• BIST 95.394
  • Altın 277,487
  • Dolar 5,7622
  • Euro 6,3865
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 23 °C
  • İzmir 29 °C
  • Konya 19 °C

İşte Ecdad İşte Edeb! 4

Alperen Aydın

MANEVİ KURUCU ŞEYH EDEBALİ

Serimizin bir önceki yazısında bahsetmeye çalışmıştık, bugün birkaç bilgi daha verip, Osman Gazi’ye nasihatleri ile bitireceğiz. Şeyh Edebali (k.s); Ertuğrul Bey’in mürşidi, Osman Gazi’nin kayınbabası ve biricik kurtarıcısı, Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu mübarek zât. 

120 yıllık ömrü, 600 küsür yıllık devlete vesile… Devrin önde gelen âlimlerinden batıni ve zahiri ilim tahsili almış, Moğol istilası ve devrin çalkantılı döneminde aradığını Ertuğrul Bey’in topraklarında bulmuş, efradıyla bu muhite yerleşmiş, irşad hareketine başlamıştı.

Osman Gazi ile ilgili yaşananlardan bahsetmiştik, bu vesileyle Edebali Hazretleri (k.s) ilk Osmanlı müftü ve kadısı olmuştur. Güçlü rivayetlerle icazet verdiği, çok değerli talebesi Dursun Fakıh, Osmanlı Devleti’nin ikinci müftü ve kadısı olmuştur. Edebali’nin ektiği irşad tohumları vefatından sonra da yeşermiş, şu güzelim Anadolu’ya İslâm baharını yaşatmıştır.

Tarihçi Aşıkpaşazade, Şeyh Edebali’nin (k.s.) zaviyesinin hiç boş kalmadığını, derviş ve fukaraların ihtiyaçlarının giderildiğini, bunun için daima bir koyun sürüsü bulunduğunu ifade etmektedir.

Şeyh Edebali Hazretleri’nin (k.s) Osman Gazi Han Hazretlerine Nasihatleri;

Ey oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana... Suçlamak bize; katlanmak sana... Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana... Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlamak sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana... Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana... 

Ey oğul! Yükün ağır işin çetin gücün kıla bağlı Allah Teâlâ yardımcın olsun. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz. 

Oğul! Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârlarında savrulur gidersin... Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkâr ve iradene sahip olasın! Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de diri tutan da bu irfandır. İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. 

Ananın ve atanı say! Bil ki bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme muhabbet ve itibarın zedelenir...

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki âlime, zengin iken fakir düşene ve hatırlıyken itibarını kaybedene acı! Unutma ki yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler. En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise nefsi tanıyanın kendisidir. 

Ülke, idare edenin oğulları ve kardeşleri ile bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arsında bölüştüler. Bunun içindir ki yaşayamadılar... İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu da başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir! Kişinin gücü, günün birinde tükenir ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!... 

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!...Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

NEREDEN GELDİĞİNİ UNUTMA Kİ, NEREYE GİDECEĞİNİ UNUTMAYASIN...”

Osmanlı’nın Tasavvuf güneşi ve Vefaiye Tarikatının güzel mübareği Şeyh Edebali (Rahmetullah-ı Aleyh) Ruhuna El-Fatiha
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73