Muhammed Gömük

Muhammed Gömük

Subliminalci Ülker ve Öteki Hainler

Subliminalci Ülker ve Öteki Hainler

Yıllar yılı Ülker Müslüman, Eti gavur diye aldatılmış durmuşuz. Hani muhafazakârız, hani dini hassasiyetimiz var ya güya… Bakkaldan fındıklı bisküvi bile alacak olsakETİ’yi değil Ülker’i seç diye tembihlenedurduk… Hepsi boşunaymış, hepsi palavraymış. Duygularıyla oynanıp kirletilmiş ve sonra paçavra gibi bir köşeye fırlatılmış kader kurbanları gibi hissediyoruz kendimizi… Zor duygu vesselam. 
Bir reklam filmi düşünün; psikopat bir sesin itici bir gülüşü eşliğinde, ayakkabı kutusu şeklinde (!) ve üzerinden kanlar akan bir pasta masaya geliyor. Sonra ampül şeklinde patlamalar… Ve bu reklam tersten dinlendiği zaman şu sözler ortaya çıkıyordu:
Ramazan şakası iyiymiş,
Millet alkışlanır,
Şarkılar okunur, 
Dualar okunur,
Dağlar taş olur,
Allah’ı unuttum,
Ramazan şakası iyiymiş,
Allah’ın sınavı yaklaştı,
Ben bu işi bırakmıştım
Şaka değil, gerçek! Bu satırlar, bizim Müslüman Ülker’in reklam videosu tersten dinlendiğinde ayan beyan anlaşılıyor. Verilen mesaj ne: Ansızın bombalar patlayacak, ortalık kan gölüne dönecek, büyükler alaşağı edilecek, küçükler etkili eylemlerle terör estirecek… Nereden baksanız dehşet verici subliminal mesajlar!
Peki Ülker’in derdi ne? Vakti zamanında Ülker’in fabrikalarında çalışan tanıdıklarım Ülker’in hiç de düşünüldüğü gibi İslami bir marka olmadığını anlattıklarında şaşırmıştım. Ancak gelinen noktada öyle büyük hıyanetlerle karşılaşıyoruz ki bütün bunlara maalesef normal olarak karşılıyoruz. 
Bütün reklam filmlerinin kendi onayıyla yayınlandığını twitter adresinden peşin peşin duyuran Murat Ülker’den başlayalım. Aslen Kırım Tatarı, milyarlarca dolarlık holding patronu, vakta ki subliminal mesajlar vermeyi de seven biri. Ülker firmasına gelince… Odatv yazarı ErrollGelardin’e kulak verelim: 
“Ülker Fabrikası, Beşler Bisküvi Fabrikası’nda çalışan Asım Berksan, merhum kayınpederim Hayim Vitali Nahum, Palasko (Rum) ve Asım’ın kardeşi Sabri Berksan beyler tarafından Sirkeci’de ufak bir odada kurulmuştur. Merhum kayınpederim Hayim Vitali Nahum’un anlattıklarını size anlatacağım.
Kırım Tatarlarından gelen bir ailenin çocukları olan Berksanlar’ın büyük ağabeyleri Asım, Beşler’de işçi iken orada çalışan bir Musevi kızına aşık olmuş ve Vitali Bey’in araya girmesi ile bu iki fakir genç evlenmişler. Beşler’in işi bozulduğunda kendilerine geçim yolu arayan Vitali Bey’in arkadaşı Asım’a yaptığı teklif üzerine Ülker Şekerleme diye bir işyeri kurmuşlar ve şekerleme işinin üstadı olan Rum asıllı Palasko adlı biri ile de anlaşmışlar ve 4 ortak olarak işe başlamışlar.
Zamanla zenginleşmeye başladıklarında Palasko işten ayrılmış ve 3 ortak olarak ve kollektif şirket halinde işe devam edilmiştir. İşler daha da iyileştiğinde Berksanlar soyadlarını ÜLKER’e çevirmişlerdir.
