Türk Veteriner Hekimleri Birliği'nden Cumhurbaşkanlığına mektup
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, Cenevre Sözleşmesi ve 3243 Sayılı Kanunun uygulanması hakkında Cumhurbaşkanlığına mektup gönderdi.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, Cenevre Sözleşmesi ve 3243 Sayılı Kanunun uygulanması hakkında Cumhurbaşkanlığına mektup gönderdi.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan'ın açıklaması şöyle:
Türk Veteriner Hekimleri Birliği 6343 Sayılı Kanun ile kurulmuş, ülkemizde mesleki faaliyetlerini yürüten 40 binden fazla veteriner hekimin üye olduğu kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Gerek kuruluş kanunu olan 6343 Sayılı Kanun, gerekse başta 5996, 5199, 1593, 5216, 5393, 906 Sayılı Kanunlar olmak üzere yürürlükteki meslek mevzuatı veteriner hekimlere çok önemli görev ve sorumluluklar yüklemektedir. Bu görev ve sorumlulukların en doğru ve en etkin şekilde yerine getirilebilmesi için aşağıda belirttiğimiz hususları görüş ve tasviplerinize arz ediyoruz.
Cenevre’de, 20 Şubat 1935 tarihinde imzalanan biri bulaşıcı hayvan hastalıklarıyla mücadele konusunu, diğer ikisi de hayvan ve hayvansal ürünlerin nakilleri ile ihracat ve ithalatına ilişkin konuları içeren üç sözleşmeden oluşan “Beynelmilel Cenevre Veteriner Muâhedenâmesi” (Cenevre Sözleşmesi olarak bahsedilecektir), Bakanlar Kurulu’nun 1 Şubat 1936 tarihli toplantısında görüşülmüş ve Sözleşmenin imzalanması karara bağlanmıştır. Bu amaçla Büyük Millet Meclisine gönderilen Yasa Tasarısı henüz yasalaşmadan, Sözleşme hükümlerine uygun olarak hazırlanan 3203 Sayılı “Ziraat Vekâleti Vazife ve Teşkilât Kanunu” 14 Haziran 1937 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konmuştur. Bu Kanun ile Tarım Bakanlığı yeniden yapılandırılmış ve veteriner hekimliği hizmetleri; merkezde doğrudan Bakanlığa bağlı Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü, araştırma enstitüleri, taşrada ise Veteriner İşleri İl, İlçe, Bölge Müdürlükleri, laboratuvarlar, araştırma enstitüleri, haralar vb. şeklinde teşkilatlandırılmıştır. 3203 Sayılı Kanundan kısa bir süre sonra Cenevre Sözleşmesini onaylanması amacıyla hazırlanan 3243 Sayılı “Hayvanların Bulaşıcı Hastalıklarına Karşı Mücadeleye Dair Beynelmilel Mukavele İle Hayvanların, Etlerin ve Menşei Hayvani Olan Diğer Mahsullerin Transitine Dair Beynelmilel Mukavelenin ve (et ve et müstahzarlarından, taze hayvani mahsulât ve sütten çıkarılanlardan başka) Olan Mahsullerin İhraç ve İdhaline Dair Beynelmilel Mukavelenin Kabul ve Tasdikine Mütedair Kanun” da 25 Haziran 1937 tarihinde yürürlüğe konmuştur.
3243 Sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (1)inci bendi “Devlet baytari hizmeti, selahiyettar bir nazıra doğrudan doğruya merbut mesul bir baytar şefinin idaresi altına konulmalıdır” hükmündedir. Aynı maddenin (2)inci bendi ise; bu yapılanmanın taşra örgütünün oluşturulması esaslarını belirlemektedir. Dolayısıyla bu Kanunda da 3203 Sayılı Kanundaki gibi veteriner hekimliği hizmetlerinin, doğrudan Bakanlığa bağlı bir idari yapı halinde (başkanlık, genel müdürlük, müsteşarlık vb.) teşkilatlanması ve taşra örgütü öngörülmüştür. Türkiye’de veteriner hekimliği hizmetleri 1984 yılına kadar bu öngörü ile kurulan teşkilat içerisinde yürütülmüştür.
