• BIST 1.776,41
  • Altın 702,32
  • Dolar 12.3996
  • Euro 13.9976
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 19 °C
  • İzmir 25 °C
  • Konya 5 °C

Saygısızlık asıl O’na yapıldı oysa…

Fatih Akkaya

58’incisi de gösterdi ki, Antalya Altın Portakal Film Festivali tamamen siyasi bir organizasyon. Kendileri çalıp kendileri oynuyor anlayacağınız… 

Geçtiğimiz hafta gerçekleşen festivalde öne çıkan “olay” malum.

Festivalcilerle birlikte belli bir kesim bir hareketinden ötürü Tamer Karadağlı’yı “Nihal Yalçın’a saygısızlık etmek” ve “kadın düşmanlığı yapmakla” itham ediyor.  

Baştan söyleyeyim Tamer Karadağlı hayranı falan değilim. Aksine şimdiye kadar bana itici de gelmiştir, canlandırdığı karakterlerden dolayı. 

Ancak “tam olarak nedir ne değildir”, “nasıl cereyan etmiş” diye olayın videosunu hem de birkaç kez izledikten sonra bende, asıl Karadağlı’ya saygısızlık edildiği kanaati oluştu.

Şöyle ki;

Sunucu Şevval Sam, “en iyi kadın oyuncu ödülünü açıklamak” üzere Jüri Üyesi Hazal Kaya’ya söz veriyor.

Sunucu bu arada ödülü vermek üzere sahneye Tamer Karadağlı’yı davet ediyor. Jüri üyesi Hazal Kaya zaten sahnede, Tamer Karadağlı seyircilerin arasından kürsüye çıkıp, Kaya’nın yanına geliyor. Kaya, Karadağlı’ya “hoş gediniz” falan demiyor. Bir göz teması bile kurmadığı Karadağlı’yı görmezden geliyor. 

Karadağlı, en iyi kadın oyuncuyu açıklamaya başlayan Kaya’nın yanında konu mankeni gibi dikiliyor. 

Ve Kaya, en iyi kadın oyuncu ödülüne Nihal Yalçın’ın layık görüldüğünü açıklayıp, oyuncuyu sahneye davet ediyor.

Nihal Yalçın, seyircilerin arasından sahneye doğru ilerlerken, bu arada bir manken ödülü getirip, Tamer Karadağlı’ya veriyor. Sahneye çıkınca ilk iş ödülü verilir ya, ona hazırlık yapılıyor. Nitekim elinde ödül olan Karadağlı ile Kaya, sahnede yan yana… Nihal Yalçın sahneye çıkıyor, Hazal Kaya ile göz teması kurup, gülümsüyor, elinde kendisine vereceği ödülle bekleyen Karadağlı’yı ise görmezden geliyor. Hazal Kaya’nın yaptığının aynısını yapıyor. 
Karadağlı ödülü vermek istiyor, Nihal Yalçın yine görmezden gelip, mikrofona yönelip konuşmaya başlıyor. Karadağlı burada da bozuluyor ama mimikleriyle anı kurtarmaya çalışarak, geri çekiliyor. Elinde ödülle Nihal Yalçın’ın ardında öylece duruyor. 

Nihal Yalçın, konuşmasında da teamüllerin dışına çıkarak, uzattıkça uzatıyor. 

nihal-yalcin-tamer-karadagli.jpgBurada bir parantez açmak gerekiyor;

Seyirciler arasında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yanında Turizm Bakanı oturuyor…

Nihal Yalçın konuşmasının başında ve sonunda üç-dört kez Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı’nın adını telaffuz ediyor, teşekkürlerini sunuyor… Hatta lafı orman yangınlarına getirip, çok iyi mücadele ettiğini söyleyerek bir kez de bundan dolayı teşekkür ediyor Muhittin Böcek Bey’e. Ama hemen yanında oturan ve protokole göre Belediye Başkanı’ndan daha önde olan Bakan’ı hiç görmüyor, adını hiç anmıyor, usulen de olsa selam bile vermiyor. Yok sayılıyor Bakan. 

Nihal Yalçın konuşmasında, güçlü rakipleri olmadığı için bu ödülün kendisine verildiğini düşündüğünü de söylüyor. “Ülkenin atmosferinde işinizi yapmak ve işinizin hakkında konuşmak bir lükse dönüşüyor. İşimi yapabildiğim için çok mutluyum” gibi garip laflar ediyor.

Bu arada tabi hemen arkasında bekleyen Tamer Karadağlı’nın orada elinde ödülle öylece dikilip kalmaktan duyduğu rahatsızlık yüzüne yansıyor; mimiklerinde bu açıkça görülüyor. Jüri Üyesi Hazal Kaya da bunun farkına varıyor ve öyle mahcup falan olmuyor, aksine Karadağlı’ya bakıp bakıp gülümsüyor… Adeta “nasıl da kala kaldı arkada öyle” der gibi…

Ve Karadağlı daha fazla dayanamayıp, bir iki adım atıp ödülü Nihal Yalçın’ın eline tutuşturuyor. Bu arada da saygıyı elden bırakmayıp alkışlamayı ihmal etmiyor. 

