• BIST 105.380
  • Altın 270,975
  • Dolar 5,7403
  • Euro 6,3404
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 19 °C
  • İzmir 18 °C
  • Konya 12 °C

Suikastın yeri ve zamanı

Ferit Atmaca

Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’a yönelik suikastın “zamanı” kadar “yeri” de dikkat çekici.

“Zaman”dan kasıt, suikastın Rusya, İran ve Türkiye dışişleri bakanlarının Moskovo’da gerçekleştireceği kritik Suriye toplantısından bir gün önce yaşanmış olması.

Belli ki, toplantı masası dağıtılmak istendi.

Rusya, İran ve Türkiye’nin biraraya gelip, Suriye’yi görüşmesi; bu ülkelerin Suriye konusunda bir görüş birliğine varma ihtimali ve böylelikle “kimi ülkeleri” devre dışı bırakacak olmaları “birilerini” fena halde rahatsız etmiş olmalı.

Neyse ki, toplantı iptal edilmedi.

Olayın hemen ardından gözlerin çevrildiği Rusya yönetimi gerçekten son derece yerinde bir duruş sergiledi.

Bu büyük bir provokasyondu ve bu provokasyona gelinemezdi.

Toplantı yapılmalıydı.

Rusya yönetimini bu sağduyulu kararından ötürü kutluyorum.

Suikastın ertesi günü yani dün, planlandığı saatte toplantı gerçekleşti ve bu suikastın hedeflerinden biri bertaraf edilmiş oldu.

***

Gelelim suikastın “yeri”ne.

Suikastın yaşandığı “yer”, adı “çağdaş” olan ve yanı başında Amerikan Büyükelçiliği bulunan bir sanat merkezi.

Suikastın gerçekleştiği yerin adı, Türkiye ne zaman AB’ye, Batı’ya “yeter be” deyip, yüzünü Doğu’ya döner gibi yapsa hani hemen birilerinin “çağdaş dünyadan uzaklaştığımızı” ileri sürüyor olmasını aklıma getirdi, nedense?

Yani, Türkiye için yine aynı ithamların gündemde olduğu şu günlerde, Amerikan Büyükelçiliği yanı başında, “çağdaş sanatlar merkezi”nde Rus Büyükelçisi’ne suikast düzenlenmesinde kime ne gibi bir mesaj verilmek isteniyor acaba!

Meselenin püf noktası bu cümlede sırıtıyor sanırım.

***

Ve suikastçı…

Henüz 22 yaşında bir çevik kuvvet polisi Mevlüt Mert Altıntaş.

Manisa Şehzadeler nüfusuna kayıtlı.

İzmir polis meslek yüksekokulundan 2014’te mezun olmuş, ardından Emniyet’te göreve başlatılmış.

Görev yeri de Ankara Çevik Kuvvet Müdürlüğü.

FETÖ ile mücadelede milat olarak kabul edilen 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra göreve başlatılmış.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası yapılan FETÖ elemelerinde görevinde kalmayı başarmış.

Dün basında ağırlıklı olarak “kripto FETÖ’cü” olabileceği yönünde haberler vardı.

Bu yöndeki ilk açıklama Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ten gelmişti.

Melih Bey, suikasttan bir-iki saat sonra olay yerine yaptığı ziyarette açıklamalarda bulunmuş ve bunun FETÖ operasyonu olduğunu söylemişti.

Ardından ilk resmi açıklama İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan geldi.

Bakan Soylu, suikastçının kimliğini açıklarken, FETÖ bağı olup olmadığıyla ilgili herhangi bir şey söylemedi.

Nitekim yetkili mercilerden şu ana kadar bu yönde bir açıklama gelmiş değil.

Lakin, polis okulundan devre arkadaşlarının pek çoğunun FETÖ’ye üyelikten Emniyet’ten atıldığı, FETÖ’nün dershanesinde eğitim gördüğü, 15 Temmuz darbe günü izinli oluşu, dayısının kapatılan FETÖ okulunda görev yaptığı gibi bilgilere bakılınca, suikastçının da bunlardan olma ihtimali kuvvet kazanıyor.

(Öyle ise, FETÖ ile mücadelede zafiyet var demektir. Böyle tehlikeli bir FETÖ’cü nasıl tespit edilip, emniyetten uzaklaştırılmadı, hapse atılmadı? Evet bu hususlar ayrıca tartışılacaktır… Biz asıl konumuza devam edelim.)

Yukarıda aktardığım “zaman” ve “yer”le verilmek istenen mesajlarla birlikte düşünüldüğünde, suikastçının FETÖ’cü olması cuk diye oturuyor.

(Ha Amerika Birleşik Devletleri, ha FETÖ. Amerika için Türkiye-Rusya yakınlaşması bir tehditse, bu elbette FETÖ için de geçerli.)

Bu cuk diye oturmayı görebilmek için gazeteci, polis, asker, devlet görevlisi vs. olmaya gerek yok.

Çok açık ortada ve tüm Türkiye bunu görebiliyor.

Ancak işte bu “çok açık”lık diyorum…

Biraz garip değil mi?

Böylesi büyük bir olayda tetikçinin örgütsel bağı ve arkasındaki gücün bir bakışta kabak gibi görülebiliyor olması sizce nasıl bir şey?

Ters propaganda ile karşı karşıya olabilir miyiz?

FETÖ’nün en büyük maharetinin(!) kendini çok iyi gizleyebiliyor olması ve bu şekilde koca koca siyasileri, devlet kurumlarını, hatta tümden Hükümeti, devleti aldatabildiği akla getirildiğinde, son olayda bu kadar açık bir şekilde “ben yaptım ben yaptım” der gibi izler bırakabileceğini  kabul etmek bana biraz safça geliyor.

Erken de ayrıca. 

Biraz beklemeli.

Ülkemiz üzerinde, hükümetimiz, birlik ve beraberliğimiz üzerinde oyunlar oynanıyor…

Bu oyunları ifşa etme refleksiyle de olsa yanlış algı oluşturup, asıl oyuna gelmeyelim sonra.

Devletin ilgili birimleri tüm detayları en ince ayrıntısına kadar araştırıp, suikastçı kimdir kim değildir; arkasında kimler vardır, kimler yoktur ortaya çıkarsın hele bir, derim ben.

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73