Cenevre Sözleşmesi yürürlükte olmasına rağmen 1984 yılında yürürlüğe konulan 212 Sayılı KHK (18 Haziran 1984 tarih ve 18435 sayılı Resmî Gazete) ile Cumhuriyetin en köklü kurumlarından biri olan Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ortadan kaldırılmıştır. Tarım ve hayvancılık sektörlerine götürülen tüm kamu hizmetleri, birer fonksiyon olarak kabul edilmiş ve dünyada isim ve karşılığı bulunmayan üç genel müdürlük (Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü (KKGM) / Proje ve Uygulama Genel Müdürlüğü / Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü) uhdesine verilerek parçalanmıştır. İl ve ilçe Veteriner Müdürlükleri ise Tarım İl Müdürlüklerine bağlanmıştır. Fonksiyonel örgütlenmeye ilişkin bu yapılanma, 1985 yılında yürürlüğe konan 3161 Sayılı "Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun” ile kesin şeklini almıştır. 1991 yılında çıkarılan 441 Sayılı KHK ile bu Kanun yürürlükten kaldırılmış, Bakanlık ana hizmet birimleri yeniden şekillendirilmiş ve araştırma hizmetleri, ana hizmet birimi olarak kurulan “Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğüne” (TAGEM) devredilmiştir. Proje ve Uygulama Genel Müdürlüğü, araştırma dışında kalan hizmetleri yürütmek üzere Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğüne (TÜGEM) dönüştürülmüş; KKGM, adını korumakla birlikte, araştırma hizmetlerini TAGEM’e devretmiştir. İzleyen yıllarda, Tarım Bakanlığı bünyesinde veteriner hekimliği hizmetlerini yürüten birimlerinin tek bir çatı altında toplanması amacıyla uygulamaya konan bazı girişimler, bu yapılanmayı daha da olumsuz bir noktaya taşımıştır. Kısaca 1984 yılından günümüze kadar Tarım Bakanlığı teşkilat yapısında sık sık tekrarlanan yeniden yapılanma ve değişikliklerde yönetim biliminin öngördüğü yöntem ve ilkeler çoğu kez dikkate alınmamış; reorganizasyon sadece bazı birimlerin kaldırılması, birleştirilmesi ve yeni birimlerin eklenmesi şeklinde olmuştur. Tarım ve hayvancılığa hizmet götüren Tarım ve Orman Bakanlığının mevcut teşkilatının bu çerçevede gittikçe büyüyen, hantal ve karmaşık bir yapıya dönüştüğü görülmektedir.
10 Temmuz 2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 1 No.lu Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine göre veteriner hekimliği hizmetleri halen Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde değişik genel müdürlüklere dağıtılmış durumdadır. Taşrada ise tarım il müdürlükleri bünyesinde hayvan sağlığı, gıda, yem, su ürünleri vb. alt yapılar söz konusudur. Araştırma enstitüleri, gıda laboratuvarları, veteriner sınır kontrol müdürlükleri vb. kurumların, veteriner hekimliği hizmetlerine mahsus özel bir planlama ve uygulama yapacak, bütçe kullanacak somut bir idari yapılanmaları yoktur. Veteriner hekimliği hizmetleriyle ilgili merkez ve taşradaki idari görevlere veteriner hekim yerine, herhangi bir devlet memuru atanabilmektedir ve bu husus uluslararası Cenevre Sözleşmesine aykırılık teşkil etmektedir.
Halen yürürlükte olan Uluslararası Cenevre Antlaşmasına ve 3243 Sayılı Kanuna uygun yetkili ve doğrudan Bakanlığa bağlı bir veteriner hekimliği otoritesinin olmamasının yarattığı olumsuzluklar ana başlıklar halinde aşağıda özetlenmiştir:
1- Hayvan Sağlığı: Veteriner hekimliği hizmetlerinin başında hayvan sağlığını koruyucu ve tedavi edici hekimlik hizmetleri gelmektedir. Hayvan hastalıkları ile mücadele, merkezde Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından planlanmakta ve yönlendirilmekte, taşrada ise Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri, araştırma enstitüleri vb. kurumlarca yürütülmektedir. Mevcut idari yapılanma ehil olmayan başka mesleklerin müdahalesine açıktır. Mevzuatın veteriner hekimlere hayvan sağlığı ile ilgili olarak yüklediği görev, yetki ve sorumlulukların layıkıyla planlanıp yerine getirilmesi mümkün olmamaktadır. Bugün gelinen noktada birçok salgın hayvan hastalığının söndürülmesinde zorluklar yaşanmakta ve pek çok Avrupa ülkesinde unutulmuş hayvan hastalıkları, ülkemizde halen mevcudiyetini korumaktadır. Hayvan sağlığı ile ilgili olarak üreticiye 7/24 hizmet götürülememektedir.
