• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 22 °C
  • Konya 21 °C

Birliğimizi korumalıyız! 

Yusuf Akoğul

Malum olduğu üzere ülkemizde mart ayında yapılacak olan yerel seçimler dolayısı ile adaylar seçim hazırlığı içerisindeler. 

Her birisinin birbirinden farklı vaatleri, söylemleri, hazırlıkları, çalışmaları vs. var bu gayet makul ve olması gereken bir durum. 

Lakin bir vatandaş aynı zamanda seçmen olarak rahatsızlık duyduğum, zannımca birlik olma şuuruna sahip insanların da rahatsızlık duyacağı/duyabileceği farklı bir durum da bu süreç içerisinde milletimizin ikiliğe düşmesi, kutuplaşıyor olmasıdır. 

Bu süreçlerde memleket adına nelerin daha faydalı olacağı gerek adaylar gerek millet açısından konuşulması gerekirken maalesef yine tabiri caizse adayların ‘kaşı, gözü’ konuşulmakta, halk kıstasları değerlendirememekte ve tarafgirlik yapmaktadır. 

Her ne kadar yönetilen kesim yani halk siyasetçilerin söylemlerini politikalarını etkiliyor olsa da bunun tam tersi durumu olarak siyasetçilerin söylemleri duruşu da kendilerine destek veren halkı etkilemekte, yönetmekte/yönlendirmektedir. 

Bugün; Türkiye'yi yönetenler -iktidar- yönetilenlerin de kendi baktıkları pencereden bakmasını ve kendilerinin gördüğünü görmesini istemektedir. 

Nihayetinde iktidar, kendisinin menfaatine olan her şeye güzel, doğru; menfaati olmayan, aksi durum teşkil edene kötü, yanlış mantığı ile bakmakta aynı zamanda ötekileştirmektedir. Bunu sadece iktidara yüklemek haksızlık olacaktır ziyadesiyle muhalif gruplar da aynı tavrı sergilemektedir. 

Ben, ‘hepimiz aynı kilimin desenleriyiz’ anlayışıyla; herkesin, bu vatan topraklarında milletimizin nezdinde kabul görmüş olan -sahip çıkılan- değerler manzumesine hadsizlik etmeden, din ve vicdan özgürlüğüne saygı duyarak fikirlerini, eleştirilerini yapmasını gayet olağan görmekte, saygıyla dinlemekte bir zarar görmemekteyim. 

Tabi konuyla alakalı olarak rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Seçimler kavga aracı olmasın. Sel gider kumu kalır. Bu seçimde gidecek ama siz akraba olarak komşu olarak kalacaksınız.” sözlerini de hatırla(t)mak gerekiyor. 

Bir seçim arefesinde suikast sonucu aramızdan ayrılan, davası hala aydınlatılmayan; birlik, beraberlik hasletiyle tanıdığımız sadece seçimden seçime aklımıza gelmeyen eksikliğini memleket meselesinde, her noktada hissettiğimiz, sözleri dilimize pelesenk olan Muhsin Yazıcıoğlu’nu da bu vesileyle rahmetle anıyorum.

İlkesiz, menfaat üzerine, koltuk sevdasıyla çıkılan yolun istikbalimiz açısından beyhude olacağına aynı zamanda farkına varılamayacak derecede zarar doğuracağına inanmaktayım. 

Bu nedenle siyasetçilerimizin ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kuşatıcı olması; ülke menfaatlerini şahsi menfaatlerin üzerinde görmesi; siyaset yaparken ferasetli olması; milli hassasiyetleri gözeterek tavır sergilemesi gerekmektedir. 

Bildiğimiz gibi ülke gündemimiz sadece seçim tartışmalarıyla kısıtlı değil, sık sık mevzular değişmekte, bugün yoğun tartışma halini alan konular ertesi gününde unutulabilmektedir.

Üzerinde durulacak çok konu var elbette… Bunlardan birisi belki de en önemlisi birilerinin görmezden, duymazdan geldiği, bizlerin gücü yettiği müddetçe mücadelesini vermeyi ahdettiği Doğu Türkistan davası…

Söz konusu bağımsızlık mücadelesi olduğunda tarihin haykıracağı bir millet -Türk Milleti- olarak kardeşlerimizin, Doğu Türkistan'da içinde bulunduğu durumu her fırsatta dile getirmeye çalışmaktayız. Geçtiğimiz günlerde de bu hususla alakalı olarak dikkatlerimizden kaçmayan bir olay yaşandı. Bursaspor taraftarı gök bayraklı kareografi yapmak istemişti. Maalesef buna müsade edilmedi. Kendi öz yurdumuzda gök bayraklı kareografinin yasaklanmasına karşılık Bursaspor taraftarı da “Bin Cihana Değişmem Şu Öksüz Türklüğümü!” diye yazı yazdırdı.

Gök bayrak olmasa da orada yazan bir cümle aslında onca şeyi anlatmaya yetiyordu… Taraftarlara

hassasiyetlerinden dolayı teşekkür etmek lazım. Umarım ‘böyükler’ de kendi paylarına düşeni alırlar, biraz da olsa seslerini çıkarırlar… 

Son olarak rahmetli Dilaver Cebeci'nin ‘Nerdesin Azapay’ yazısında değindiği gibi

“...bir yerde bir gök bayrak düşse, başka bir yerde bir albayrak kalkar. Ha al bayrak, ha gök bayrak. Yâni kıyamet kopana dek bizim bayraklarımız inmez.” diyerek her şeyin hayırlısını Yüce Rabbimiz'den niyaz ediyorum. Sağlıcakla kalın… 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73