• BIST 93.981
  • Altın 284,397
  • Dolar 5,9263
  • Euro 6,5365
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • İzmir 18 °C
  • Konya 15 °C

PKK, Kürt Değil Ermeni Terör Örgütüdür

Muhammed Gömük

Uluğ Hakan Abdülhamid’in Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da meskun savaşçı Kürtler’den oluşturduğu Hamidiye Alayları vardı. Gönüllülük esasıyla silah kuşanan bu alaylar, bölgelerinde bozgunculuk yapan Ermeni teröristlere karşı büyük kahramanlık gösterdiler, nice isyanı bastırdılar, Osmanlı’ya nefes aldırdılar. 

II. Dünya Savaşı’nın yol açtığı uygun ortamdan istifade eden ve arkalarına da Hristiyan ülkelerini alan Ermeniler için 1900’lerin ilk çeyreğinde hayallerini gerçekleştirebilmek için büyük bir fırsat doğdu. Ancak gerek bölgedeki Hamidiye Alaylarının yiğit direnişleri ve gerekse Osmanlı’nın çıkardığı Tehcir Kanunu, Ermenilerin tüm hayallerini yıktı.

Doğu Anadolu’da Büyük Ermenistan kurma hayaliyle yaşayan ve Müslüman kanı içmeyi su içmek gibi sıradan ve mubah gören vahşi Ermeniler, hem Müslüman Kürtler’den hem de Müslüman Türkler’den intikam almak için yemin ettiler.

PKK, işte bu kirli yeminin ürünüdür. 1978’de, Ermeniler’en yeni hâmisi ABD’nin Türkiye’deki ajanlarının açık desteğiyle ve bu ajanlarla bağlantılı kripto Ermeni (Pakraduni) kadro tarafından kurulmuştur. Abdullah Öcalan ve yakın çevresindeki şahısların tamamı kripto Ermeni’dir, Kürt değildir. Terörist başı Öcalan’ın eşi Kesire Öcalan ve kayınbabası Ali Yıldırım istihbaratçıdır. İlk adı Apocular olan PKK’nın sahneye çıkışına ilişkin olayları ve gelişmeleri 1978’in siyasi konjonktürü içinde değerlendiriniz. Ülke, 12 Eylül 1980’deki Amerikancı darbeye doğru hızla evrilirken sokak olayları had safhaya ulaşmış, anarşi almış başını gitmiş, millet mecbur kalmadıkça sokağa çıkmıyordu…

Apocular, hem Kürtler’den hem de Türkler’den intikam almak için çok basit ama çok elverişli bir yol bulmuşlardı: Kürtler’le Türkler’i çatıştırmak! Sadece ABD’nin değil; İngilizler’in, Fransızlar’ın, Almanlar’ın, Ruslar’ın, Yahudiler’in, Yunanlar’ın kısaca tüm küfür âleminin hararetle destekleyeceği kesin olan mükemmel bir proje.

Proje iç ve dış siyasetin çeşitli kademelerinden aldığı örtülü destekle büyüdükçe büyüdü ve ilk silahlı eylemini 1984 yılında Eruh’ta gerçekleştirdi. Sözde mevzu neydi? Mevzuyu bilen yok! Kürtler’e bağımsız bir devlet kurmak mı? Hayır, çünkü Kürdistan diye dillendirilen yer Arz-ı Mevud adı verilen Büyük İsrail ülkesinin coğrafyasıdır. 

PKK’nın mevzusu Kürtler’e daha fazla özgürlük kazandırmak mıdır? Hayır, çünkü PKK’nın dili silahlı çatışmadır. Kan dökerek güzellik olduğu nerede görülmüştür? Hem de kardeş kanı!

PKK’nın mevzusu, bir Ermeni Terör Örgütü olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu coğrafyasında kaos ve kargaşa meydana getirerek Arz-ı Mevud coğrafyasını İsrailî olmayan unsurlardan arındırmak ve ileride kurulması planlanan Büyük İsrail için uygun zemin hazırlamaktır. Bugün aynısını IŞİD (DAİŞ) yapmaktadır. Suriye’deki Arap unsurların kan ve gözyaşıyla bölgeyi terk etmesi sağlanarak Arz-ı Mevud coğrafyasının Suriye tarafında kalan kısmı tenhalaştırılmakta ve ileride kurulması planlanan Büyük İsrail devleti için sinsi bir hazırlık yapılmaktadır. 

Kripto Ermeni yani Pakraduni deyince de biraz durup düşünmek gerekir. Kimdir bu Pakraduniler, nerede yaşarlar, ne yaparlar? Bir tanesini daha örnek vereyim: Fetullah Gülen! Başka söze ne hacet? Gördüğünüz üzere Pakraduniler çok güzel terör örgütü kurar ve yönetirler ve hepsi de azılı Türk, Kürt ve İslam düşmanıdır.

O hâlde ne yapacağız? Devletimizin şimdiye kadar yürüttüğü PKK politikası yanlıştır. Öncelikle Kürt kelimesini terör kelimesiyle birlikte anmamaya gayret edeceğiz. Çünkü bu, intikam yemini etmiş Ermeniler’in esas amaçlarından biridir. Tuzaklara bu kadar kolay düşmemeliyiz. Sonrasında ise bence devletimizin kardeş Kürt halkına büyük bir özür borcu bulunmaktadır. “PKK’nın Kürt değil Ermeni terör örgütü olduğunu haykıramadık, yanlış yaptık” demek çok büyük bir erdem olacaktır ve derinliklere sirayet etmiş kırgınlıkların giderilmesi için büyük katkı sağlayacaktır. Bundan sonraki süreçte ise zaten iç içe girmiş, mecazî mânâda değil gerçek mânâda etle tırnak olmuş Türk ve Kürt toplumlarının Osmanlı döneminde olduğu gibi barış ve huzur içinde kaynaşması için reel adımlar atılmalıdır.

Bence bu iş olur. Türk ve Kürt el ele verdikten sonra Ermeniler de Rumlar da Yahudiler de nal toplar. Millet, işte böyle bir yaklaşıma açtır ve mutlaka sıcak bakacaktır. Türk ile Kürt’ün arasını açmak için mason politikacılar ve mason generallerce kurgulanmış siyasi, sosyal ve ekonomik projeler derhal ters yüz edilmeli; yerlerine toplumsal mayayı güçlendiren, dost ve düşman tanımını Avrupa Birliği’nin dayatmalarına göre değil de ortak kültür ve tarih geçmişimize göre yapan projeler hayata geçirilmelidir. 

Evet, ben inandım olacak, lütfen siz de inanın.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73