• BIST 94.896
  • Altın 279,101
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 16 °C
  • İzmir 19 °C
  • Konya 14 °C

Seçim sonuçlarını nasıl okumalıyız?

İsmet TAŞ

Türkiye, 24 Haziran’da kelimenin tam anlamıyla tarihinin en önemli seçimini yaşamıştır. Türk Halkı öyle bir noktaya gelmiştir ki, liderlerin söylemleri sonucunda, kendi geleceğini oylama noktasına gelmiş veya getirilmiştir. 
Liderler kendilerini ifade etmeye çalışırken, partileri ise kendilerine göre liderlerine destek verme mücadelesi verdiler. 
Ve seçim sonuçlarına baktığımızda istisnasız her siyasinin oturup bir kez daha düşünmesi gereken sonuçlar ortaya çıktı. 

Şöyle ki; 
Halk dedi ki, “Ben asla PKK ya ve onun türevlerine geçit vermiyorum, vermeyeceğim de. Bunun yanı sıra, beni yok sayan, benimle aralarına mesafe koyan, beni dışlayan, hakir ve küçük gören, kendini efendi sanan siyasilere de gerekli dersi vereceğim” dedi. 
Aynen de öyle yaptı. 
Seçim Cumhurbaşkanı adaylarının seçimi ve partilerin mücadelesi gibi gözükse de asla öyle olmadı. Tam aksine adaylar partilerini sırtladılar. Sayın İnce yüzde otuzları görürken, CHP’nin bu seviyelere gelebileceğini, Sayın Cumhurbaşkanımızda resmen partisini sırtladığını gösterdi.  
Şimdi herkes adayların değil, partilerin neden hezimete uğradıklarını sorguluyor. Bizce de sorgulanması gereken partiler ve onları oluşturan siyasilerdir. 
Ancak nedenler üzerinde durulurken, bu konuda raporlar hazırlanırken son derece ciddi hatalara, yanlış yargılara, gerçeklerin ya gizlendiğini ya da görmemezlikten gelindiğini görüyoruz. 
Partilerin oy kaybına uğramasının nedenleri hakkında hazırlanan raporlarda, siyasilerin halka bakış açısı hiçbir şekilde dile getirilmiyor. 
Bir yazımızda demiştik ki,” Halktan uzak, halktan kopuk, halka yabancılaşmış, halkla içi içe olmayan, halkın arasına kaynaşmayan halkla arasına mesafe koyan, seçimden seçime halkı hatırlayan her siyasi yok olmaya kaybolmaya, yenilmeye mahkumdur” demiştik. 
Maalesef siyasilerin bugünkü geldiği nokta budur. Ancak hiç kimse, “Yoğurdum Ekşi” demeyeceği için kimse üzerine alınmıyor ve herkes kendisini, hatasız, kusursuz görüyor.  Davranışlarının, tavırlarının doğru olduğunu anlatıyor. Bununla da yetinmiyorlar, yanlışlar söylendiğin de de inanılmaz savunma mekanizmaları üretiyorlar.  Medeni ölçüler içinde dinleyip, “Ya evet biz de de yanlışlar, hatalar var, kendimize çeki düzen vermeliyiz” diyen kaç siyasetçi var?
Klasik bir tartışma olur her zaman bilirsiniz, “Sanat halk için mi, sanat, sanat için mi yapılmalı?” diye. Aynı soruyu siyaset için soralım, “Siyaset siyasiler için mi yapılmalı, halk için mi?” diye.   El cevap, “Halk İçin” denilecektir.  Ve işte asıl soru da bu. GERÇEKTEN ÖYLE Mİ OLUYOR?
Peki bunu nereden anlıyoruz?
İddia ediyorum ki, seçim çalışmalarını, partilerin teşkilatlarından daha çok, STK  lar yürütmüştür. Yani halkın bizatihi kendisi olan STK’lar. Her türlü fedakarlığı yaparak sahada mücadele eden Sivil Toplum Teşkilatları. Ama ne yazık ki, normal zamanlarda, çoğu kez bu gönüllü kuruluşlar görmemezlikten, sesleri duymazlıktan gelinmiştir. Bırakın takdir edilmeyi bir kuru teşekkür bile çok görülmüştür. Hatta zaman zaman birçok STK kapılarda bekletilmiş, görüş ve düşüncelerine değer verilmemiştir. Kapıları çalınmamış faaliyetlerine katılnılmamıştır. Siyasiler her zaman olduğu gibi, kendilerinde bir, “Üstünlük Vasfı” görmüşlerdir. STK’lar dikkate alınmamıştır. 
Seçim öncesi böyle olduğu gibi, seçim zamanında da göstermelik toplantılar yapılmış, sonuç odaklı değil, “Bakın işte biz halkın temsilcileri olan STK’ların düşüncelerine fikirlerine çalışmalarına önem veriyoruz” demek için, kendilerini tatmin için bu tip toplantılar yapmışlardır.  
Her siyasi şapkasını önüne koyup düşünmelidir, “Biz ne yapıyoruz, siyaseti kimin için yapıyoruz, bu kötü gidişi nasıl durdurabiliriz, kendimize nasıl çeki düzen verebiliriz?” diye. Bu ve benzeri soruları sorup gerçekçi çözüm yolları bulup uygulanmadığı sürece, daha çok siyasiler hayal kırıklığına uğrarlar. 
Önceden söylediğimizi tekrar etmekte fayda görüyoruz. 
STK’lar halkın, gözü, kulağı, düşünen beyni, konuşan dilidir. İstisnasız her siyasetçi öncelikle STK’ları mutlaka dinlemeli, dikkate almalı önemsemelidirler.  Siyasetçi şayet siyasetini halk için yapıyorsa, bunun üzerine çalışmalarına devam edecekse, STK’ların görüşleri doğrultusunda bunu yapmalı. Demokratik ülkelerde aynen böyle yapılmakta, hiçbir siyasetçi, hiçbir STK’yı önemsemez duruma düşürmemektedir. Aksi halde bedelini çok ağır ödemektedir. Siyasi görüşüne uymuyor diye bir STK’yı dışlamak ancak bizim siyasilerimize has bir olaydır.
Demokrasilerin olmazsa olmazları, vaz geçilmezleri olan STK’ların, önemsenmesi, güçlenmesi, toplumların gelişmeleri, çağdaşlaşmaları, modernleşmeleri ile eş düzeydedir. Siyasilerimizin bunu anlamaları için daha ne olması gerekir?
Evet siyasiler seçim sonuçları doğru okunmalı. Bu öncelikle halk için sonraları kendi siyasi gelecekleri için elzemdir.
Bu seçimde de her şeye rağmen siyasilerin bütün olumsuz tutumları, davranışları ve görmezden gelmelerine rağmen STK’lar ve özellikle hanımların oluşturduğu STK’lar üzerine düşeni fazlası ile yapmışlardır. 
Elbette ülkemizde hanımların oluşturduğu son derece kıymetli onlarca STK var. Ama biz örnek olması açısından sadece bir tanesinden bahsedeceğiz.  
Ankara Sincan Güçlü Kadınlar Derneği.
Çalışmalarını bizzat yakından takip ettiğim bu dernek, kelimenin tam anlamıyla, hanımların ne kadar fedakâr, cefakâr, özverili çalıştığını, inandıkları dava uğrunda bir hanımın neler yapabileceğini göstermişlerdir. Özellikle Ramazan Ayında, gece demeden, gündüz demeden sürekli sahada olmuşlar, çalmadık kapı, girmedik ev bırakmamışlardır. Yapmış oldukları yardımların yanı sıra, onlarla oturup, onlarla kalkmışlar, Sincan Halkının gönlünde taht kurmuşlar, halkın takdirine mazhar olmuşlardır.  Türk Kadınının kim olduğunu bir kez daha en net bir şekilde göstermişlerdir. Kendilerini bu olağanüstü fedakarlıklarından dolayı kutluyor, tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. 
Özetle;
Hangi siyasi partiye mensup olursa olsun, siyasete soyunan kişiler veya partiler yol haritalarını belirlerken, halk için siyaset yapmaya karar verdiklerinde, seçim zamanı, öncesi veya sonrasında mutlaka STK’ların görüş, fikir ve düşüncelerine itibar etmeliler, onlarsız bir siyasetin yapılamayacağını asla unutmamaları gerekir. 
ELBETTE HALK TARAFINDAN UNUTULMAK İSTEMİYORLARSA!
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73