Yani Sayın Sabri Ülker Bey’in beyan ettiği gibi kendisi ÜLKER’i kurmamıştır. Ülker’i kuran Hayim Vitali Nahum ve Asım Ülker’dir. Sabri Bey’i, Asım Bey kardeşi olduğu için ortak yapmıştır. Sabri Bey, o sıralarda üniversite öğrencisi idi. Hiç bir şekilde fabrika ile alakası yoktu.
Sabri Bey üniversiteden döndükten sonra karşısında 2000 kişiyi aşkın işçisi olan bir fabrika bulmuştur. Bu iki parasız meteliksiz kişinin Ülker’i büyütebilmelerinin yegane sebebi Hayim Vitali Nahum’un kendi çevresinden faizle para bulmasından dolayıdır. Bu gün kendini dini bütün Müslüman kabul eden Sayın Sabri Ülker, fabrikasını faizle tefecilerden alınan paraya borçludur.
Sabri Bey, daha sonra Vitali Nahum’u ortaklıktan çıkarmıştır. Kayınpederime göre kendisinin hakkı yenmiştir. Çünkü kendisine ödenen para muhasebe defterlerindeki rakamlara göre yapılmıştı.
Mesela bir milyon lira eden fırın defterlerde amortismanla 50 bin liraya düşmüş ve 50 bin lira üzerinden payı ödenmiştir. Keza binalar, keza kamyonlar keza her şey…
“Ben dini bütün Müslümanım kimsenin hakkını yemem” düsturu altında yapılmıştır.
Sayın Asım Ülker ile Vitali Nahum’un arkadaşlığı hiç bir zaman, herşeye rağmen bozulmamıştır. Asım Bey’in asıl adı Fani olan eşinden olan çocukları Musevi dinine göre Musevidirler. 
İsrail’e göç etmek isterlerse İsrail vatandaşlığını otomatikman alırlar. Fani Hanım’ın Müslümanlaşmış olması fark etmez.
Sayın Sabri Bey’in ömrü uzun olsun ama kayınpederimi görmeye gitmeden evvel bir kere de bunları okusun ve yaptıklarının ne kadar güzel şeyler olduğunu görsün dedim.”
Görüldüğü üzere bizlere yıllar yılı İYİ MÜSLÜMAN olarak yutturulan Ülker, YAHUDİLİK ile daha fazla hemhâl olmuş bir firmadır.
Bir de şu yönden bakalım: Hürriyet Gazetesi'nden Doğan Hızlan, 2 Mart 2006 tarihli yazısında; Ülker grubu¬nun Türk ve İslam düşmanı mason Mozart'ın kutlamalarınaverdiği desteği şu sözleri ile itiraf ediyor:
“Ülker Müzik Günleri'nin bu yılki adı: "Mozart'la Sonsuz¬luğa Yolculuk" Wolfgang Amedeus Mozart'ın doğumunun 250. yılında, konserler, etkinlikler 11 ile 13 Mart 2006 arasın-da gerçekleştirilecek...”Aynı Ülker grubunun ilanla ve her daim desteklediği An¬dante Dergisi'nin Ocak-Şubat 2006 tarihli 20. sayısının 14. sayfasında "Bu Şarkıyı Hampson'dan Dinleyin" başlığı altın¬da, Mozart'ın, zil ve davul gibi Türkenstrümanlarını da kulla-narak “İmparator olmak istiyorum” adlı bir Alman savaş şar¬kısı bestelediğini, bu parçayı Osmanlı'ya savaş açmaya hazır¬lanan İmparator II. Jozeph'in ısmarladığını anlatıyor ve şarkı¬nın ilk dörtlüğünü şöyle veriyordu.
İmparator olmak istiyorum
Silkelemek istiyorum Doğu'yu,
Titretmek istiyorum Müslümanları,
Konstantinopolis benim olmalı...
Durum anlaşılmıştır, çok da uzatmaya gerek yok deyip Ülker’in ne ayak olduğunu böylece sizlerin takdirine bırakıyorum. Demek ki bundan sonra ne yapıyormuşuz: ÜLKER ALMIYORMUŞUZ!
Hepinizi tatlı-tatlı-tatlı selamlıyorum.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR