina, yürekleri paramparça olmadığı (yaşadıkları) sürece içlerinde bir huzursuzluk kaynağı olmaya devam edecektir. Allah her şeyi bilmekte ve hikmetle yönetmektedir.” 

Fetö de aynen bu zihniyetle sözde hizmetlerini yapmış, o günkü münafıkların tavrıyla bu coğrafyada fikrini egemen kılmaya çalışmıştır. Evet, bugün bu münafıkların sapık fikirlerinin bu coğrafyada dolaşmasına engel olunmalıdır fakat bu kesim bahane edilerek din düşmanlığı yapılmasına da asla müsaade edilmemelidir! 

Devlet olması gereken hiçbir alanı bir cemaate tarikata devretmez, devretmemelidir. Bu yapılarda devletin asli vazifesi olan hiçbir işe talip olamazlar, olmamalıdırlar. Merhum Prof. Dr. M. Esat COŞAN’ın ifadesiyle “cemaate değil cemiyete insan yetiştirme” mecburiyeti olan bu yapıların içinde devletten pay isteyen, makam, mevki talep eden, şan, şöhret peşinde olanlar temizlenmeli millet vicdanı da bu ikbal avcılarının kötü emellerine karşı korunmalıdır!
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73