Ferit Atmaca

Ferit Atmaca

Özel okul da bir ticarethane ve zarar da edebilir

Özel okul da bir ticarethane ve zarar da edebilir

Özel okullar birer ticarethane midir? 

Evet, aslında öyledirler. Para karşılığı eğitim-öğretim hizmeti veriyorlar.

Ticarette ana hedef kar etmektir elbette lakin zarar riski de hep vardır. Her firma zaman zaman veya yaptığı bir işten zarar edebilir ve bu ticaretin doğasında vardır. 

Bu durum özel okullar için de geçerlidir.

Birer ticarethanedirler ve kimi dönem zarar edebilirler. Bu gayet doğaldır. 

Ancak pandemi süreci gösterdi ki, bizdeki pek çok özel okul böylesi olağanüstü durumlarda bile bırakın “zarar”ı doğal karşılamayı, kar peşindeler. 

“Asla zarar edemeyiz. Bir şekilde karda olmalıyız” düşüncesindeler.

Çocuğunu değişik nedenlerle özel okulu göndermiş veliler, geçtiğimiz 2019-2020 eğitim öğretim döneminin neredeyse yarı yılında, ödediği ücretin karşılığı olan hizmeti alamadı. 

Bu süreçte okullar kapalıydı ve özel okullar çocuklara yemek hizmeti vermediler. Elektrik, gaz, su tüketmediler. Temizlikten de tasarruf ettiler. Kimileri kira indiriminden, pek çoğu da çalışanları için devletin sağladığı Kısa Çalışma Ödeneği’nden faydalandı. 

Gelirlerini bilemeyiz ancak giderlerinin ciddi oranda düştüğü bir gerçek.

Bu durumda veliler beklediler ki çocuklarının yemediği yemeğin ücreti iade edilsin. 

Eğitim öğretim, Mart-Haziran ayları arasında evden internet üzerinden verildi malum. Ağustos ayı içinde verilmesi öngörülen yüz yüze telafi eğitimi de olmadı. Velilerin, öğrencilerin burada da ciddi bir kaybı söz konusu. Bu konuda da bir iade beklentisi var.  

Veliler bu iki konuda iade beklerken, kimi özel okullar “zarar ederiz” diye buna yanaşmıyor. Ayakta durabilmeleri için ille de karda olmalılarmış!

Peki ya velilerin durumu, öğrencilerin durumu ne olacak? Onların ayakta durmaya ihtiyaçları yok mu? 
Neden sadece veliler ve öğrenciler fedakârlık yapıyor?

Burada çok ciddi bir haksızlık var. 

Tamam, veli-öğrenci ödediği ücretin tam karşılığı alamayabilir ama özel okullar da kâr düşüşü yaşayabilir hatta “zarar” edebilirler. 

Ama mevcut anlayış şu: “Yok veli zarar edebilir, okul her daim karda olmalı.” 

Velilere imzalattıkları sözleşme ve senetlerle ödemeleri garanti altına almış olmaları, verilmeyen yemek ve eğitimin ücret iadesi konusunda özel okulların bu tüccar tavrını haklı çıkarmaz.  

Haliyle veliler isyanlarda; “çocuğumun yemediği yemek, almadığı yüz yüze eğitim için neden ücret ödemiş olayım” diyor haklı olarak.

Ama dediğim gibi yapılan sözleşmeler, imzalanan senetler özel okullardan yana ve velilerin çırpınışı beyhude. 

Burada devlete büyük görev düşüyor; Milli Eğitim Bakanlığı’na özellikle.

Ama maalesef Bakanlık sürece seyretmekle yetiniyor.

Çıkıp bir karar almıyor, böyle olmaz demiyor. Hakkaniyetli bir formül sunmuyor. Kavgayı seyrediyor.

Olacak iş değil.

Madem böyle neden varsın ey Milli Eğitim Bakanlığı?

Bu sessizliğin, ihtilaflı bu konulardaki yükü tek taraflı olarak velilerin sırtına bindiriyor, görmüyor musun?

NOT:

Yazıdaki özel okullardan kastım, köklü, kurumsal ve zengin muhitlerinde hizmet veren özel okullar değildir. Orta ve dar gelirli ailelerin, yakınlarında devlet okulu olmaması, varsa da sınıfların çok kalabalık olması gibi nedenlerle dişlerinden tırnaklarından artırdıkları paralarla çocuklarını yazdırdıkları butik özel okullardan bahsediyorum daha ziyade. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR