• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 22 °C
  • Konya 21 °C

Yazık!

Selçuk  YILDIRIM

Dün öğrendiğim iki farklı haber beni haddinden fazla kızdırdı ve kendimden, insanlığımdan kuşkulanır hale getirdi. Maalesef bu haberleri çok kez duydum ama her duyduğumda sanki yeni duymuş kadar sinirleniyorum.

Efendim ilk okuduğum haber şuydu; 112 Acil Servis yetkilileri, 112 Acil Servisine yapılan aramaların yüzde doksanının asılsız olduğundan muzdaripler maalesef. Yalnız tek dertleri bu da değil aramaların yine yarıya yakını ise sapıklık ve sözlü tacizle sonuçlanıyor. Yine maalesef edindiğim bilgiye göre bu aynı “rahatsız” şahıslar sadece 112 hattını değil diğer yağın ihbar hattı 110 gibi bütün acil durum çağrı merkezlerini de aynı şekilde rahatsız ve taciz ediyor.  Bu olayların neticesinde de acil servislerin gerçek olaylara ikna olmaları ve oralara intikal etme süreçleri daha uzayabiliyor.  Nasıl bir ruh ve akıl dünyasında yaşıyor gerçekten merak ediyorum. Ayrıca diğer bir merak ettiğim husus ise hadi eskiden bu kişileri tespit etmek imkansızdı ama şimdi teknolojinin tavan yaptığı bir dönemde yaşıyoruz ve bu ahlaksızlar tespit edilemiyor mu? Yine merak ettiğim bir husus ise bu ahlaksızların yaptıkları yanlarına mı kalıyor? Eğer yanlarına kalıyorsa vay halimize! İnanın bu gibi tiplerle aynı havayı solumaktan bile imtina ediyorum. Doğal olarak üst tarafta sorduğum sorular tabi ki konunun muhataplarına. 

İkinci haberimize gelince; Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’da bir devlet hastanesinde hasta yakınları olay çıkartıyor. Bu olay esnasında doktorlar, hastane çalışanları hasta yakınları tarafından darp ediliyor hatta ve hatta hasta yakınları bu sefer olayın çıtasını bir üst kademeye taşıyarak bizzat  hastanenin kendisine zarar veriyorlar. Camlarını, oluklarını, banklarını kırıyor veya bunu yapmaya uğraşıyor. İşin garibi ise polisin orda olmasına hiç aldırış etmeden bu eylemi yapmaya devam ediyor ve yine polisin telkinleriyle son buluyor saldırı. Bütün bunların üzerine haberin görüntülerinde açıkça tanınabilen bu kişiler bu kadar zararı vermiş olmasına aldırmadan elini kolunu sallaya sallaya çekip gidiyor. Efendim bu olay farklı kişiler tarafından iki boyutu olduğu düşünülebilir lakin benim kanaatimce şiddetle, barbarlıkla kimsenin hak aramaması gerektiği yönündedir. Ayrıca bazı hastanelerde hastane çalışanları tarafından zaman zaman biz de olumsuz davranışlarla karşılaşmaktayız fakat unutmayalım sağlık personelleri hem bizim hayatlarımızı emanet ettiğimiz kişiler hem de özellikle büyük şehirlerde birçok meslek dalına kıyasla en çok mesai harcayan kişilerdir.  

Değerli okurlar şimdi eminim bu haberleri birçok kez sizlerde işittiniz ve yine eminim sizde 112’nin bu şekilde meşgul edilmesinden hastane çalışanlarının darp edilmesi ve hastaneye zarar verilmesinden sizlerde en az benim kadar rahatsızsınız. O zaman soruyorum bunu yapanlar kimler? Benden, bizden çok mu farklı? Yoksa bu kişiler başka ülkelerden gelip 112 hattını rahatsız ediyor, hastanelere zarar veriyor ya da Uzaydan adını hiç bilmediğimiz bir gezegenden mi geliyor? Durun siz söylemeden ben söyleyeyim: Tabi ki HAYIR. Tam da bu topraklarda yetişti, aynı havayı soludu, aynı fırından ekmek aldı, aynı otobüse bindi, aynı marketten alışveriş yaptı. Onlarda bizlerden biri. 
Kendinizi onlarla bir kefeye koymadığınızı, eğer onlarla aynı kefedeyseniz bile onların çürük yumurta olduğunu düşünebilirsiniz ki bu yaklaşım da doğru. Ama bu çürük yumurtaları ne yapmalıyız. Maalesef atamıyoruz yani bizimle yaşamaya devam ediyorlar. Onları dizginlemesi, yeri geldiğinde cezasını vermesi gereken kurumlar bazı aksaklıklar, bazı kanunlardaki yumuşaklıklar yüzünden yeterince caydırıcı olamıyor. İnsan başı boş bir varlık değildir. Daha doğrusu insanın kendisi sadece canlı olarak sınırlılıkları olmayan bir varlık olabilir ancak devlet dediğimiz kurum yaptığımız sözleşme gereği bu kara parçası üzerinde yaşayan ve toplum sözleşmesinde vatandaş olarak adlandırdığı insana sahip çıkma, ona göz kulak olma görevini üstlenmiştir. Bu zor görev neticesinde de toplumun sahip olduğu kurumlara, yapılara, değerlere zarar verenler sert, caydırıcı bir biçimde cezalandırılmalı, ortaya çıkan maddi ve manevi zararlar artı bir fazlasıyla tazmin edilmelidir.    
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73