• BIST 94.896
  • Altın 279,378
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 17 °C
  • İzmir 19 °C
  • Konya 13 °C

Cihan Hâkimiyeti ve şehitlerimiz

İsmet TAŞ

Kendimize şöyle bir soru soralım. “Cihan hâkimiyeti ideali olmayan, bir devlet, bir millet bir ideoloji, bir doktrin var mıdır? Gösterebilir misiniz?”

ABD’nin, Rusya’nın, Çin’in ve diğer süper güçlerin emperyal hayallerini ne ile açıklaya biliriz?

Ne sınırları olan,  ne benzer kültürlere sahip ne de ırki hiçbir bağlantısı olmayan yerlerde bu devletlerin sizce ne işi olabilir? Veya bu devletlerin emperyal hayalleri nelerdir?

Çok basit sıradan bir cevap hepinizin bildiği gibi, CİHAN HÂKİMİYETİ!

Kökeni efsanelere dayanan Batı Kültürü,  cihan hâkimiyeti ideali ile hareket edecek, her devlet yetkilisi birer Hıristiyan misyoneri gibi davranacak, bunun için sınırsız imkânlar sunacaklar, dünyayı ele geçirmenin insafsız, hain, vicdandan yoksun zulüm ve soy kırım planları yapacaklar, bizde seyredeceğiz! Maalesef biz hala Türk Dünyasının birleşmesini ve cihan hâkimiyeti mefkûremizi hayata geçirmenin yollarını aramıyoruz! Aradığımız zamanda ırkçılıkla, faşistlikle suçlanıyoruz. Farkında mısınız? Dünyadaki Müslüman Türkler bilinçli ve sistemli bir şekilde yok ediliyor. Doğu Türkistan’da yapılan soy kırım, Hocalı’da yapılan soy kırım ve dünyanın bir çok yerlerinde yapılan Türk ve Müslüman katliamını başka nasıl açıklayabiliriz?

Dünyanın dört bir yanında oluk oluk Müslüman Türk kanı akmaktadır.

Bunun adı daha önceden de ifade ettiğimiz gibi; “Hıristiyan Terörü”dür. Ama ne hikmetse kimse Hristiyan Teröründen bahsetmez ama İslam ile terörü sürekli yan yana bilinçli olarak kullanırlar.

Kendileri terör örgütü kurarlar adına İslami terör derler sonrada onu yok ederek, “Bakın biz terörle mücadele ediyoruz” derler.

Tarih ideolojiler kavgasıdır dedik. Savaşlar insanlık tarihi ile başlar.

Beş bin yıllık Türk Tarihinde, 1400 yılık İslam Tarihinde, sürekli olarak üzerimizde oyun üzerine oyun oynanmış, tezgâh üzerine tezgâh kurulmuştur.

Hak ile BatıI’ın kavgası yüzyıllardır devam ederek gelmiştir. Katliamlar, soy kırımlar, oluk oluk akan kanlar, sadece ve sadece Batıl

İtikada sahip devletlerin bitmek tükenmek bilmeyen hırslarının esiri olan devletlerin işi olmuştur. Yeri gelmiş kendi insanlarını katletmekten zerre kadar tereddüt etmemişlerdir. (Haçlı seferlerine ve Avrupa’nın orta çağ karanlığına baktığımızda bunu görürüz.  Kendi insanını diri diri yakan Batı Kültürünün ta kendisidir.)

Allah Kur’an-ı Kerimde Müslümanların hedeflerini  net bir şekilde göstermiştir; “Yer yüzünde fitneden, fesattan eser kalınmayıncaya kadar, din yalnız Allah’ın oluncaya kadar mücadele ediniz” (Enfal 39)

Müslüman Türkler bu ilahi emir doğrultusunda hayatlarını Allah’ın davasına adamışlar, bu uğurda ölmeyi büyük bir şeref ve onur saymışlar;  Allah’ın vaat etmiş olduğu cennete güle oynaya gitmişlerdir.  

“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyiniz. Bilâkis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” (Bakara, 154)

Bundan daha güzel bir müjde olabilir mi? Şehitler  Hz . Peygamberin komşularıdır.

Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi’ye; “Bre oğul, bizim davamız, şan, şöhret, makam, mevki davası değil, İlah-i Kelimatullah’ı yeryüzünde yayma davasıdır”İşte bütün fetihlerin, cihan hâkimiyeti mef’kuresinin(ülkü, ideal) tek nedeni bu!

Bu dava, Türk-İslam Medeniyetini, adaletini, hoş görüsünü, sevgisini, insan hak ve özgürlüklerini bütün insanlığın hizmetine sunma davasıdır.

Bunun adı, “Turan” dır. Bunun adı, “Kızılelma’dır. Veya Ay Yıldızlı Bayrağın nereye dikilmek isterse oraya dikileceği yerdir.

Coğrafya sınırı yoktur. Nerede bir Müslüman Türk varsa orasıdır. Al Bayrak ile Gök Bayrağın birleşmesidir. 

İşte bizim insanımız bu kutsal idealler için hayatlarını seve seve feda ederek şehit olurlar ve bunu da rütbelerin en yücesi olarak kabul ederler. 

Mehmet Akif ne güzel ifade etmiş şehitlerimizi durumunu;

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,

Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

Her Türkün hayali inandığı değerler uğuruna şehit olmaktır.

Özellikle anneler bunu bildikleri halde, evlatlarına, “Kına” yakarak askere yollarlar. Yürekleri yanar, gözyaşlarını içlerine akıtırlar, onlara sarılmaya doyamazlar. Ama yine de davullu zurnalı halaylı düğün edercesine uğurlarlar. Şehit haberi geldiklerinde gözyaşlarını tutumazlar ama bilirler ki evlatları artık Peygambere komşudur. Şehit annesi, şehit babası olmanın gururunu yaşarlar.

Ankara Sanat Platformu Genel Başkanı Sultan Özateş tarafından ülkemizde misafir edilen, Azerbaycan Şehit Annelerin Sesi olan Almaz İlahe Ahmedova’nın dediği gibi;”Şehit annesinin ne hissettiğini anlamak için şehit annesi olmaya gerek yok. Mesela ben onların acılarını yüreğimde hissediyorum, onlarla birlikte olmaktan büyük huzur duyuyorum. Dünyadaki bütün şehit anneleri birleşmelidir. Dünyanın neresin de olursa olsun, bir Türk şehit olunca biz onun acısını öz annesi gibi yüreğimizde hissederiz. Çünkü onlar, Allah’ın davası uğruna vatanlarını, insanlarını, dinlerini korumak uğruna şehit olmuşlardır. Vatan yoksa hiçbir şey yok. Vatansız bir Türk düşünemiyorum. Dünya  Şehit Annelerinin sesi olmak, onların sesini, feryadını bütün cihana duyurmak istiyorum. “

Hak ve Batılın savaşı dedik. Batılın temsilcisi batı, bizim bu ulvi duygularımızı çok yakından bildiği için, cephede  silah tutan elin iradesini çözmek, sarsmak, uyuşturmak, işe yaramaz hale getirip köle ruhlu insanlar yapmak için her türlü ahlaksız, insanlık dışı, adice oyunlarını tarihsel süreç içerisinde aralıksız oynamışlardır. Siz Türk’sünüz, Müslüman’sınız diyerek, geri planda kendi sapık, gayri insani, gayri ahlaki kültürlerini enjekte etmişlerdir. (Dün akşam  yapılan yılbaşı kutlamaları gibi.)

Önce kültürümüzü yozlaştırmaya başladılar, sonra her türlü ahlaksızlığı, haramı, gayri insani davranışı normalmiş gibi göstererek, “Batılaşma” adı altında bizi birbirimize düşürdükleri gibi, bizi bizden uzaklaştırmak içinde ellerinden geleni yaptılar.

Bu gün 1 Ocak 2019 dün gece kutlanan, “Yılbaşı Rezaleti”ni bu çerçeve içinde değerlendirilirse doğru sonuçlara varılır ve doğru adımlar atılır. Şehitlerimizin kemikleri sızlanmamış olur.

Dün geceye bakarak bizi ne hale getirdiklerini anlamaya çalışalım. Ne idik? Ne olduk? Ne olacağımız sorgulayalım. Kraldan çok kralcı olmak, bir Hıristiyan’dan daha fazla noel yortusunu kutlamanın vebali ve sorumluluğunu düşünme zamanı geldi de geçiyor bile.

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (312) 311 53 73