• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • Konya 21 °C

Yahudi Barzani ateşi avuçladı - 1

Muhammed Gömük

Yazar Cengiz ÖZAKINCI’nın Derin Yahudi Siyon-Türk Zelda adında bir romanı vardır. Okumayanların çok şey kaybettiği güzel bir romandır. Bu eserde Barzani ailesinin nasıl Yahudi asıllı olduğu roman tadında ama tamamen gerçek verilere dayanılarak anlatılmaktadır. Okumanızı tavsiye ederim.
İşte bu tescilli Yahudi Barzani ve onun gibi İsrail’in maşası olan işbirlikçileri 25 Eylül 2017 tarihinde Büyük Kürdistan’a giden yolda Bağımsız Kuzey Irak Kürt Yönetimini oylayacaklarını açıkladılar. Evvelemirde altını çizmekte fayda var ki bu oylamanın hukuktaki adı plebisittir, referandum değildir. Zira oylamanın neticesi uluslararası sonuçlar doğuracaktır. Bu önemli ayrıntıyı atlayan hukukçularımıza teessüf ediyorum. 
Olayın perde arkasını ve sonuçlarını tüm gerçekliğiyle ortaya koymadan önce 25 Eylül 2017 tarihine kadar gelinen süreci masaya yatırmak lazım. IŞİD, DEAŞ ya da DAİŞ, adı her ne halt ise El-Kaide’nin uzantısı olan yapay bir örgütle karşılaştık. Harflere çok takılmamak lazım. PKK, PYD, YPG, SDG gibi yapıların hepsi de aynı. Hatta DAİŞ ile PKK ve bunlar arasında FETÖ arasında hiçbir fark yok. Yine bolca harfle yazılan DHKP-C, MLKP, TİKKO gibi sözde sol örgütler arasında da fark yoktur; ama daha önemlisi onlarla FETÖ, DAİŞ gibi örgütler arasında da fark yoktur. Nasıl küfür tekse, terör de tektir. Tüm terör örgütlerinin ipi de Siyonistlerin elindedir. İlluminati ve FETÖ adlı yazımda tüm terör örgütlerinin İlluminati denen çatı terör örgütü tarafından sevk ve idare edildiğini ayrıntılı şekilde anlatmıştım. Kuzey Irak’ı anlamak için bu bilgileri mutlaka hatırlatmamız gerekiyor.
Amerikan silahlarıyla ve sinsi Amerikan siyasetiyle desteklenen DAİŞ, Kuzey Suriye’deki Türkmen ve Arap nüfusu bulundukları yerden söküp Türkiye’ye göçe zorladı. Yollara düşmeyenleri “kafir” diye damgalayıp “Allahu Ekber” naralarıyla katletti. Böylelikle bölgede Kürt nüfusun baskın olduğu bir Kuzey Suriye tablosu ortaya çıktı. Siyasal adı Rojava, sözde kahramanlık hikayesi de Kobanê oldu. Ayn-el Arab’ın (Kobanê’nin) sözde DAİŞ’ten kurtarılması senaryosuna Türkiye’nin de “ayıkmayarak” yardımcı olması, Kuzey Irak’tan gelen ve yol boyunca şov yapan Barzani kuvvetlerine önayak olunması müthiş büyük bir hatadır. Ama artık önümüze bakmamız gerekiyor. Bir mikrop gibi Amerikan laboratuvarlarında üretilen DAİŞ’in dehşet ve vahşetle ele geçirdiği ama hiç savaşmadan boşalttığı yerlere PKK’lılar sözde savaşarak ama gerçekte güle oynaya girdiler. Şimdilerde DAİŞ tüm Ortadoğu coğrafyasından büyük bir hızla çekiliyor;
 tabiri caizse çil yavrusu gibi dağılıyor. Neden? Çünkü bölgedeki vekalet savaşı artık sona eriyor; gerçek savaşların çanları çalıyor. Hâl böyle olunca DAİŞ de misyonunu tamamlamış demektir.
FETÖ’nün rolü nedir? FETÖ’nün rolü darbe ile Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve Bağımsız Kürdistan’ın kurulmasına Türkiye’yi seyirci bırakmaktı. Bunu başaramadı. Ancak FETÖ’nün bu süreçte Türk Silahlı Kuvvetleri’ne nasıl nüfuz ettiğini, TSK’yı nasıl yıprattığını içimiz sızlayarak görmüş olduk. Bu da bir proje idi. TSK’yı güçsüzleştirmek, elbette ki en çok Barzani’nin, ABD’nin, İsrail’in işine gelir. Ordu içindeki FETÖ mikropları olmasaydı en azından Suriye’ye çok daha önce girer, çok daha büyük alana hükmederek Bağımsız Kürdistan Projesine daha başlangıcında çelme takmış olurduk. Oysaki Suriye’ye ancak 15 Temmuz’dan –fetullahçı terörist askerler ordudan atıldıktan- sonra girebildik. İş işten geçmiş miydi, bilemeyiz; ama zararın neresinden dönülse kârdır. 
Kabul etmeliyiz ki TSK maalesef arzu ettiğimiz güçte değil. Ama Türkiye’nin gücü de TSK’dan ibaret değil. Yanı sıra TSK’nın en güçsüz hâli bile sözde Kürdistan coğrafyasındaki çapulcuları ezmeye yeter.
Yine bu süreçte Kuzey Irak’taki plebisit tarihinin neden 25 Eylül 2017 olarak belirlendiğini daha iyi anlayabiliyoruz. TSK’nın mümkün mertebe güçten düşmesi beklendi. İçindeki mikroplardan kurtulmaya ve yeniden yapılanmaya çalışan TSK, şu anda nekahet döneminde bulunuyor ve tekrar ayağa kalkıp şahlanmadan bulunabilecekleri en büyük cürette bulunmak istiyorlar. Mesut Barzani ve şürekası olan NATO çetesi, görülen o ki Türkiye’nin Kuzey Irak’a müdahale edeceğine pek ihtimal vermiyor. 
Öte yandan Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi de boş durmuş değil. Muharip bir ordu teşkil ettiler. Bu silahlı güç içinde özel kuvvetler gibi sınıfları da teşkil ettiler. Kuzey Irak askerlerini ise yine NATO çetesi içinde yer alan Amerikan, Alman, Yunan askerleri eğitti. Yeri gelmişken NATO’dan çete diye bahsettiğimiz için rahatsızlık duyanlar olabilir. 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin arkasında İncirlik merkezli NATO çetesinin olduğu apaçık anlaşılmıştır, kesin sesinizi.
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (312) 311 53 73