• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 22 °C
  • İzmir 21 °C
  • Konya 20 °C

Esas suçlu ABD geğil

Selçuk  YILDIRIM

Son zamanlarda Müslümanlara uygulanan zulüm her geçen gün şiddetini artırmaktadır. Bunun en yakın örneğini ise pazartesi günü ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararını Gazze sınırında protesto eden sivil Filistinlilere İsrail tarafından uygulanan katliamda görüyoruz.

İsrail ve onun daimi savunucusu ABD pazartesi günü yine 59 Filistinliyi şehit etti, 2800 tanesini de yaraladı. Evet ABD kendisi silah doğrultup Filistinlileri katletmemiş olsa da İsrail’i koruyup kollayıp dünya kamuoyunda onun her yaptığını meşru gösterme gayreti bir hayli güçlü. Şehit edilen Filistinlilerin kanları ABD başkanı Trump ve onu destekleyen herkesin eline bulaşmıştır. Şehit olanlar arasında öyle birisi vardı ki mücadelenin adeta öncüsü idi. 2008 yılında yine İsrail’in düzenlediği saldırıda iki bacağını kaybetmişti. Evvelsi gün ise Nekbe sırasında İsrail saldırısıyla şehit oldu. Ancak bu katliamların sorumluluğunu salt yapanlarda bulmak yanlış olur. Bu katliam ve dünyada cereyan eden Müslüman katliamlarına ses çıkartmayan, en ufak bir tepki göstermeyen İslam aleminin de sorumluluğu var. Ama elbet Allah, hem bu katliamı yapanlardan hem de cılız söylemlerde bulunan hatta İsrail Filistinlilere zulüm etmedi diyecek kadar bayağılaşan Müslümanlardan da soracaktır. Onun için esas suçlu ABD değil bizleriz. Tabi yalnız Filistin’de değil dünyanın dört bir yanındaki zulümleri de soracaktır. Bizler dinimize, değerlerimize uzanan ellere her geçen gün daha da kayıtsız hale geldik. Bunların başında İslam alemi kendi içindeki çatışmaları, ekonomik sıkıntılar, siyasi istikrarsızlıklar, iç çatışmalar ve siyasilerin kendi ülkelerindeki meşruiyet kavgaları birer etken. 
Lakin bütün bunlara nazaran hassasiyetlerimize uzanan ellere karşı birlik olmayı başarabilmemiz gerekirdi. Özellikle son zamanlarda yükselen İslam düşmanlığı ve İslam’ı kötü gösterme çabalarına karşı dik durmamız gerekirdi. Batı bunu her sene farklı argümanlarla tekrarlayıp durmaktadır. Bunları öyle kritik zamanlarda öyle hassas günlerde yapıyorlar ki Müslümanların sinir uçlarını her defasında daha test ediyorlar. Bu sefer daha da ileri giderek Kur’an-ı kerimden bazı ayetlerin çıkarılması talebinde bulundular, bunu yapan isim ise hiçte yabancı olmadığımız Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Sarkozy. Bu hadsiz isteği yaptıkları zamanlama ise bizim için kutsal saylan Üç aylarda ve Berat Gecesinden birkaç gün sonra gerçekleştirdi. Ancak onların unuttukları bir husus var o da Kur’an-ı Kerim’in koruyucusu her şeyden büyüktür ve üstündür. Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. ( Hicr - 9 )
Yine iç acıtan bir husus ise bizim yani Müslümanların haricimizdeki tüm toplumlarda birliktelik bu kadar önemliyken biz neden bu denli gaflet ve dalalet içerisindeyiz sorusu geliyor aklıma. Bizleri kendi ürettikleri silahlarla birbirimize kırdırırken ellerini ovuşturduklarını göremeyecek kadar nasıl kör olduk? Ahiret inancımızı ne çabuk yitirdik? Bir kısmımız lüks içinde yaşarken tek derdi kendi topraklarında huzurlu yaşamak ve bir lokma ekmek olan dindaşlarımızı ve gönüldaşlarımızı nasıl olurda görmezlikten gelir olduk? Özel veya uluslararası organizasyonlarda sırf gösteriş için 5 uçakla gitmek, sadece 1 tanesi milyon dolar eden araçlardan galerilerde onlarca biriktirmek. Hem de bunları kendi üretmeden sadece satın alarak. Bunu da sırf hava atmak için yapar. Ama hava attığı refah düzeyi iyi olan Avrupalı değil Müslüman kardeşi. Dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan, açlıktan çocuklarını kaybeden din kardeşi varken gösterişli bir hayat sürmek hangi Müslümana yakışır! Geçtim din kardeşi olmayı bir Müslüman açlıktan ve susuzluktan ölen çocukları görüp nasıl yattığı yerde rahat uyur!
Hamd olsun böyle güzel bir ülkede yaşıyoruz. İnsanlarımız dünyada işlenen her türlü zulme karşı ellerinden geldiği kadar tepkisini ortaya koyuyor. Zaman zaman dünya telaşesinin ivmesine kendimizi kaptırdığımız doğrudur. Lakin salt insanlık namına bile kılını kıpırdatmayan topluluklardan da değiliz. Peygamberimiz Efendimiz şöyle buyuruyor: “Bir kötülük gördüğünüz zaman, onu elinizle düzeltin, buna gücünüz yetmezse, dilinizle düzeltin, buna da gücünüz yetmezse,  kalbinizle buğzedin. Zaten bu da imanın en zayıf noktasıdır” buyurur. Şimdilik bu zulümlere yapabildiğimiz yalnızca lanet okumak.
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73