2. Halk Sağlığı: Uluslararası Hayvan Hastalıkları Merkezinin 2021 yılı verilerine göre, insanlardaki bulaşıcı hastalıkların %60’ı ve yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların (Covid-19, Influenza, Ebola dahil) en az %75’i, her yıl ortaya çıkan beş insan hastalığından üçü, biyoterörizm potansiyeli olan ajanların %80’i zoonotik niteliktedir. Bu rakamlar; veteriner hekimliği halk sağlığının önemini gözler önüne sermektedir. Hayvan hastalıklarıyla etkili bir biçimde mücadele edecek örgütlenme olmayınca; toplum sağlığını tehdit eden zoonozlarla da etkin olarak mücadele edilememektedir. Ayrıca gıda güvenliği planlaması, düzenlemesi ve yönetimine yönelik hazırlıklar yapılırken hayvan sağlığı, hayvan refahı ve bitki sağlığı da bir bütün olarak ele alınamamakta; dolayısıyla risk analizi gerektiği gibi yapılamamaktadır. Avrupa Birliğinin gıda ile ilgili tüm düzenlemeleri; bu bütünlük içerisinde ve bilimsel kriterler dahilinde veteriner hekimler eliyle ve koordinasyonunda gerçekleştirilmekte; bu tabloda veteriner hekimlerin görev, yetki ve sorumlulukları ön planda tutulmaktadır. Ülkemizde bir mühendislik hizmeti gibi algılanan bu hizmetlerin başka mesleklerce koordinasyonu ve yürütülmesi birçok sağlık problemine yol açmakta; gelişmiş ülkelerin gündeminden çoktan çıkmış olan brusella, kuduz gibi zoonotik hastalıklar Türkiye’de halen halk sağlığını tehdit etmektedir. Koruyucu sağlık hizmetlerini yürüten Sağlık Bakanlığında veteriner hekimliği hizmetlerine yönelik yetkili bir otorite bulunmamaktadır.
3. Hayvan Hakları ve Refahı: Hayvan hakları ve refahı ile ilgili tüm faaliyetler tek elden yürütülemediği için bu alanlara yönelik hizmetlerde beklenen etki ve yarar sağlanamamaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığında çiftlik hayvanlarının refahı ile ilgili uygulamalar Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından, hayvanların korunması, doğada yaşayan hayvanlar ve deney hayvanlarıyla ilgili düzenleme ve uygulamalar Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından, sucul hayvanların korunması, refahı ve deneysel çalışmalara ilişkin uygulamalar Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Aynı nitelikteki faaliyetlerin üç ayrı genel müdürlük tarafından yürütülmesi başlı başına bir olumsuzluk kaynağıdır. Belediyelerin hayvan refahı ile ilgili uyacakları kurallar ve düzenlemeler ilgisiz mesleklerce yapıldığı için uygulamada aksaklıklar yaşanmaktadır.
4. Ekonomi: Hayvancılığa yönelik destekleme ve hayvancılık politikaları sektörel bazda ele alınarak uygulanmadığı için hayvansal üretimin arttırılması ve piyasalarda istikrarın sağlanması mümkün olmamaktadır. Ülkemiz; - coğrafi konumu nedeniyle ihracat şansımız bulunduğu halde - 1984 yılında gerçekleştirilen reorganizasyon nedeniyle ihracatçı bir yapıdan ithalatçı bir yapıya dönüşmüştür. Üretim yetersizliği, hayvansal ürün tüketimini de olumsuz yönde etkilemiştir. Bitkisel üretimde rekolte tipi üretim; hayvansal üretimde ise bütün bir yıl boyunca devam eden sanayi tipi üretim söz konusudur. Üretim süreçleri farklı olan bu sektörlerin fonksiyon bazında ele alınmasıyla yapılan reorganizasyon, günümüzde tarım ve hayvancılıkta yaşanan kriz ve darboğazın en önemli nedenidir.
5. Toplumu Bilgilendirme – Eğitim: Veteriner hekimliği hizmetlerinin amaçlanan seviyede gerçekleştirilmesi; bu konuda toplumun doğru şekilde bilgilendirilmesi ve güveninin temin edilmesine de bağlıdır. Yetkili bir veteriner hekimliği otoritesinin olmaması nedeniyle bu bilgilendirme etkili bir şekilde yapılamamaktadır. Halk sağlığı ile hayvan sağlığı birbirinden ayrı tutulmaması gereken bir bütündür. Aynı şekilde beşerî hekimlik eğitimi ile veteriner hekimliği eğitiminin planlamaları, bu hususlardaki idari iş ve işlemlerin optimum seviyede ülke menfaatlerine uygun şekilde yürütülmesi mevcut idari yapılanma ile yeterince sağlanamamaktadır.
