• BIST 1.442
  • Altın 514,588
  • Dolar 8,5747
  • Euro 10,3942
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 22 °C
  • Konya 20 °C

Ayyıldızlı Albayrağın Altında Tevhid Sancağının Gölgesinde Yeni Bir Millet Tasavvuru

Ahmet Sefa DİKTEPE

Medeniyetimiz kavramlar üzerine oturtulmuş slogandan ibaret ideolojilerin tahakkümüne esir edilemeyecek kadar güçlü bir fikri temele ve millet altyapısına sahiptir. İnsanları birleştirici bir motor gücüne sahip olan milliyetçilik kavramı, kavmiyetçilik düzlemine indirgenerek içi boşaltılmış ve bölücülükle eş değer bir noktaya getirilmiştir. Yüce peygamberimizin “Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi kavmine hizmet edendir.

Vatan sevgisi imandandır .” Şeklinde buyurdukları hakikat cümleleri her şeyden önce milliyetçilik kavramını oturttuğumuz temel prensibimizdir. Bunun yanı sıra ondan sonra kavmiyetçilikten vareste bir tevhid milliyetçiliğini savunmuş Türk pınarları da onun aydınlattığı yolda bizi yürümeye iten yegâne unsur olmuşlardır. Güttükleri milli davalarını davamız bildiğimiz münevverlerimizin oluşturdukları fikri zemin slogan milliyetçiliğinden ziyade cihanşümul bir milliyetçilik anlayışını benimsemiştir. Bin yıldır bu topraklarda bir ve beraber yaşadığımız, devletlerimizin istikbaline beraber kenetlendiğimiz, aynı ekmeği bölüşüp aynı nurdan beslendiğimiz herkes bizim için candan öte kardeştir. Aynı değer yargılarla aynı kıbleye yöneldiğimiz Allah'ı bir, Kitabı bir, Peygamberi bir bu topraklar üzerinde aynı medeniyet ikliminin havasını soluduğumuz, bir kilimin desen desen nakışları halinde ay yıldızlı al bayrağın gölgesinde bir ve beraber yaşama iradesi göstermiş herkes büyük Türk milletinin birer mensubu olma şerefini taşımaktadır. Millet kavramı bir ırksal beraberlikten ziyade bir kültür birlikteliğini açıklar.

“Türk Milleti” denildiğinde hem Türklüğün hususiyetini, hem de tarihsel süreç içerisinde yayıldığımız alanda Türklerin ilişki kurduğu, birlikte yaşamaya karar verdiği, kader birliği yaptığı unsurları da içine almış olur. Ta ki ata topraklarımızdan Anadolu'ya varışımıza kadar ülkümüzü ülküsü bilen tüm kardeşlerimiz fert fert milletimizin kopmaz birer parçası olmuşlardır.
Tevhid sancağı altında birleşenlerin ortak adı şeklinde terennüm edilen bir kelimenin bölücülükle eş değer tutulması bu ülkenin birlikteliğinden nem kapan bir güruhun fütursuzca yaptığı asıl bölücülük propagandasıdır. Anadolu insanının kültür pınarından bir yudum almamış farklı kültür göllerinde boğulan sözde seçkinler zümresi yaptıkları yönlendirmelerle milliyetçilik kavramının içini boşaltmaya, berhava etmeye çalışmaktadır. Milliyetçilik aynı vatan toprağında yaşayan farklı etnik grupları bölüp parçalamak değil asıl vazifesi bu milletin içindeki tüm unsurları bölerek yutmak isteyen emperyalizmin karşısına büyük bir millet tasavvuru şeklinde yutulamayacak bir demir leblebi çıkarmaktır. İşte birleşerek bu demir leblebiyi ortaya çıkaran değerler bütünü “Türk Milleti” kavramıdır. Millet olmak aynı kilimin desenleri halinde tüm farklılıkları içine alarak biz olabilmektir. Anadolu kıtasında yaşayanlar biz olabildiği dönemlerde çağ kapatıp çağ açmış, dünyayı kendine hayran bırakan eserlerin sahiplerini içinden çıkarmış ve cihanı tek bir hizaya getirmiştir.

Seyyid Ahmet Arvasi Hocanın kastıyla nerede bir Türk düşmanlığı varsa o noktadaki İslam düşmanlığının da farkındayız. Bin yıldır adı mukaddes İslam diniyle beraber anılmış bir millete zarar vermek isteyenlerin asıl gayeleri elbette ki İslam dinidir. Türk milletinin güçlü olduğu her devirde huzur içinde olan İslam dünyası bugün milletimizin içine sokulan etnik ve mezhebi çatışmanın kurbanı olmuştur. Bu çerçevede bir milliyetçilik anlayışına sahip olan herkesin duyduğu ortak özlem, dünyanın birçok yerine dağılmış kardeşleriyle kucaklaşmaktır.

Her zaman söylemeye çalıştığım gibi bizim topraklarımız Türkiye Cumhuriyeti topraklarıyla sınırlı değildir. Dünyanın pek çok yerinde derdiyle dertlendiğimiz, sevincine ortak olduğumuz kardeşlerimiz bulunmaktadır. Köhnemiş dünya düzeninde kendine yer bulamayan millettaşlarımız dünyanın zulüm olan coğrafyalarının mazlumları hüviyetindedir. Onları zalimin karşısında dik tutan yegâne güç ise kendileriyle aynı hamurdan çıkmış kardeşlerinin varlığıdır. Bize istikbalde yeni ufuklar temin edebilecek, güç aldığımız kaynakta Atlas'tan Pasifik’e tekrar bir ve beraber olmaktır. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73