• BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 24 °C
  • İzmir 26 °C
  • Konya 23 °C

Çocuklarımız ölmesin!

İsmet TAŞ

Öncelikle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, Vatanımıza, Milletimize, Devletimize, Türk-İslam Alemine hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. 
    Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden yapılanması demek olan bu sistemde, inşallah her şey beklenildiği gibi olur.  Yapılan hatalar yapılmaz, yanlışlarda ısrar edilmez.  Ben şahsen son derece iyi niyetle her şeyin çok iyi olacağına inanıyorum. Çünkü mazeret yok. Bütün yetki Sayın Cumhurbaşkanımızda. Türkiye’nin ve Türk Milletin geleceği kendilerinin ellerinde. Bu sorumluluk duygusu içerisinde hareket edeceğinden zerre kadar kuşku duymuyorum. 
    Cuma günü “Tevazu, Alçakgönüllülük, Tepeden Bakmama vs.” vurgusu yaptığı konuşması, geleceğe dair ciddi ip uçları vermiştir. Ve siz değerli okurlarım hatırlayacaklar, geçen haftaki yazımda aynı vurguları ben de yapmıştım. Sayın Cumhurbaşkanımızla aynı görüşü paylaşmış olmaktan bahtiyar oldum.
 Sistemin uygulanışını hep beraber göreceğiz. Yapılan bütün güzel şeyleri alkışlayıp destekçisi olacağımızı, yanlışların düzeltilmesi konusunda takipçisi olacağımızın bilinmesini isteriz. 
Yine hepinizin bildiği gibi, yavrularımızın öldürülmesi, taciz, cinsel istismar vs. konular ülkemizin gündeminden hiç düşmediği gibi, zaman zamanda en üst düzeyde gündemi işgal ediyor,  bundan sonrada edeceğe benzemektedir. 
O zaman hep birlikte bu acıyı nasıl dindiririz ona bakalım. Ancak duygusallığa yer vermeden, aklın ve ilmin ışığında.
Elbette mutlaka bu suçu işleyenler, İDAM edilmelidir. Başka türlü bir ceza asla aklımızdan geçmemektedir.  Suçun cezası kesinlikle caydırıcı nitelikte olmalı. Bunda hem fikiriz burada sorun yok. 
Konu ile ilgili bize göre can alıcı soru şu; “Taciz, Tecavüz, Cinsel İstismar” sonucunda olan ölümleri gerçekleştirenler,  onlarda bir zamanlar “Çocuktu”. Peki ne oldu da, nasıl oldu da onların hepsi birer, “Acımasız Canavar” haline geldiler?
Acaba şunlar mı?
- Yıllarca Yeşilçam filmlerinde tecavüzün  özendirildimesi mi? (Tecavüzcü Coşkun a duyulan sempati gibi)
- Dizilerde, her türlü ahlaksızlığın hoş görülmesi mi?
- Anne-Babanın çocuğa, “Kendi tercihini kendi yapsın, nasıl istiyorsa öyle bir hayatı seçsin özgürce davransın” söylemi ile, çocuğu başı boş bırakıp sokak kültürü ile yetişmesi mi?
-  Eğitim sisteminin, bir çocuğun milli ve manevi değerlerine sahip çıkmasını sağlayan ciddi bir eğitim sisteminin olmaması mı?
- Çocuklarımızın gerek okullarımızda gerekse anne-baba tarafından milli ve manevi değerlerimizden habersiz yetişmesi mi?
- Başta yabancı diziler olmak üzere, insanımızın her türlü yabancı kültürün saldırısına maruz kalıp kendi kültür ve değerlerinden uzaklaşması mı?
- İnsanlığa, adalet, barış, kardeşlik, dostluk, medeniyet getiren bir dine, bir kültüre sahipken, bundan uzaklaşmak mı? Kendimize ve kültürümüze yabancılaşmak mı?
- Batı hayranlığı neticesinde oluşan, “Özenti” mi?
- Yöneticilerin yeteri kadar çocuklara itina göstermemeleri mi?
- Türk Toplumunun bozulması ve yozlaşmasında çıkar ve menfaat gözeten ülkelerin, ahlaksızlığa, namussuzluğa zafiyeti olan insanları değişik vesilelerle kandırıp tecavüz ve cinayet olaylarına teşvik edip, fazlalaşmasını sağlanmaları mı?
-Keyif verici maddelerin ilkokullara kadar inmesi mi? 
Veya, 
Bunların ve daha birçok nedenlerin hepsi mi?
Toplumbilimciler, psikologlar, sosyologlar bu ülkede ne iş yapar? Ne işe yararlar? Hangi birinin Türk Toplumunun geleceğinin teminatı olan, çocuklarımız ve gençlerimizle ilgili ciddi çalışmaları var?
Hiçbir şey bilmiyorlar sa, Osmanlının sosyal yapısını incelesinler. Osmanlıda, istatistiklere göre, toplam üç tecavüz, yirmi yedi hırsızlık vakası olduğu tespit ediliyor.
O sosyal yapıda durum bu iken, şimdilerin Türkiye’sinde durum neden böyle?
O zaman ortaya ciddi bir sonuç çıkıyor! Tamam başa dönelim. Suçluya en ağır caydırıcı cezayı verelim. Olmalıdır da. Ama unutulmamalı ki, bu tek başına asla bir çözüm değildir. 
Sokaklara çıkalım her türlü gösteri ve protestoyu yapalım, çözüm mü? Elbette tek başına bir çözüm değil!
Saydığımız her bir nedenin etkisini ortadan kaldırmadığımız,  bu konuda ciddi gerekli  tedbirleri   alıp uygulamadığımız sürece, çocuklarımız ölecek, bu vahşice yapılan katliam devam edecektir. 
Sayın Cumhurbaşkanım, Türk Milleti size inandı ve güvendi. Onun içindir ki, yetki ve sorumluluğu size verdi. 
“Fırat’ın kenarında bir kurt bir kuzuyu kapsa, bunun vebalini Allah benden sorar” anlayışı çerçevesinde hareket edeceğinize inanıyoruz. 
Türk Toplumunun, yok oluşa giden yıkılışını durdurmak, yok oluşu yücelişe çevirmek sizin elinizde. 
Bu Makamı, Cenab-ı Hak,  Türk Halkını vesile kılarak size nasip etti.
Gömleğiniz, “Ateş” tendi, şimdi, “Kor” oldu.
Bu Millet sizin beklentilerinizi yerine getirdi.  Siz de bu Milletin beklentilerini yerine getireceğinize inanıyoruz. 
Sayın Cumhurbaşkanım, “ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN”
En derin saygı ve muhabbetlerimizle…
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73