6. Veteriner Hizmetlerinin Koordinasyonu: Ülkemizde veteriner hekimliği hizmetleri Tarım ve Orman Bakanlığı dışında; Sağlık Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, belediyeler vb. ile özel sektör tarafında da yürütülmektedir. Bu hizmetlerin yetkili veteriner hekimliği otoritesince koordinasyonu yapılmadığı için aksamalara neden olabilmektedir.
Veteriner hekimliği örgütlenmesi ve hizmetlerine ilişkin dünyadaki uygulamalar, uluslararası kuruluşların değerlendirmeleri, avrupa birliği mevzuatı ve uygulamaları ana başlıklar halinde aşağıda özetlenmiştir:
1. Dünyadaki Uygulamalar: Dünya Hayvan Sağlığı Örgütüne üye 182 ülke incelendiğinde; veteriner hekimliği hizmetlerinin genel olarak tarımla ilgili bakanlıklara; bazı ülkelerde ise sağlık, su, gıda, çevre, halk sağlığı, kırsal kalkınma ile ilgili bakanlıklara doğrudan bağlı olduğu görülmektedir. Bu bakanlıkların çatısı altındaki veteriner hekimliği otoritesinin kendisine ait bütçesi ile ve ayrı bir merkez ve taşra yapılanması halinde veteriner hekimliği hizmetlerini yürüttüğü görülmektedir.
2. Uluslararası Kuruluşların Değerlendirmeleri: 2019 yılında hayvan kaynaklı önemli bir hastalığın en son örneği olan COVID-19 salgını milyonlarca insanın ölümüne ve ciddi ekonomik kayıplara yol açmış; psikolojik ve sosyolojik dengeleri bozmuş, toplum hayatında ve hatta devlet politikalarında kalıcı değişikliklere neden olmuştur. Bu salgın, hayvan, insan ve çevre sağlığı arasındaki içsel bağı acımasızca tüm dünyanın dikkatine sunmuştur. Bu durum daha önce de gündemde olan “tek sağlık” yaklaşımını daha da önemli kılmıştır. Bu amaçla; Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bir araya gelerek - tek sağlık - yaklaşımıyla gelecekteki pandemileri önlemeye ve sağlığı sürdürülebilir bir şekilde geliştirmeye yönelik uluslararası taleplere yanıt verebilmek için Tek Sağlık Ortak Eylem Planını (2022–2026)1 (OH JPA) geliştirmiştir.
Tek Sağlık Ortak Eylem Planı, sürdürülebilir sağlık ve gıda sistemlerine, azaltılmış küresel sağlık tehditlerine ve iyileştirilmiş ekosistem yönetimine topluca katkıda bulunan birbirine bağlı altı eylem dizisi üzerine inşa edilmiştir:
1. Eylem Dizisi: Sağlık sistemlerini güçlendirmek için tek sağlık kapasitelerini geliştirmek,
2. Eylem Dizisi: Ortaya çıkan ve tekrarlayan zoonotik salgınlar ve pandemilerden kaynaklanan riskleri azaltmak,
3. Eylem Dizisi: Endemik zoonotik, ihmal edilmiş tropikal ve vektör kaynaklı hastalıkları kontrol etmek ve ortadan kaldırmak,
4. Eylem Dizisi: Gıda güvenliği risklerini değerlendirmek, yönetmek ve iletişimini güçlendirmek,
5. Eylem Dizisi: Sessiz Antimikrobiyal Direnç (AMR) salgınını önlemek,
6. Eylem Dizisi: Çevreyi, tek sağlığa entegre etmek.
Bu eylem dizileri incelendiğinde hepsinde de veteriner hekimliği hizmetlerinin ana unsur olduğu görülmektedir. Konu bu kadar önemliyken ülkemizde ayrı bir resmi veteriner hekimliği otoritesinin olmaması; hem veteriner hekimliği hizmetleri açısından Türkiye’yi riskli hale getirmekte; hem de devletimizin ulusal ve uluslararası taahhütlerini ifa etmesini mümkün kılmamaktadır.
