Uzman isim açıkladı şap hastalığı kurban bayramını etkiler mi?
Türkiye Veterinerler Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan şap hastalığının önümüzdeki aylarda idrak edeceğimiz kurban bayramını nasıl etkileyeceği ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Türkiye Veterinerler Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan şap hastalığının önümüzdeki aylarda idrak edeceğimiz kurban bayramını nasıl etkileyeceği ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Şap hastalığı Ülkemizde başta sığır olmak üzere koyun ve keçilerde yıllardır zaman zaman görülen ve bazen büyük salgınlara neden olan bir hastalıktır. Bulaşıcılığı yüksek olduğundan görüldüğü bölgede etkili önlemler alınmazsa hemen hemen bütün hayvanlar hastalığa yakalanmaktadır. Hastalık sığırlarda koyun ve keçilere göre daha şiddetli seyretmektedir. Ölüm oranı düşük olmasına rağmen hemen hemen sürünün tamamını etkilediğinden verim kaybına yol açar. Verim kaybı yalnız hastalığın seyrettiği akut dönemle sınırlı kalmaz, çoğunlukla süt verimleri uzun süre istenilen düzeye yükselmez. Ayak problemleri sonucu reformeye ayrılan hayvan sayısını artırır. Tüm bunların sonucu olarak görüldüğü ülkede yetiştirici için önemli ekonomik kayıplara neden olur.

Şap hastalığı ülkemizde sıklıkla görülen ancak düzenli aşılamayla kontrol altında tutulan bir hastalıktır. Veteriner hekimlerin düzenli aşılamaları sayesinde genellikle önemli zararlara yol açmadan hastalık söndürülmektedir. Ancak mevcut salgında hastalığa neden olan serotip daha önce ülkemizde rastlanmayan SAT2 serotipidir. Bu nedenle diğer serotiplere karşı aşılanmış hayvanlarda da hastalık görülmüştür. Bu tip yeni salgınlarda korumasız olan buzağı, kuzu ve oğlaklarda virusun yeni serotipinin kalp kasında dejenerasyon meydana getirmesi sonucu yavrularda ölümlere yol açtığı bildirilmektedir.
Ülkemizde mevcut durumda Afyon, Erzurum, Aksaray, Çanakkale ve Çorum'da O serotipi, Niğde, Ankara, Aydın, Van, Zonguldak, Bolu, Sivas, Kars, Sinop, Burdur, Kırıkkale, Konya, Erzincan, Eskişehir, Ağrı ve Amasya'da SAT-2 serotipi şap hastalığı belirlendi. Coğrafi dağılıma bakıldığında oldukça yaygın bir seyir izlediği görülmektedir.
Hatalığın önlenmesi amacıyla Şap enstitüsünde üretilen aşılar meslektaşlarımız tarafından bahar başından beri uygulanmaktadır. Bugüne kadar tetravalan, trivalan ve bivalan olmak üzere toplamda 10 milyondan fazla SAT-2 antijeni içeren aşı üretilmiştir.
Hastalığın ülkemize girişinin güney sınırlarımızdan kontrolsüz hayvan girişi olduğu düşünülmektedir. Bu salgının çok yaygın görülmesine yaşadığımız depremin de etkili olduğu düşünülmektedir. Deprem sonucu bölgeden zorunlu hayvan çıkışının artması, hayvan hareketlerinin kontrolünün aksaması hastalığın yayılmasında önemli rol oynamıştır.

Hastalık oldukça hızlı yayıldığından mümkün olan en kısa sürede kontrol altına alınması gerekmektedir.
Bu amaçla;
• Bakanlığın uygulamaya koyduğu hayvan hareketlerinin kısıtlanması kararlarına sıkı sıkıya uyulmalıdır.
• Hayvancılık işletmelerinin girişlerinde biyogüvenlik tedbirleri artırılmalı, girişlerde mutlaka dezenfektan olmalıdır.
• Öncelikle hastalık görülen bölgelerdeki hastalığa yakalanmamış sığırlar yeni şap aşısı ile aşılanmalıdır. Daha sonra koyun ve keçiler yeni şap aşısı ile aşılanmalıdır.
• Gerek aşı uygulayanlar ve gerekse diğer sağlık uygulamalarına gelen görevliler yeni girdikleri ahırda, işletmede biyogüvenlik tedbirlerine uymalıdır.
• İşletmelere ziyaretçi ve kendi hayvanı olan kişilerin çalıştıkları diğer çiftliklere girişi kısıtlanmalıdır.
• Ülkemizde birçok bölgede yaygın olan şap salgını dolayısıyla hastalık kontrol altına alınana kadar başta sığır olmak üzere koyun-keçi ithalatı yapılmamalı, anlaşması yapılanlar ertelenmelidir.
• Mevcut şap salgınından sonra da bu tür salgın salgınların kontrolü için bazı bölgelerdeki illerde hayvan pazarlarının kapatılarak pilot uygulamaya geçirilmesi denenmelidir.
• Aşılamalar düzenli olarak yapılmalıdır
• Hayvan ve hayvansal ürünlerin sevkinde veteriner hekim kontrolü mutlaka yapılmalıdır.
• İthalat durdurulmalı, kaçak hayvan girişleri önlenmelidir.

İnsana bulaşır mı?
Şap hastalığı zoonoz karekterli (hayvandan insana) olsa da insanlarda ciddi bir vaka bildirilmemiştir. Genellikle hafif belirtilerle seyretmekte toplum sağlığı açısından bir risk olarak görülmemektedir. Ancak ciddi bir verim kaybına neden olduğundan et ve süt kaybına neden olarak dolaylı olarak toplum sağlığını etkilemektedir. Virus ısıya duyarlıdır, 70 C de 30 dakika pişirmeyle virüs yok olmaktadır.
Şap kurban bayramını etkiler mi, et fiyatlarındaki artış devam eder mi?
Salgının devam etmesi durumunda hayvan hareketleri kısıtlanması nedeniyle kurban bayramında arzda sorun yaşanabilir. Özellikle büyük şehirlere kurbanlık girişi etkilenebilir. Bakanlık ithalatla önlem almaya çalışmaktadır. Ancak ithalatın hayvancılığımız açısından daima olumsuz etkiler yaratacağı açıktır. Bu olumsuz etkilerin yansıması olarak başta et ve süt olmak üzere hayvansal ürünlerde fiyat artışlarının süreceği beklenebilir.
Kuş gribinde durum;
Bildiğiniz üzere ülkemizde ve Dünya genelinde devam eden yüksek derecede patejonik kuş gribi salgını zaman zaman görülüyor. En son kuş gribi vakaları yumurta üretiminin yoğun olarak yapıldığı Afyonkarahisar ve Denizli idi.
Afyonkarahisar'ın Başmakçı ilçesi ile Denizli'nin Honaz ilçesinde yumurta üretim tesislerinde kuş gribi vakalarına rastlanması üzerine karantinaya alınmıştı. Bu iki ilçe yumurta üretiminde oldukça önde olan bölgelerimiz. Bölgede 6.5 milyon kadar yumurta tavuğu itlaf edildi.
Göç yolları üzerinde olan ülkemizde kuş gribi vakaları daima beklenmelidir. Görülen bölgelerde yetiştiricilerin tazminatları ödenerek gerekli önlemler hızla alınmalıdır. Kanatlı işletmeleri açılırken sulak alanlardan uzak, göç yolları üzerinde olmayan lokasyonlar seçilmelidir.
Sayın basın mensupları sizin de şahit olduğunuz üzere ülkemizde sıklıkla salgınlar yaşanmaktadır. Bu durumun çeşitli nedenleri olmakla birlikte, ülkemizin coğrafik bölge olarak göç yolları üzerinde olmasından, etkili bir denetim ve önleme yapılmaması ve en önemlisi de salgınların önlenmesinde görev alan tek meslek olan veteriner hekimlik mesleğinin uzun yıllardır her açıdan zayıflatılmasından kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde toplumun pahalı et süt ve yumurta tüketmeisnin nedeni de hayvancılık politikalarının oluşmasında Veteriner hekimlerden yararlanılmamasıdır. Veteriner hekimlik mesleği başta salgınların önlenmesi olmak üzere koruyucu hekimlik , yeterli ve güvenilir gıda üretimi, hayvan refahı/hakları, aşı üretimimi, toplum sağlığı, çevre sağlığı ve biyoterörizm olmak üzere bir çok stratejik alanda görev üstlenmektedir. Ancak Bakanlığın mevcut yapısı içerisinde veteriner hekimler eğitimlerini aldıkları alanda etkili bir konumda çalışamamaktadırlar. Reorganizasyon adı altında 1985 ‘te Bakanlığın teşkilat yapısı değiştirilmiştir. Bu değişiklikle merkezi ve taşra olarak yapılanmış, iyi iletişim içinde ve hızlı hareket edebilen teşkilat yapısına son verilmiş, Cenevre antlaşmasına zorunlu olan Veteriner işleri genel müdürlüğü kapatılmıştır. Böylece hayvan sağlığı ve refahı, koruyucu hekimlik hizmetleri, hayvansal gıda üretimi ve denetimi gibi tamamen veteriner hekimlerin kontrolünde olması gereken alanlar bu konularda eğitim almamış meslekler tarafından yönetilmeye başlanmıştır. Bu politikaların sonucu olarak bölgemizde uzun zamandır görülmeyen hastalıklar bile yeniden görülmeye başlanmıştır.
Sayın basın, mensupları pandemiyle beraber stratejik önemi tekrar anlaşılan veteriner hekimlik mesleği mensupları son yıllarda önemli hak kayıplarına uğramış adeta yok sayılmışlardır.
Bu kayıpları kısaca özetleyecek olursak;
Fakülte sayısı 32’ye çıkarılarak eğitimin niteliği zarar görmüş, mezun sayısı artmış ancak kamuda istihdam yok denecek kadar azalmıştır.
Veteriner hekimler 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’ na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almasına ve geçmişte bu kapsamda sağlık sınıfına tanınan tüm haklardan yararlanmasına rağmen, son yıllarda beşeri sağlık meslek mensuplarına verilen haklar (fiili hizmet zammı, emekli maaşlarında düzenleme, emeklilik yaşı , sağlıkta şiddetvb.) veteriner hekimlere verilmemiştir.
Anayasa Mahkemesi 2006 yılında, 5510 sayılı Kanun’un bazı maddelerini iptal ederken Veteriner hekimlerin yıpranma hakkını iptal etmiştir. Bu konudaki gerekçeli kararında da, “Hayvan hastalıkları ile mücadele işlerinde çalışan veteriner, vazife gören memur ve hizmetliler fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmalarına karşın, insan sağlığı konusunda çalışan doktor ve diğer sağlık personelinin de bu zamdan yararlandırılmamasının eşitlik ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır. Çünkü, doktor ve diğer sağlık personeli de benzer tehlikelerle yüz yüze bir çalışma yaşamı sürdürmektedirler” denilmiş Gerekçeli kararda ayrıca, kamudaki veteriner hekimlere sağlanan hakkın özel sektörde çalışan veteriner hekimlere sağlanmamasının da eşitlik ilkesine aykırı olduğu vurgulanmıştır. Tüm bu hususlar çerçevesinde Anayasa Mahkemesinin 2006/111-112 gerekçesi kararı da dikkate alınarak Anayasanın eşitlik ilkesi kapsamında ve yasal olarak sağlık sınıfında olan Veteriner Hekimlerinde, 03.08.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7146 sayılı kanun ile Sağlık çalışanlarına uygulanmakta olan yılda 2 ay fiili hizmet zammı uygulamasından yararlandırılması. Yine aynı kanunla, Emekli beşeri hekim ve diş hekimleri için yapılan iyileştirmelerden de emekli veteriner hekimlerin yararlandırılması için gerekli yasal düzenleme yapılmalıdır.
Serbest veteriner hekimler üzerindeki mevzuat baskısı artmaktadır. Örneğin 2018 yılına kadar elle kesilen reçetelerin yerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca E-Reçete ve İTS gibi sistemler kurularak kullanıma açılmıştır. Dünyada kağıt reçete kullanamayan tek hekimlik grubu Türk veteriner hekimleridir. Kamu yarı olamayan bu uygulama kayıt dışılığı arttırmış beklenen yararın aksine zarar vermiştir.
Sorunların çözümü için acilen başta bakanlığın teşkilat yapısında değişiklik yapılması, veteriner hekimlere sağlık çalışanı olarak hak ettikleri özlük haklarının verilmesi ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi için gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz. Bu adımlar esasen ülkemizde hayvan sağlığı ve refahı, toplum sağlığı ve çevre sağlığı hizmetlerinin etkili bir şekilde yürütülmesi için atılmış adımlar olacaktır.
Nitekim, geçtiğimiz günlerde Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ile Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü tam da bu konuda ortak bir bildiri yayınladılar ve hayvan-insan-çevrenin bütünün parçaları olduğunu, oluşturulacak siyasi politikalarda bunun gözetilmesi gerektiğini vurguladılar ve bunun çıkış noktası özellikle COVİD-19 pandemisi oldu.
Dünya bu konuda adımlar atarken, Türkiye de bu sürecin farkında olmalı veteriner hekimlik uygulamaları ve hayvanlara ait her konuyu öncelemeye başlamalıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.