Uluabat Gölü’nde yeniden kayıklar geçiyor

Uluabat Gölü’nde yeniden kayıklar geçiyor

Bursa’da, bitki ve hayvan popülasyonu açısından oldukça zengin olan ve ‘Ramsar Sözleşmesi’ ile koruma altına alınan Uluabat Gölü kuraklıktan kurtuldu. Son yağışların ardından su seviyesi yükseldi.

Bursa'da bulunan ve 136 kilometrekarelik alanıyla Türkiye'nin en büyük 9'uncu gölü olan Uluabat Gölü, birçok bitki ve hayvana ev sahipliği yapıyor. Plankton ve dip canlıları, sucul bitkiler, balık ve kuş popülasyonu açısından, Türkiye'nin en zengin göllerinden olan Uluabat Gölü, 1998'de dönemin Çevre Bakanlığı tarafından uluslararası öneme sahip sulak alan ilan edilerek, Ramsar Sözleşmesi ile koruma altına alındı. Ancak son yıllarda özellikle Marmara Bölgesi'nde etkili olan kuraklık nedeniyle, Uluabat Gölü'nde de su çekilmesi yaşandı. Tarımsal sulama, kuraklık ve iklim krizi nedeniyle gölde su seviyesinin düşmesine bağlı olarak yaşanan çekilme, uydu görüntülerine yansırken, balıkçı kayıklarının ve gölde gezinti yapmak isteyen yerli ve yabancı turistleri taşıyan motorların altından geçtiği, göl üzerine kurulu köprünün altı, araç park alanı olarak kullanıldı.

‘ULUABAT GÖLÜ’NDE ÇANLAR ÇALIYOR’

Son dönemde, özellikle nisan ve mayıs aylarındaki yağışlarla birlikte, Uluabat Gölü’ndeki su seviyesi yaklaşık 3 metre yükselirken, suların çekildiği dönemde araçların park alanı olan köprü altı da tekrar suyla kaplandı. Göl üzerinde kurulu bulunan, balıkçıları ve turistleri taşıyan köprünün altından yeniden kayıklar geçmeye başlarken, özellikle turizm açısından önemli bir yere sahip olan Uluabat Gölü'nde bulunan Gölyazı Mahallesi sakinleri de suların yükselmesinden memnun. Ancak kayıkçılar hala su seviyesinin yeterli boyuta ulaşmadığını söylüyor. Gölde turistik tekne turu yapan İsmail Yılmaz, göl suyunun kışın azalıp, yazın yükseldiğini belirterek, "Ama önceki yıllara göre suyun yüzde 10 yada 15'i gelmedi. Şu an su seviyesi 1,5-2 metre aşağıda. Önceki yıllara göre su seviyenin altında. Kuraklık nedeniyle Uluabat Gölü'nde çanlar çalıyor. Su seviyesinin düşük olması bizi de etkiliyor. Tekne turlarında gösterebileceklerimizi gösteremiyoruz. Girebileceğimiz yerlere giremiyoruz" dedi.

‘YİNE DE OLMASI GEREKEN SEVİYEDE DEĞİL’

Mart ayında su çekilmesinin ardından, son yağışlarla birlikte Uluabat Gölü'nde yaklaşık 3 metre yükselme olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Dindar, "Şu an baktığınızda, eskiden köprünün altına arabaların park edebildiğini görebiliyorduk. Şimdi sularla kaplandı. Eski görüntüsüne her ne kadar kavuşmuş gibi gözükse de yine de olması gereken seviyede değil. Su kaynaklarımız iklim krizi ile ve küresel ısınmanın etkisiyle zaten her geçen yıl maalesef daha da küçülüyor. Suyun kalitesi de düşmüş oluyor. Nüfus artıyor, kullanım artıyor. Buna paralel yer altı sularımız da kirleniyor ve azalıyor. Dolayısıyla bu su döngüsü bozulunca da bizim su kaynaklarımızı da ne kadar korumamız gerektiği bir kez daha anlaşılmış oluyor" diye konuştu.

Uluabat Gölü’nün biyolojik çeşitlilik açısından da çok önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Dindar, "Uluabat Gölü, Ramsar Uluslararası Sözleşmesi kapsamında korunan bir yer. Eskikaraağaç Köyümüz, hem leylek köyü olarak özel bir öneme de sahip. Pek çok turistin de ziyaret ettiği bir yer. Dolayısıyla burayı her türlü çevre kirliliğinden korumanın yanı sıra iklim krizi, küresel ısınma, kuraklık gibi durumlarda mutlaka önlemler alarak bunun önüne geçmek gerekiyor” dedi.

DHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.