Türkiye’de mevcut düzenleme ve uygulamalar, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün veteriner hekimliği uygulamaları konusunda ortaya koyduğu “Tek Yetkili Otorite” ve “Emir Komuta Zinciri” ilkelerini sağlayamamaktadır. Bu saptama, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün, Tarım ve Orman Bakanlığının talebi üzerine ülkemizdeki veteriner hekimliği hizmetlerine yönelik olarak Performans Vizyon ve Strateji (PVS) Programı aracılığıyla yaptığı denetimin raporlarına (2007PVS Değerlendirme Raporu, 2009 GAP Analizi, 2017 PVS Takip Raporu) da açıkça yansıtılmış ve mevcut durum nedeniyle hayvan sağlığının ve gıda güvenliğinin istenilen düzeyde olmadığına vurgu yapılmıştır. Bu ifadeler, bağımsız bir veteriner hekimliği ve gıda otoritesinin kurulması zorunluluğunu tespit etmektedir.
3. Avrupa Birliği Düzenlemeleri: Avrupa Birliğinin gıda ile ilgili düzenlemelerinden EC/854/2004’te hayvansal kaynaklı ürünlerin resmi kontrolü, EC/853/2004’te hayvansal kaynaklı ürünlerin hijyen kuralları belirlenmiştir. Diğer gıda maddeleri ise EC/852/2004 Sayılı Direktifle düzenlenmiştir. Bu Direktiflerle, hayvanın beslenmesi, sağlık durumu, kullanılan ilaçlar, çevresel faktörler ve hayvandan elde edilen ürünlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Ancak bu şekilde çiftlikten-son tüketiciye gıda güvenliğini sağlamak mümkün olmaktadır. EC/854/2004’te bu hizmetleri yapacak olan yetkili makamın tarifi “Üye Devlet bünyesinde veteriner hekimliği kontrollerini yürütebilecek uzmanlıkta olan bir merkezi otorite veya bu uzmanlığı aktardığı herhangi bir makam” şeklinde vurgulanmaktadır. Dolayısıyla veteriner hekimliği hizmetleriyle ilgili yetkili bir makamın ihdas edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Bilindiği üzere, Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde Ortak Tarım Politikasına uyumu kapsamında getirilen ön koşullardan birisi de kamudaki idari yapılanmanın Avrupa Birliğine uyumunun sağlanmasıdır. Diğer taraftan; topluluk içinde hayvan ve hayvansal ürünlerin serbest dolaşımında ve ticaretinde veteriner hekimliği kontrollerini gerektirecek şekilde ilgili mevzuatın uyumlaştırılması, üye ülkelerdeki otoritelerin karşılıklı olarak birbirlerini tanımalarının esas alınması, hayvan ve hayvansal ürünlerin birlik standartlarında ticaretinin, kontrol ve denetiminin nasıl yapılacağını düzenleyen veteriner hekimliği direktiflerinin ortaya konması Avrupa Birliğine uyum açısından bir gereklilik olarak görülmektedir.
Anayasamızın 90’ıncı maddesinin son fıkrası “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.” hükmünü amirdir. Uluslararası Cenevre Antlaşması 3243 Sayılı Kanunla kabul edilmiştir ve halen yürürlüktedir. Bu nedenle veteriner hekimliği hizmetleriyle ilgili mevcut uygulamalar da bu Antlaşmaya uygun olmak zorundadır. Oysa hâlihazırda gerek Cenevre Antlaşması gerekse 3243 Sayılı Kanun yürürlükte değilmiş gibi hareket edilmektedir. Bu durum, ülke menfaatlerine aykırı olduğu gibi; Anayasal hukuk devleti ilkesi ile hukuki öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.
Bütün bu gerekçelerle, 10 Temmuz 2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 1 No.lu Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Tarım ve Orman Bakanlığı ile ilgili bölümleri ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 639 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Cenevre Antlaşmasına ve 3243 Sayılı Kanuna aykırılık teşkil etmektedir.
Arz ve izah ettiğimiz ve Yüksek Makamınızca gözetilecek nedenlerden dolayı, veteriner hekimliği hizmetleriyle ilgili 3243 Sayılı Kanun esasları ve uluslararası yetkin uzman kurumların önerileri dikkate alınarak - 1984 yılından önce olduğu gibi - devlet merkezi idare teşkilatı içerisinde ayrı bir veteriner hekimliği merkez ve taşra örgütünün yapılandırılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.