• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • Konya 21 °C

Değişen ve dönüşen bayramlarımız

Murat SERİM

Bayramlar toplumumuzun en önemli bir ve beraber olduğu günlerdendir. Ortak ruhi hisler bayramları bir buluşma, kavuşma, barışma, kutlama ve paylaşma duygularıyla yaşatır. Zaman içinde dünya değiştikçe bayramlar ve bayram algısı da değişmiştir. Bir sosyal varlık olarak bayramlar kültürel aktarımla nesilden nesile aktarılır.

Elbette ki dönüşümün ve değişimin kaçınılmaz olduğu modern çağımızda eski bayramları aramak yersizlik olur. Önemli olan değerlerin korunabilmesidir. Aslonan dönüşümü değerleri koruyarak yönetebilmektir. Modernizm teknolojinin de gücüyle bayram algısını farklılaştırmış, dönüştürmüştür diyebiliriz. O halde bunun sebeplerini irdelersek karşımıza şu sebepler çıkmaktadır. 

Toplumsal değer yargılarımızın dini referanslardan çıkarak yüzeysel muhafazakâr bir anlayışa kayması. Toplumumuzun tarihi, kültürel, sosyal devamlılığın kesintilere uğraması/uğratılması ile birlikte kültürel aktarımda kopukluk ve arıza oluşmuştur. Bu da dini bayramların özünü yakalayamamaya yol açmaktadır. 

Teknolojinin sağlamış olduğu imkanlar uzakları yakın hale getirmektedir. Bugün tek tuşla içi süslü sözlerle manilerle dolu alıntı mesajlarla bayram     tebrik edilmektedir. Aynı mekanda oturup sohbet etmek başka bir ifadeyle hasbıhal etmek bayramlarda azalmıştır. Hele hele genç neslin bayramlaşması tamamen teknolojiye bağımlı hale gelmiştir. 

 Birbirine yakın, çok katlı apartman hayatı, kopuk komşuluk ilişkileri, birbirini tanımayan, birbirinden bihaber şehir hayatı bayram algısını kökünden etkilemiştir. Acıları paylaşıp azaltan sevinçleri de paylaşıp artıran bir komşuluk ilişkisinin olmaması kişileri birbirinin hislerini anlamamaya, birbirine karşı sorumlu hissetmemeye itmiştir. Buna bağlı olarak mahalleli kültürü oluşmamaktadır.

Köylerde, kasabalarda var olan küçük meydanların buluşma yerlerinin olmaması bu paylaşımı da engellemektedir. Kendi iç dünyasına kapanmış bireyler güruhu bayramların tadını alamamaktadır. Bayramları bir coşkulu kültür ile yaşayamamaktadır. Bu sebeptendir ki hep geçmişe hasret hep geçmişi arar olduk. Aslında tüketime çağıran özellikle küresel ticari aktörler için bayramı reklamlarla iyi bir malzeme olarak kullanmaktadır. Hep de dede ve anneanneli reklamlar. Ne de çok severlermiş ! 

Teknoloji ile birlikte ulaşımın kolaylaşması tatil firmalarının cazip tekliflerle para amaçlı yeni bir tatil anlayışını doğurmuştur. Yeni şehir ve ülkelere gitmek bayram turlarına katılmak cep telefonu ile bayramlaşan aile ve bireyler için gayet de güzel ve eğlencelidir. Tanımadığınız insanlarla hisleri, heyecanları, duyguları paylaşmak geleneksel bayramlaşma dışında bir arayıştır denilebilir. Kendini memlekette göremeyen bu modern güruhun bayramları kapitalist anlayışın mahsulüdür.

Sosyal medyanın yıkıcı tesiriyle kendine bağımlı hale getirmiş bireylerin bayramlaşma algısı değiştirmiştir. Kim ne yapmış? Kim neyi paylaşmış? Nereye gitmiş? Kim etiketlenmiş? Kim neyi söylemiş? Kaç kişi beni beğenmiş? Durumda neler var? vs. Cep telefonu elinde bir saatte bilmem kaç defa baktığı bilinmeyen insanlar bayramda da sosyal medyaya bakamadan yaşayamamaktadır.

