Alperen Aydın

Alperen Aydın

Sistemin bizden götürdükleri

Sistemin bizden götürdükleri

Müslüman Türk gençliğinin neferleri olarak yapmış olduğumuz derin müşahede sonucu, sistemin bizden neler götürdüğüne dair bir kıyaslama tablosu ortaya çıkmıştır. Bunların birkaçını aşağıda aktaracağız. Takdiri, yüce milletimizin vicdanına bırakıyoruz.

1- Eğitim Kalitemiz

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de eğitim gören bir kızımızın Almanya’da okuyup, Alman vatandaşı olmak istemesi dikkatimizi çekmiştir. Türkiye, neden hâlâ beyin göçü veriyor? Verilen eğitim yeterli mi? Kalitesinin düşüklüğü ne boyutta? Soruları zihnimizde dolaşıyor. Sürekli sınav yarışlarıyla alanında gelişemeyen bu milletin evlatları çareyi yurt dışında kaliteli bir eğitim hayalinde buluyor. Ne kadar acı değil mi? Bugün Türkiye’nin genel yapısını gözlemlediğimizde, alan meslekleri yapan kişilerin siyasetle bir hayli sıkı fıkı olduğunu, kendi alanında kendini geliştirmediğini görüyoruz. Ekonomik alanda uzmanca bir eserin bir Türk tarafından yıllardır ortaya konulamamış olması buna küçük bir örnek. Çoğu bilim dalında, üniversitelerde okutturulan eserler Batılı düşünürlerin ortaya koymuş olduğu eserler. Bugün kendi alanında bir eser veremeyen çok hocamız var lakin derslerde bol bol siyaset konuşmaları eksik olmuyor. Artık herkesin kendi işine bakması lâzım. Bir zamanlar ilmin güneşi olan bu coğrafya, batıya kaptırdığı ilim güneşinden küçük zerrecikler koparabiliyor. Bu millet yeniden doğrulmayı hak ediyor. Lütfen bu millete bunu yapmayalım, kalkınmak için milletçe harekete geçelim.

2- Dini Eğitim Kalitemiz

İlk olarak gençlerin İslâmi kurallara ne kadar riayet ettiğine baktığımızda okullarda almış olduğumuz din eğitiminin yeterli ve kaliteli olmadığını üzüntüyle görüyoruz. Bugün özellikle imam hatiplerde namaz kılma oranının bile ne kadar az seviyelerde olduğunu dehşetle biliyoruz. Bütün izlenimlerimiz bu gerçeği doğrulamakta. Dini eğitimin, Müslümanlığın sözde değil özde yaşatılması gerektiği gözetilerek özellikle de bilinçli ve şuurlu bir Müslüman yetiştirmek amaçlı planlanarak verilmesini savunuyoruz. Ehli Sünnet inancımızın korunması ve inancımızı hedef alarak bizden görünüp asla bizden olmayan başta hadis inkârcılığı, mealcilik, selefilik gibi akımlar ve fitneci savunucularına karşı Müslüman Türk gençliği uyarılmalıdır. Bu tüm yetkililere açık bir çağrımızdır. 

3- Diyanet İşleri

Diyanetin etkisi milletimizin din eğitiminde büyük öneme sahip. Milletimiz Kur’an ve Sünnetin savunuculuğunu her zaman diyanetten talep ediyor. Mustafa Öztürk, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Tefsir dersine giriyor. Bazı ayetlerin Allah’a ait olmadığını savunuyor. Kur’an’daki kıssaların bazılarını inkâr ediyor. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bölümler ’de İlhami Güler de benzer şekilde. Hadisi inkârdan sonra Kuran’ı kısmen ya da topyekûn fark etmez, inkâra varan bir çalışma apaçık ortadadır. Diyanet İşleri bir açıklama yapmalıdır. Tesettürle ilgili hakikati aktaranları görevden almak yerine Kur’an ve hadis inkârcılarına karşı bir an önce harekete geçmelidir. Oynanan bir oyuncak değil bu milletin imanıdır. 

4- Tesettür

Ulaşabildiğimiz en eski görüntüden yıl ve yıl bugüne doğru bakalım. Başörtüsü boylarının ne kadar küçüldüğünü, tesettür kıyafetlerinin yıllar sonra ne kadar boyunun kısaltıldığını, düzgün tesettür kıyafetleri bulmakta ne kadar zorlanıldığını görecek ve idrak edeceksiniz. Kazanmış olduğumuz tesettür mücadelesini şuursuzlukla kaybetmekteyiz. Tesettür mücadelesi verilirken ki görünüş ile şimdiki görünüş bir mi? En yakınlarımıza bunu anlatmakta zorluk çekmiyor muyuz? Sistematik olarak moda çamuruyla böyle şerefli bir mücadele neden kirletiliyor? Neden normal görülüyor? Bununla ilgili iki çift kelam etmeye kalkan hocalar neden linç girişimine maruz kalıyor? Çağın gözüyle İslâm’a değil, İslâm’ın gözüyle çağa bakalım. Algımızı değiştirelim ve sistemin dayatmalarına direnelim.

5- Sadece Camii Müslümanlığı

Toplum sistem tarafından öyle bilinçsizleştirilmiş ki bugün Müslümanlar Camii’de namaz kılıyor. Fakat faiz yemekten korkmuyor. Kredi çekmekten korkmuyor. Gıybeti mübah gibi görüyor. İşçisine zulmediyor. İslâm’ın camii dışındaki kurallarından bir haber olan toplum böyle Müslümanlık görüntüsü veriyor. Eskiden, mezarlıklar şehir göbeklerinde, camii avlularında olurdu. Yoldan geçen mezarlığı görüp ölümü hatırlar kendine çeki düzen verirdi. Şimdi şehrin en dışına defnediyoruz neredeyse yakınlarımızı. Niye? Sistem bizi buna mecbur ediyor. O hâle geldik ki ölümü bile gözümüzün önünden uzaklaştırıyoruz. Şeriat zaten kirli propagandalarla şii ya da vahabiilere has bir düzen olarak görülüyor. Niye? Sistem bizi buna mecbur ediyor. Efendimiz (sav) buyurdular; “Nikâhın hayırlısı, külfetsiz olanıdır.” (Ebû Dâvud, Nikâh, 32), “Üç şeyi geciktirmeyin. Vakti gelince namazı, hazır olunca cenâzeyi ve denk birini bulunca bekârı evlendirmeyi.” (Tirmizî, Salât, 13/171), Eğer evlendirmezse, çocuk da bir cahillik yaparsa günahı hem çocuğa yazılır hem de babasına yazılır diye hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz (sav) bildiriyor. Eee bugün evlenme yaşı kaçlara çıktı? Kaç genç zina bataklığına saplandı? Erkek-Kadın evle mi, mobilyayla mı, birbiriyle mi evleniyor? Ne bu düğün masrafları?  Niye? Sistem bizi buna mecbur ediyor. Saadet isteyen Fatıma anamız ile Hz. Ali efendimizin düğününe ve sevgisine baksın.

Artık diyorum, biz sistemi bir şeylere mecbur etsek! Diriliş ve uyanışımızın tez zamanda gerçekleşmesi temennimle… Dua eder, dua bekleriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR