• BIST 97.917
  • Altın 278,969
  • Dolar 5,8318
  • Euro 6,4975
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 23 °C
  • Konya 15 °C

Ne zaman?

Selçuk  YILDIRIM

“Bir memlekette namuslular da, en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır” der Victor Hugo. Biz ise bu hafta memleket kavramını biraz genişleterek kullanalım. Bunun nedeni ise şuan bizim memleketimiz olmasa dahi kalplerimizin her zaman orada olduğu coğrafyaların da memleketimiz kadar değerli olmasıdır.
Şuan maalesef Yahudiler tarafından işgal edilen Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın son günlerdeki durumu kalbinde zerre kadar iman barından herkesin içini sızlatıyor. Bizler buralardan, sosyal medyanın ne kadar mecrası varsa hepsinden serzenişte bulunuyoruz lakin bu Mescid-i Aksa’nın maruz kaldığı hakaretin, küfrün yanında devede kulak kalıyor.

Efendim yüzyıllarca semavi dinlerin üçünün de barış ve huzur içinde yaşadığı Filistin topraklarında 1960 yılından bu yana kan ve göz yaşı eksik olmaz oldu. Şimdilerde ise Filistin ve Filistinliler gıyabında bütün İslam âlemi azap içinde kıvranmakta. Amaca ulaşmak için her yolu mubah sayan küfürbaz millet bin yıllardır beklediği güce son yüz yılda sahip oldu ve kendilerine bugüne kadar istisnasız söylüyorum en az zararı vermiş Müslümanlara en çok zulmü uyguluyor. Bunun nedeni onların karşısında nihai tek gücün Müslümanlar olduklarını bilmiyor değiliz. Onlar da bunun farkında olduklarından bizleri her fırsatta kavimlere, ırklara, mezheplere ayırmak için elde ettikleri gücü sonuna kadar kullanmaktan bir dakika olsun vazgeçmiyorlar.

Yahudiler sermayelerini ellerinde bulundurdukları ülkeler sayesinde ise dünyanın her bir yanında yaptıkları her harekette özellikle ve özellikle Müslümanlarla ve dünyanın geriye kalanıyla tam tabir olsun diye söylüyorum alay ediyorlar. Bunu sadece işgal ettikleri Filistin üzerine kurdukları ve elbet Müslümanlar tarafından başlarına yıkılacak olan İsrail devleti ile değil şuan dünyanın en büyük süper güçleri olan ülkelerde sahip oldukları para, siyaset ve silah gücü sayesinde yapabiliyorlar.

Peki Müslümanlar ne yapıyor? 

Efendim Müslümanlar ne mi yapıyor! Müslümanlar kutsal toprakların işgal altında olması yetmezmiş gibi Mübarek Ramazan ayında tek kara sınırı kendisiyle olan ve belki de akrabası olan diğer Müslüman devlete sınırlarını kapatıyor ve aç ve susuz bırakmaya çalışıyor. Sırf tek güç sahibi kendisi olmak için. Müslümanlar diğer Müslüman kardeşleri Afrika’da açlıktan ölürken yiyecekleri çöplere atıyor. Müslümanlar İslamiyet’in ilk emrini uygulayacaklarına hurafelere inanıp vakitlerini heba ediyor. Müslümanlar mezhep çatışmaları yüzünden altı senedir düşmanlarının verdiği silahlarla birbirlerini öldürüyor. Müslümanlar gidiyor heykellere satırlarla saldırıyor ( şimdi onu yapan zaten uyuşturucu müptelası çıktı, yok şöyle yok böyle diyeceksiniz ama neticede o da bir Müslüman ) sanki cahiliye devrine imtina edercesine o zamandan kalan her ne varsa yapmaya aşırı ilgi gösteriyor. Müslümanlar bir saniye sonrasını bile bilemezken daha çok mal mülk sahibi olmaya çalışıyor, bilmiyor mu ki insan hiçbir şeye gerçekten sahip olmadığını. Müslümanlar ne mi yapıyor Allah’ın kesin olarak emrettiği yapmayın dediği her şeyi yapıyor, yapın dediği ise hiçbir şeyi yapmıyor. Sonuç ne mi oluyor? Sonuç Müslümanların çoğunlukla yaşadığı bütün coğrafyalarda kan akıyor, Müslümanlar diğer bir Müslümandan kaçarak kâfirlerin ülkesine sığınmaya çalışıyor.

Sonuç!

Emin olun Müslümanların çektikleri yine kendilerindendir. Bizler birlikte olmayı başaramadığımız takdirde başımıza gelenler korkarım her geçen gün daha da artacaktır. Buraya en uygun atasözü ise ‘Bir Elin Nesi Var, İki Elin Sesi Var’ olacaktır. Bu durumdan aklıselim herkesin çıkaracağı sonuç aynıdır aslında. Biz Müslümanlar olarak kâfirler tarafından aramıza konulan fitneleri bertaraf edip, Müslüman dendiği zaman Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) zamanındaki gibi hayırsızlıkta değil hayırda yarışan, Kuran-ı Kerim’in ışığında ilimde ve bilimde ilerleyen kullar olmaktır. Karpuz çekirdeğinde mucize aramak yerine kendisine bahşedilen aklın farkına vararak, akıl sayesinde kendisine verilen eşref-i mahlûk sıfatını hak etmek ve bunları kendine veren Yüce Allah’a Hamd etmektir. Eğer bunları başaramazsak diğerleri tarafından aşağılanmaya, hor görülmeye, ezilmeye devam edeceğiz maalesef. Onun içindir ki ben buradan soruyorum sesimin ulaştığı herkese

NE ZAMAN BİR OLACAĞIZ?

Ne zaman namussuzlar kadar cesur olacağız. Hepimiz biraz aklımızı başımıza alalım bu konuda düşünelim ve bu soruları kendimize soralım.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73