Deprem bilimin ikaz çığlığıdır
Ankara Ticaret Odası Proje Hizmetleri Meslek Komitesi tarafından düzenlenen "Afetler Öncesi Mühendislik Hizmetleri Çalıştayı"nda deprem başta olmak üzere doğal afetler öncesinde alınması gereken tedbirler konuşuldu.
Ankara Ticaret Odası 63 No'lu Proje Hizmetleri Meslek Komitesi tarafından düzenlenen Afetler Öncesi Mühendislik Hizmetleri Çalıştayı'nda deprem başta olmak üzere doğal afetler öncesinde yapılması gerekenler hakkında bilgiler verildi. ATO Başkanı Gürsel Baran, çalıştayın açılışında, birçok eğitim programları bulunduğunu, çalıştayın bugüne kadar yapılan en kıymetli organizasyonlardan biri olduğunu aktardı.

TEDBİR DEPREMDEN GÜÇLÜDÜR
Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, doğal afetler öncesinde önlem almanın önemini vurgulayarak "Kahramanmaraş depreminden ders almalı. Bu depremi milat olarak kabul etmeli ve deprem ve afet öncesinde alınması gereken önlemleri hayata geçirmeliyiz" dedi.
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, can kaybı ve ekonomik kayıplara yol açan afetler öncesinde, tedbir amaçlı çalışmalar yapılmalı dedi. Kahramanmaraş merkezli depremin yıkıma neden olduğu 11 ilin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) katkısının yüzde 10 civarında olduğunu vurgulayan Gürsel Baran, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da dediği gibi yüzyılın felaketini yaşadık. 50 binin üzerinde canımız kayboldu. Böyle bir felaket büyük sıkıntı verdi bize ama bir başka özelliğimizi gün yüzüne çıkardı. Deprem olduğu andan itibaren tüm Türkiye bölgeye yardım için harekete geçti. Ülkemizin her ferdi elinden gelen gayreti gösterdi” şeklinde konuştu.
Depremin hasarlarının önüne geçmenin mümkün olmadığını aktaran Gürsel Baran, “Öncesinde yapacağımız çalışmalarla bunu en aza indirmek mümkün. Millet olarak en önemli özelliğimiz olan bu harekete geçme ve birlik olma durumumuzu 'afet öncesi önlem alma' çalışmaları için de kullanmamız gerekiyor. Kahramanmaraş depreminden ders almalı. Bu depremi milat olarak kabul etmeli ve deprem ve afet öncesinde alınması gereken önlemleri hayata geçirmeliyiz" dedi.

100 KALICI KONUT YAPTIK
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, "Üyelerimizden gelen katkılarla 100'ün üzerinde tırla deprem bölgesine yardım gönderdik. Malatya'da 650 kişilik bir çadır kurduk. İskenderun'da 96 haneli prefabrik konut inşa ettik. O bölgenin ihtiyacı olan her ne varsa temin etme gayreti içinde olduk. Şu anda da bölgeye 100 kalıcı konut kazandırma ile ilgili bir gayretin içindeyiz" diye konuştu.
Ankara Ticaret Odası olarak sektörlerin sorun, talep, görüş ve önerilerini 68 Meslek Komitesi aracılığıyla takip ettiklerini belirten ATO Başkanı Baran, 63 No'lu Proje Hizmetleri Meslek Komitesi'nin düzenlediği çalıştaydan çıkacak sonuçların afet öncesi alınması gereken önlemlere yön vereceğini vurguladı.

305 BİN MİMAR VE MÜHENDİS NEREDE!
ATO Başkan Yardımcısı, Türkiye Kent Konseyleri Birliği ve Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz konuşmasında, deprem sonrasında konuyla ilgili her kesimin konuştuğunu ancak sayıları 305 bini bulan mimar ve mühendislerin görüşlerine başvurulmadığını aktararak, "Afetler Öncesi Mühendislik Hizmetleri Çalıştayı" ile doğal afetlerle ilgili konunun uzmanlarının da konuşmasına davet etti.

YER YARILDI İÇİNE GİRDİK
"Deprem doğanın imdat çığlığıdır" diyen Halil İbrahim Yılmaz, Türkiye'nin yüzde 90'ının deprem kuşağında olduğunu, yüzde 50'sinin de birinci derecede deprem kuşağında bulunduğunu belirterek, depremin üzerinden 3 ay 19 gün geçtiğini ve konunun gündemden düştüğünü vurguladı.
Halil İbrahim Yılmaz, "Yer yarıldı içine girdik en son depremde. Ne zaman oldu? 3 ay 19 gün önce. 109 gün önce. 2 bin 621 saat 43 dakika önce. 157 bin 303 dakika önce. 9 milyon 438 bin 180 saniye önce. 65 saniyede yok olduk ve 50 bin kişi toprakla buluştu. Depremden bu yana geçen süreyi 65 saniyeye bölersek, 145 bin kez 65 saniye geçmiş depremin üzerinden. 145 bin kez 65 saniye geçtiği halde biz 145 kez bu konuyu konuşmadık. Unuttuk. Ondan öncekileri unuttuğumuz gibi “diye konuştu.

