• BIST 1.338
  • Altın 453,565
  • Dolar 7,7898
  • Euro 9,2908
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 11 °C
  • İzmir 11 °C
  • Konya 1 °C

Zor İş: Öz Eleştiri 

Ahmet Aydınsoy

İhsan etmiyorsun madem, gölge etme bari.

Bir eğitimci olarak bu köşeden eğitim ve eğitimcilerin sorunlarına ve bu sorunların çözüm önerilerine dair haftalar süren yazılar kaleme aldık, acizane dilimiz döndüğünce konuyu dile getirmeye çalıştık.

Bugün bir atasözüyle söze başlamak ve meseleye başka bir açıdan bakmak istiyorum. Bir konu hakkında eleştiri yaparken, aksayan yönleri dile getirirken yapılması gereken en önemli hususlardan biri de “Çuvaldızı başkasına batırma"dan önce “iğneyi kendimize batır”mamız gerektiği gerçeğidir. Sorunların doğru tespiti  ve sağlıklı çözüm yollarının takip edilmesinin ön önemli ve belki en zor taraflarından biridir öz eleştiri. Yine bu köşeden zaman zaman “Milli Öğütüm" kavramıyla, keşfedilemeyen yetenekler bir yana, öğütülüp köreltilen, yok edilen nice hayatların başarısızlığa mahkum edildiğini dile getirmiştik. Nice dâhilerin, mucitlerin, bilim insanlarının, eğitim sistemi ve eğitimciler tarafından, başarısız veya beceriksiz diye ıskalanarak eğitimin dışına atıldığını, tarihe ve insanlığa mâl olmuş ünlü isimlerle örneklemiştik.[1]

Eğitim sisteminin içinde, kimi eğitimcilerin elinde yok olup giden yeteneklerin şiirsel bir dille anlatıldığı, Prof. Dr. M. Fatih TAŞAR’IN  Türkçeye çevirdiği, Helen Buckley’in şu şiirini bir kez daha okuyup hatırlayalım. Yeteneklerin, hayallerin önünde engel değil, bilakis, o yeteneklere yeni ufuklar açan eğitimciler eliyle, geleceği inşa eden eğitim sistemi ve eğitim ortamları oluşturalım.

“ İhsan etmeyeceksin madem, gölge etme bari.” dedirtmeyelim.

YEŞİL SAPLI KIRMIZI ÇİÇEK

Bir küçücük oğlancık, bir gün okula başlamış.

Pek mi pek akıllıymış, okulu da pek büyükmüş.

Ama akıllı çocuk sınıfına dışarıdan, Kestirme bir yol bulmuş, Buna çok sevinmiş.

Artık okul ona kocaman görünmüyormuş. Bir zaman sonra bir sabah,

Öğretmen demiş ki; “Bugün resim yapacağız.”

"Ne güzel" demiş çocuk, Resim yapmasını çok severmiş,

Her türlüsünü de yaparmış: Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler, trenler, gemiler.

Mum boyalarını çıkarmış, Ve başlamış çizmeye.

Ama öğretmen "Durun" demiş, "Henüz başlamayın!" Ve herkes hazır olana kadar beklemiş.

"Şimdi" demiş öğretmen, "Çiçek çizmesini öğreneceğiz.

"İyi" demiş çocuk. Çiçek çizmeyi çok severmiş.

Ve pek güzellerini yapmaya başlamış. Pembe, mavi, portakal, mum boyalarıyla.

Ama öğretmen, "durun!" demiş. Size nasıl yapılacağını göstereceğim.

Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş. "İşte" demiş öğretmen. "Şimdi başlayabilirsiniz."

Küçük çocuk bir öğretmenin resmine bakmış, bir de kendininkine.

Kendininkini daha bir sevmiş, Ama bunu söyleyememiş.

Kağıdını çevirip, Öğretmeninki gibi, Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş.

Bir başka gün, küçük çocuk dışarıdan sınıfa açılan kapıyı, becerdiğinde tam bir başına açmayı.

Şöyle demiş öğretmen: "Bugün çamurdan bir şeyler yapacağız"

"Ne iyi" demiş çocuk, çamurla oynamayı çok severmiş.

Her şeyi yapabilirmiş onunla, yılanlar, kardan adamlar, filler, fareler, arabalar, kamyonlar.

Başlamış çamuru, yoğurup sıkıştırmaya.

Ama öğretmen demiş: "Durun! Daha başlamayın." Ve beklemiş hazır olmasını herkesin.

Ve çok geçmeden, küçük çocuk öğrenmiş beklemeyi, izlemeyi ve her şeyi öğretmen gibi yapmayı.

Ve çok geçmeden, başlamış kendiliğinden hiçbir şey yapmamaya.

Küçük çocuk ve ailesi, taşınıvermişler başka bir eve, başka bir şehire. Ve çocuk gitmiş başka bir okula. 

Bu okul daha büyükmüş, öbüründen. Kestirme yolu da yokmuş dışarıdan. Büyük basamakları çıkmak, Ve uzun koridorları geçmek gerekmiş sınıfa kadar.

Ve daha ilk gün, Demiş ki öğretmen, "Şimdi resim yapacağız."

"Güzel" demiş çocuk, Ve beklemiş öğretmenin, ne yapacağını söylemesini.

Ancak öğretmen bir şey söylemeden, başlamış dolaşmaya.

Küçük çocuğa gelince durmuş, Sormuş "Resim yapmak istemiyor musun?"

"İstiyorum", demiş çocuk. "Ne yapacağız?"

"Ne istersen" demiş öğretmen.

"İstediğim renk mi?" diye sormuş çocuk.

"İstediğin renk," demiş öğretmen. 

"Herkes aynı resmi yaparsa, Ve aynı renkleri kullanırsa, Kimin neyi yaptığını ve neyin ne olduğunu nasıl anlarım ben?"

"Bilmem" demiş çocuk. Ve başlamış çizmeye.

Yeşil saplı kırmızı bir çiçek...
______
[1] Yeteneksiz Değilsiniz Yetenek Sizsiniz - Ahmet Aydınsoy

     Eğitimde Başarının Tarihi İpuçları - Ahmet Aydınsoy

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete İlk Sayfa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (312) 311 53 73