Öyle ki şahsıma misafirliğe gelip 1.5 saat oturan bir kişinin misafirliğin 2/3 ‘sini sosyal medyaya bakarak geçirmesi bağımlılığın geldiği noktaya örnektir. Aile oturmalarında bile çocuklarımızın eline verilen cep telefonu, televizyonun sesi ile beraber yapılan sohbetlere şahit olmayanımız yoktur herhâlde. Bu durum çocuklarımızı manevi anlamda ne kadar da doyuramadığımızı ve doğru bir şekilde yönlendiremediğimizi ve yönetemediğimizi göstermektedir. 

Her ne kadar eskisi kadar ramazan bayramına birileri şeker bayramı demese de şeker bayramı kavramı birileri tarafından bilerek veya bilmeyerek kullanılmaktadır. O güzelim ramazan orucundan sonra kutlanması gereken şey herhâlde şeker olmaması gerek. Tatlı yiyelim tatlı konuşalım hesabı ancak bir paylaşıma vesiledir. Birileri için bayram şekerden ibaret olabilir fakat kültürel anlayışımız buna ramazan bayramı demektedir. Dini algının değişkenliği bu ve buna benzer kavramları kullanmaya ittiğini düşünüyorum. 

Arefe gününde başlayan kabir ziyaretleri, bayram hazırlıkları çoluk çocuk mahallelinin erkenden kalkıp bayram namazına gitmesiyle devam eden ardından coşkulu bir kahvaltının yapıldığı geniş aile fotoğrafları gerçek sosyal paylaşımın bir tezahürüdür. Önce evdeki büyüklerin elleri öpülmesi sonra komşu ve akraba ziyaretlerine gidilmesi toplumsal dayanışmanın somut birer örneğidir.

Çocuklara hediye verilmesi küçüklere de değer vermenin bir yansımasıdır. Şimdilerde görüyoruz ki hediye yerine çocuklara para verme, çocukları hediyeleşme yerine para merkezli anlayışa sürüklemektedir.  Sevindirme amaçlı yapılan bu davranışlar paranın ne kadar da değerli olduğu mesajını içermektedir. Oysaki gelecek nesillere bırakılacak değerler bu olmasa gerek. 

Toplumsal güven hayatımızın birinci sırasındadır. Toplumsal güvenle insanlar ev almakta, arabasını sokağa park etmekte, bir yerden bir yere gitmektedir. Gece misafirlikten rahatça gelmemiz, piknik yapmamız, balkonda oturup çay içmemiz vs. sosyal güvenin sonucudur. Bireysel yaşayamayacağımıza göre sosyal bir varlık olarak insan kendini, ailesini ve sevdiklerinin güvende olduğunu hissetmek ister.

Son yıllarda şehirlerimizde çocuklarımızın başına gelenler sokağın bu güvenini zedelemiştir. İnsanlarımız çocuklarımızın en doğal hakkı olan Türk kültürünün güzel örneklerinden bayram günleri bayramlaşma ve şeker toplamayı soğutmuştur. İnsanımız sokağa rahatça gönderip de çocukların bayram coşkusunu rahatça yaşamasını güven endişesiyle kısıtlamaktadır. Halbuki bayramları en içten yaşayan çocuklardır. Bayram gününü iple çekip yeni alınan kıyafetleri giyebilme heyecanıyla uyuyup sabah namazıyla o ruhu hissetmek bir başkadır.    

İnsanımızın birbirine ne kadar da muhtaç olduğunu bayramlar göstermektedir. Birlik ve bütünlüğümüzün birer nişanesi olan bayramları tadında kutlamak istifade etmek gerek. Bunun için Ramazan bayramını bir çocuk ruhuyla yaşamak arzusuyla tüm İslam âleminin ramazan bayramını tebrik ediyorum. 
 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73