• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • Konya 21 °C

Cemaatler ve tarikatlar kapatılmalı mı?

İsmet TAŞ

Türkiye, dünyada üzerinde her türlü oyunun tezgahlandığı hemen hemen tek ülke.  Her defasında da ne tür tezgâh kurulursa kurulsun, Türk Devleti, Türk Milleti bu tezgâhları alıp tezgâh kuranların başlarına geçirmiştir. Bu dünde böyleydi, bugünde böyle. 
    Bunun içinde emperyal  güçler  papalık dahil  elli yıllık, yüz yıllık planlarla Türkiye’ye diz çöktürmek, baş eğdirmek, köleleştirmek için her türlü  faaliyet göstermektedirler. Dolayısı ile her zaman bu güçlerin, A, B, C, D, F ….. vs. planları vardır. 
    Bu güçler, haince, düşmanca, alçakça planlarını uygulamaları için, toplumun ileri gelenlerini, özellikle zayıf karakterli olanlarını seçer, reddetmeyecekleri tekliflerde bulunurlar ve planlarını onlara uygulatmaya başlarlar. Ve maalesef 95 yıllık Cumhuriyet tarihinde sürekli aradıkları adamları bulmuşlar bu Milletin, bu Devletin başına musallat ederek bela üzerine bela çıkarmışlardır.  
 Türk Milletinin inanç ve değerlerine ne kadar bağlı olduklarını bildikleri içinde, tarikatlar ve cemaatler her zaman bu güçlerin emellerine alet olabilecekleri yerler olarak görülmüş ve çalışma alanı haline getirmişlerdir. Bilerek veya bilmeyerek te maalesef cemaat ve tarikatlar da buna alet olmuşlardır. (Menemen Vakasından tutunda bugün kü hain örgütlere varıncaya kadar.) 

    Emperyal güçler, ellerindeki imkanları sonuna kadar kullanarak öyle bir yapı kuruyorlar ki, devletin her kademesini ilmek ilmek işliyorlar. Acele etmeden sonuç alacak şekilde. Bu iş yıllarca sürse de en ufak bir yılgınlık göstermiyorlar. Karşı koyduğunuz anda ya bir suikastte kurban gidiyorsunuz ya da bir şekilde devreden çıkıp hain ilan ediliyorsunuz. Ne olduğunuzu anlamadan iktidarlar değişiyor, hükümetin biri gidip diğeri geliyor, ta ki kendilerine kelimenin tam anlamıyla bağımlı birini buluncaya kadar.   Kadrolaşmak, devletin içten ele geçirilmesi, çökertilmesi için sürekli bunlar uygulanabilir hale gelmiştir. 
    (Elbette burada her cemaati, her tarikatı potansiyel bir tehlike olarak asla görmüyoruz. Uyarılarımız testi kırılmadan evvel ki zaman dır)

    Emperyal güçler, ya var olan tarikat ve cemaatlere kancayı atarlar veya kendileri bir tarikat kurarlar. Bu konuda İngilizlerin eline kimse su dökemez! Dünyanın bir çok yerlerinde olduğu gibi özellikle   Doğuda on yıl imamlık yapan İngiliz Ajanı Lawrence ve faaliyetlerine bakacak olursak konu daha iyi anlaşılmış olacaktır. 
    Günümüze baktığımızda, A Planı olarak Fetö Terör Örgütünü gördük. B Planı olarak Adnan Oktar ve ava nesini gördük, peki C Planı kim? Veya kimler. Kimleri Türkiye’nin başına musallat edinilmeye çalışılıyorlar?
    Emperyal güçlerin ilgi alanlarının ne olduğu net bir şekilde belli oldu. Peki bu alanlara baktığımızda ne görüyoruz?
1-    Sorgusuz, sualsiz ter temiz pırıl pırıl bir inançla bağlanan halk kitlesi, 
2-     Bu halkı irşat etme iddiasında bulunan Şeyh, lider  ve yakın çevresi. 
    Kime, nereye, nasıl, hangi niyet ve maksatla tabi olursak olalım, söylenenlerin Allan’ın ve Peygamberinin sözleri olup olmadığını, samimi olunup olunmadığını anlamak için, öncelikle inandığımız, hayat haline getirdiğimiz dinin bütün kurallarını bilmek,  öğrenmek,  ona göre davranmak zorundayız.  Bu konudaki en ufak bir zafiyetimiz bizleri Allah korusun telafisi mümkün olmayan yanlışlara götürür. Bir bakmışız kendimizi ihanet içinde bulmanız içten bile değil. ( Fetö belası, Adnan Oktar haininde olduğu gibi)
    Devlet ve Millet, yeri ve zamanı geldiğinde refleks göstererek haince emelleri olanlara haddini gösteriyor ama, mesele o duruma gelmeden tedbir almak, halkın ve devletin korunması açısından son derece önemli.
    Ben inanıyorum ki, son olaylardan en çok rahatsız olan huzursuz olan, gerçekten halkın inançları doğrultusunda hareket eden tarikat ve cemaatlerdir. Öncelikler bunlar samimi olduklarını göstermek için kendileri bu sorun ile ilgili çözüm önerileri sunmaları en gerçekçi ve en doğru yol olacaktır. 
    Elbete ki tarikat veya cemaatlerin kapatılması söz konusu dahi olamaz! Hatta son olaylar bahane edilip, cemaat ve tarikatlara saldırılmasını da asla tasvip etmiyorum.  Kimse kaş yapacağım derken, göz çıkarmaya kalkışmasın.  Çünkü bu Milletin kültür ve değerleri arasında tarikat ve cemaatler çok önemli bir yer tutmaktadır.  Tarikatlar ve şeyhleri tarih boyunca Osmanlı’nın manevi mimarları olmuşlar, padişahlara sürekli yol göstermişler, arkalarında olmuşlar ama hiçbir zaman Devleti ne ele geçirmeye çalışmışlar ne de devlette görev almak için mücadele etmişlerdir.  

