• BIST 95.394
  • Altın 277,371
  • Dolar 5,7622
  • Euro 6,3865
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 23 °C
  • İzmir 28 °C
  • Konya 18 °C

Avrupa'nın Medeniyet Sınavı: Srebrenitsa Katliamı 

Alperen Aydın

Tarihler 11 Temmuz 1995’i gösterirken, Fatih’in emaneti Bosna’nın Srebrenitsa şehrinde aylardır süren hareketlilik son bulacak, son yüzyılın en büyük katliamlarından biri yapılacaktı. Sırplar kendilerini Üstün ırk olarak görüyor, biz gökyüzü milletiyiz diyerek gerek yaşamın her alanında, gerek mecliste Müslümanları yok etmeye yönelik tehditler savuruyorlardı. Büyük Sırbistan hayalinin sarhoşuydular. İşte o gün 11 Temmuz’da topraktan yükselen feryat: Kalkın! Müslümanlar ölüyor diyordu. Boşnakça nefes alıp, Müslümanca vermek suçtu. Bu suçun tek cezası vardı: İnfaz. 
Eski Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin altı federe cumhuriyetinden biri olan Bosna-Hersek, bağımsızlığını 1990'lı yıllardaki Yugoslavya'nın çözüldüğü yıllarda kazanmıştı. 1992 yılında, Yugoslavya'dan ayrılan Slovenya ve Hırvatistan'ın bağımsızlığını tanıyan AB ve BM, Makedonya ve Bosna-Hersek'in bağımsızlığını referandum şartına bağlamıştı. 1992 yılında Bosna-Hersek'te yapılan referandumda halk bağımsızlıktan yana oy kullanınca yeni devlet kuruldu. 

Ancak bu devleti, ülkedeki Sırplar tanımadı. Boşnaklar ve Hırvatlara karşı savaş açtı. Yugoslavya’nın silah gücünün mirasçısı olan ırkçı Sırplar, mühimmat konusunda sıkıntı yaşamazken, Müslüman Bosna halkı mühimmatın yanı sıra açlık, sefalet ve yakıt sıkıntısı çekiyordu. Srebrenitsa BM tarafından güvenli bölge ilan edilmiş 400 Hollanda Barış Gücü askeriyle korunuyorken, Sırpların günler süren kuşatması sonuç vermiş Srebrenitsa’ya girmişlerdi. 
Sırplar 30 Hollandalı askeri esir almışken, Srebrenitsa sokaklarında Ratko Mladiç adlı canavar general Müslüman adlı caddelerin tabelalarını indiriyor, ortalığa dehşet saçıyordu. Bosnalılar her ne kadar Srebrenitsa güvenli bölge olmadan önce teslim ettikleri silahları BM Barış güçlerinden geri isteseler de Hollandalı komutan Ton Karremans bu isteği geri çevirip, emanet aldığı silahları Boşnaklara vermedi. 

Srebrenitsa işgale uğrar uğramaz mazlum halk, soluğu BM sözcülerinin yanında aldıysa da BM sözcüleri Srebrenitsa’da ki Bosnalı’ların BM Barış güçleri güvencesi altında olduğunu, kendilerinin korunacağını belirten yalan açıklamalar yaptılar. Irkçı Sırpların postal sesleri şehri sarmıştı. Posta binasından Bosna halkına seslenen Hollandalı komutan Ton Karremans, ertesi sabah 6.00’a kadar Sırplar çekilmezlerse Nato uçaklarının büyük bir hava saldırısı başlatacağını söyledi. 

Sırplar geri çekilmedi. Nato uçakları ise yakıt ikmali için İtalya’ya döndü. 15.000 Boşnak dağlara, ormanlara kaçarak, Bosnalıların elinde olan Tuzla’ya varmak için üç gün üç gece ölüm yürüyüşü yaptılar. Çok az kişi Tuzla’ya ulaşabildi. Silahsız binlerce masum sivil vahşice katledildi. Irkçı Sırp gruplarının başındaki Ratko Mladiç adlı alçak, şehre girdikten 2 saat sonra TV Ekiplerine kimseye dokunmayacağını ve sivil herkesin güvenli bir şekilde şehri boşaltacağını söyledi. 

Ratko Mladiç başka bir yerde ise Sırp TV’lerine Türklerden intikam alacaklarını ve Srebrenitsa’yı Sırp Milletine bir hediye olarak sunduğunu söyledi. Osmanlı Devleti’ne ilk isyan eden Sırplar şimdi de dedemiz Fatih Sultan Mehmed’in emaneti Boşnak kardeşlerimize kıyıyorlar ve Türkler’e olan kinlerini yine gösteriyorlardı.

Ratko Mladiç ve yönetimi Hollandalı Komutan Ton Karremans ile bir anlaşmaya vardı. Potocari kampına sığınan Boşnaklar, Irkçı Sırp Kuvvetlerine teslim edildiği takdirde. Ratko Mladiç, Nova’da tuttuğu 30 Hollanda askerini serbest bırakma teminatı verdi. Binlerce Boşnak 30 Hollandalı asker karşılığında ölüme gönderildi. Kan donduran bu durum şüphesiz ki Dünya’daki en adaletsiz takastır. (Bütün bunlar yetmezmiş gibi Hollanda Hükümeti 2006 yılında, Srebrenitsa’da görev yapan askerlere üstün hizmet madalyası vermiştir)

Bu öyle bir vahşetti ki aynı kişiye ait kafatası ve kemikler, yıllar sonra farklı toplu mezarlarda çıkabiliyordu. 4000 cesedin ise DNA testi yapılacak yakını bulunamadı… Bosnalı anaların gönüllerde fırtına koparan feryatları, hâlâ yüreklerimizi dağlıyor. Bir Boşnak annemiz şöyle feryad ediyor yıllar sonra kemikleri bulunup gömülen oğlunun mezarının başında: İnsanlar oğullarından gelin ve torun beklerken biz onların cenazelerini ve tabutlarını bekliyoruz…
BM Verilerine göre Srebrenitsa’da sadece 8372 kişi öldürülmüştür. Oysa gerçekte 15.000 masum Boşnak, Sırplar tarafından vahşice katledilmiştir. Potaçari Şehitliğindeki mezarların tümünde ise yalnızca erkek cesetleri vardır. Ve kan dondurucu bir gerçek, hepsinin ölüm tarihi aynıdır: 11 Temmuz 1995.

Günümüzde hâlâ bu kan dondurucu vahşetin görüntüleri ulaşılabilir durumda, Medeni denilen Avrupa kendi gözünün önünde ki bu vahşeti engelleyememiş ve medeniyet dersinden kalmıştır. Bosnalı kardeşlerimiz: Bombardıman neylesin kıyamıma, rükuma önümde milyon şehid nasıl geçmem hücuma? Diyerek savaşın birçok cephesinde düzenli direniş gösterirken, sözde BM Barış Gücü (!) olanlar Srebrenitsa’da Boşnak halktan aldığı silahları Sırp işgali sırasında Boşnaklara vermemiş, vermemekle kalmayıp işgale insafsız bir takas karşılığında göz yumup, masum insanları cellâtlarına teslim etmiştir. 

Ey Bosna! Ey Fatih'in Emaneti! Ey Alperen Coğrafya’nın kederli çocukları! 

Ruhunuz şâd, mekânınız cennet olsun. Müslüman olmanın Türk demek olduğu topraklarda şerefle can verdiniz. Önce Allah, sonra Türkler her zaman yanınızda...

Yazımı Bosna’nın yiğit lideri Aliya İzzetbegoviç’in şu sözleri ile bitiriyorum. 

Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.

aydin1.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73