BİLİM DEPREMDEN GÜÇLÜDÜR
143 bin kişinin hayatını kaybettiği 1923 Tokyo depreminin ardından Japonya'da kurulan Deprem Araştırma Enstitüsü’nün yaptığı çalışmaları örnek veren Halil İbrahim Yılmaz, Japonya'daki depremlerde can kaybının azaldığına dikkat çekerek, "Neden bu kadar az sayıda kayıp oluyor çünkü deprem bölgesi olarak bilimle barıştılar. Ülkemizde 1930 yılından bu yana depremlerde 150 bin canımızı kaybettik. Bu nedenle 'Dayanışma depremden güçlüdür' demekten 'Tedbir depremden güçlüdür' diyerek öncesinde tedbir alma alışkanlığına geçmek zorundayız. Deprem bilimin de ikaz çığlığıdır" dedi.

RİSK AZALTMA HAKKINDA KONUŞULMALI
Ankara Ticaret Odası 63 No'lu Proje Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Cengiz Gökay Türkiye'nin, birçok afet türünün önemli sıklıkta yaşandığı bir ülke olduğunu aktararak "Deprem, heyelan, sel, çığ gibi birçok doğa kaynaklı afetlerle sıkça karşı karşıya kalabiliyoruz. İnsani krizlerin ve afetlerin risklerini ölçmek ve sıralayabilmek amacıyla oluşturulan risk yönetimi endeksine göre Türkiye, Küresel Risk Endeksi'nde 191 ülke arasında 45'inci sırada yer alıyor. 5,0 endeks puanı ile 'yüksek risk' grubundaki ülkeler arasında bulunuyor" şeklinde konuştu.
Cengiz Gökay, hem dünya çapında hem yerel ölçekte afetlerle mücadelede yaşandıktan sonra ne yapılabilir değil, risk azaltmak için neler yapılabileceği konuşulmalı dedi.

DEPREM BEKA SORUNUDUR
Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, “6 Şubat’ta bir deprem yaşadık. Yaklaşık bu ülkenin gayri safi hasılatının yüzde 10’unun içine alan 11 tane ilimizde büyük bir felaket yaşadık. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi yüz yılın felaketini yaşadık. 50 binin üzerinde canımız kayboldu. Allah’tan hepsine rahmet, yakınlarına sabır, yaralı tüm kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Zor bir süreçten geçiyoruz hepinizin bildiği gibi. Böyle bir felaketi Allah bir daha hiçbirimize yaşatmasın” diye konuştu.
Naci Görür, “Türkiye’de gerçekten en önemli sorun depremdir. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti veya devleti bu deprem işini eğer çözemezse bizim millet olarak bu asrı ekonomik ve siyasi olarak bağımsız olarak sürdürmemiz devam ettirmemiz çıkarmamız mümkün değildir. Herkesin önünde iddia ediyorum. Gerçek anlamda beka meselesi budur. Bu gerçekten ülkenin siyasi ve ekonomik bağımsızlığını, özgürlüğünü içeren bu asrı çıkarıp çıkarmama meselesidir” ifadelerini kullandı.
Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, depremin meydana getirdiği ekonomik ve sosyal kayıplar nedeniyle ülkeler için gerçek anlamda beka meselesi olduğunu kaydederek, yerkürenin varlığını sürdürmesi için depremlerin gerekli olduğunun altını çizdi."
Deprem dünyanın kalbidir, nabız atışıdır diyen Naci Görür, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada dört ayrı levhanın hareket halinde olduğunu, bu levhalar nedeniyle de iki ayrı fay hattının hareketlenebildiğini anlattı.
Naci Görür depreme dirençli kentler inşa edilmesinin önemini vurguladı. Naci Görür, vatandaşların deprem konusunda bilinçlenmesi gerektiğine de dikkat çekti.
Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Naci Görür'e, ATO Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz ve ATO Yönetim Kurulu Üyesi Naki Demir ile 63 No'lu Proje Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Cengiz Gökay tarafından plaket verildi.
Gamze Mine Gümüş
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.