Nihal Yalçın, küçümser bir ses tonuyla “kim verdi ödülü” diyerek arkasına dönüp, Karadağlı’ya bakıyor. “Sus mu dediniz” diye ekliyor. Karadağlı yine bozuntuya vermemeye çalışarak, “Konuşmanızı ödülünüzle birlikte yapın diye” ifadelerini kullanıyor. 

Nihal Yalçın, konuşmasını sürdürüp, “İstanbul Sözleşmesi”yle ilgili de mesajını verdikten sonra, sahneden iniyor, yine Karadağlı’ya bir teşekkürde bulunmuyor.

Jüri üyesi Hazal Kaya da aynı şekilde, Karadağlı’ya teşekkür falan etmeden yerine geçiyor. 

Olay bu iken, mimikleri ve ödülünü Nihal Yalçın’ın eline tutuşturmasından ötürü Karadağlı hedefe oturtulmuş durumda.

Oysa işte yazıya döktüm, olay aynen böyle cereyan ediyor. 

Asıl saygısızlık Tamer Karadağlı’ya yapılmamış mı?

*** 

Dediğim gibi olayda adları geçen üç ismi de denk gelip izlemişsem dizilerinden, oyunlarından bilirim o kadar. Siyasi görüşleri nedir ne değildir hiçbir fikrim yok.

Sade bir vatandaş, sade bir izleyici gözüyle olaya baktığımda, asıl Karadağlı’ya ayıp edildiğini görüyorum. 

Neticede Hazal Kaya da, Tamer Karadağlı da, Nihal Yalçın da birer oyuncu… Hangisi daha ünlü hangisi daha ünsüz bilemem… Hepsi kendi çaplarında birer oyuncu işte. Biri jüri üyesi, biri ödülü veren, biri ödülü alan… Ödülü vermek üzere sahneye çıkarılan adamı, görmezden gelmek, adama bir merhabayı, teşekkürü bile çok görmek değil midir asıl ayıp olan?

*** 

Tüm bunları görmeyip, Karadağlı’nın ödülü Yalçın’ın eline tutuşturmasına abanmak, tamamen politik bir tutumdur; siyasi yobazlıktır.

Nitekim Yalçın’a destek mesajları atan sanatçılara, siyasilere bakıldığında belli bir zihniyet görünüyor. Terör seviciliği yapmaktan çekinmeyen, CHP’nin de ötesinde bir marjinal sol zihniyet… 

Bu çevrelerin toz kondurmadığı HDP’nin Eş Başkanı Pervin Buldan’ın, Karadağlı’ya yönelik şu sözlerine bakar mısınız lütfen: 

“Ödül töreninde haddini aşan erkek zat, bulanık bir zihin Yalçın’a saygısızlık etti. Bu ırkçı zihniyeti kınıyorum. Benim de Yalçın’a sahip çıktığımı ifade etti.  Biz Yalçın’a ve Yalçın gibi sesi kesilmek istenen bütün kadınlar yanındayız, bu da sana kapak olsun.”

Olayda Karadağlı ile Yalçın’ı yer değiştirin, emin olun bunlar yine Karadağlı’yı ukalalık yapmakla eleştirip, hedef alırlardı; “ödülünü verecek isme bir selam bile vermedi, onu saymadı” diye… 

Çok net bir şekilde artık ortada ki, bu festivalcilerin kriteri hak hukuk değil, kişinin kendileri gibi düşünüp düşünmediği, kendileri gibi yaşayıp yaşamadığıdır.  

Yani sol görüşlü olacaksın… Öyle böyle bir “sol” da değil. Sol görüşlü olmaktan anladıkları, milliyetçi ve muhafazakar çevrelere düşmanlık beslemek, HDP gibi sözde siyasi oluşumlara kötü gözle bakmamak. Ve hatta PKK’yı terör örgütü olarak görmemek.

Şimdi daha iyi anlıyorum ki, gerçekte Tamer Karadağlı oynadığı dizilerde canlandırdığı karakterlere uzak bir insan değil. Festivalcilerce o yüzden zaten sevilmeyen biri ve o törende sahneye sırf dostlar alış verişte görsün diye davet edilmiş. Ve hatta belki de kasıtlı olarak orada adam yerine konmayarak küçük düşürülmek üzere sahneye çıkarılmış. 

Olayla ilgili açıklamasında kendisi de şunu söylüyor: “Kurban seçilip kullanıldığıma inanıyorum. Kendimi kandırılmış hissediyorum!”

Haksız değil. 

Umarım bu olay Karadağlı ile benzer siyasi düşüncelere sahip sanatçılarımıza ders olur da, gözlerini açarlar; bunlara yaranmak için bin bir şirinlik yapmaktan geri dururlar artık.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73