Tarikat ve cemaatler, üzerlerindeki olumsuz intibaları silmek içinde, ayrı bir gayret göstermeleri gerekmektedir. Bunun içinde, Şeyhler, tarikat ve cemaat liderleri bir araya gelerek bir yol haritası belirlemek zorundalar.  Diyanet İşleri Başkanlığı bu olaya öncülük etmelidir.  Tarikat ve cemaatler, “Islah” edilmeli, mensupları bu konuda ilgililere her türlü kolaylığı göstermelidirler. Aksi halde kuşku ve şüpheyle bakılmaya devam edilecektir.
Tarikat ve Cemaatler denetlene bilmelidirler, şeffaf ve açık olmalıdırlar. 

    Peki burada halkın ne yapması gerekiyor?  Maalesef öyle bir hale geldik ki, ibadetlerini yapanlar çoğaldı, bununla birlikte, yapmış oldukları ibadetleri kullanarak, sahtekarlık, üçkağıtçılık, ahlaksızlık yapanlar da çoğaldı. “Gündüz gıda ticaretinde sahtekarlık yapıp, akşam yemekte domuz eti var haramdır yemem” anlayışına sahip bol miktarda, “Tip” türedi.

    O zaman bizim yapmamız gereken şey ise, o insanların ibadetlerine değil, hareketlerine, tavırlarına bakmamız en doğru yol olacaktır. Örneğin o insan dürüst mü? Yalan konuşuyor mu? Verdiği sözde duruyor mu? Emanete ihanet ediyor mu? İslam’a olan saygısında, itaatinde, sadakatinde bir kusur bir yanlışlık var mı vs.  diye bakmak lazım?
    Demek ki burada üçlü bir saç ayağı var. Tarikat- Cemaat, Halk ve Devlet ( Diyanet İşleri Başkanlığı.)  Hiç kimse en ufak bir alınganlık göstermeden, kendileri için, halk için devlet için her türlü iş birliğini yapmak zorundalar. Samimi isek, ihlaslı isek, “Hak Yolu” nu şiar edinmişsek, bu yolda mücadele ediyorsak, Türk Milletinin varlık ve bekasını düşünüyorsak ki düşünüldüğüne inanıyorum, ne yapılması gerekiyorsa onun yapılması hususunda herkes elini taşın altına koyması gerekir. 
    En büyük benim, benden büyük yok, benim cemaatime, tarikatıma kimse dokunamaz, arkamda şu kadar kitle var vs. gibi söylemlerle hareket edilirse, 
Allah korusun Türkiye daha çok FETÖCÜLER, A.OKTARCILAR  GÖRÜR. DOLAYISI İLE, BU DİN DAHA ÇOK ZARAR GÖRÜR, BU HALK DAHA ÇOK ACILAR YAŞAR…
NOT : BU MESELE SADECE İNANANLARIN SORUNUDUR. VE BUNU İNANANLAR ÇÖZECEKTİR. BUNUN DIŞINDA KİMSE KENDİNE “İŞ” EDİNMESİN.

 

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (312) 311 53 73