15 Temmuz şehidi Özcan Özsoy’un gazi ağabeyi Tekin Özsoy: “Ya ülke var olacaktı ya da biz ölecektik”
FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleştirdiği darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. 253 kişinin şehadet şerbeti içtiği o karanlık gecede kardeşi Özcan Özsoy’u şehit veren 15 Temmuz Gazisi Tekin Özsoy, “Ya ülke var olacaktı ya da biz ölecektik” dedi.
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), 15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleştirdiği darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti. Milletin silahını millete doğrultan hain girişimde 253 kişi şehit olurken, binlerce vatandaş da gazi oldu. Yıllar boyunca dini bir yapı görünümü altında devletin çeşitli kurumlarına sızan ve özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde örgütlenen FETÖ, o gece anayasal düzeni hedef alan kanlı bir darbe girişiminde bulundu. Darbe girişimine karşı sokaklara çıkarak direnen 15 Temmuz Gazisi ve aynı zamanda Şehit Özcan Özsoy'un ağabeyi Tekin Özsoy, o karanlık gecede yaşadıkları destansı mücadeleyi ve şehit kardeşinin unutamadığı hatıralarını Ulus’a anlattı. 15 Temmuz’un kendisi için tek bir cümleyle özetlenebileceğini söyleyen Özsoy, “O gece ya ülke var olacaktı ya da biz orada ölecektik” dedi. Açılan ateşte yaralandığını, kardeşinin ise başından vurularak 118 gün süren yaşam mücadelesinin ardından şehit olduğunu belirten Özsoy, “Özcan, Allah’ın seçilmiş kullarından biri” diye ekledi. Genç bir annenin henüz yaşını bile doldurmamış çocuğuyla meydana indiğini de unutamadığını söyleyen Özsoy, “Bir annenin evladından vazgeçmesiydi 15 Temmuz” diyerek o gecenin fedakârlık ve vatan sevgisini en çarpıcı şekilde ortaya koyduğunun altını çizdi.

“ALLAH'IN SEÇİLMİŞ KULLARINDAN BİRİ”
15 Temmuz Gazisi ve Şehit Özcan Özsoy’un ağabeyi Tekin Özsoy, kardeşini “Allah'ın seçilmiş kullarından biri” olarak nitelendirerek, “Eskiden şehit yakınlarının ‘Rabbim onu seçti’ sözlerini duyardık ancak yaşamadan bunun ne anlama geldiğini anlayamıyorsunuz. Gerçekten şehitler Rabbimin seçilmiş kulları” dedi.

15 Temmuz gecesinde yaşananların hafızasında ilk günkü tazeliğini koruduğunu belirten Özsoy, o gece kardeşinin şehit düştüğü, kendisinin ise gazi olduğu süreçte yaşadıklarını şu cümlelerle anlattı:
“O gece yaz mevsimiydi. Babam, biçerdöver şoförü olduğu için Hatay’daydı. Annem köydeydi. Kardeşimin eşi ve çocuğu da ailesinin yanında Hatay’daydı. Kız kardeşlerimden biri İstanbul’da, diğeri ise Ankara’daydı. Ben televizyon izleyen biri değildim. Kardeşim eve geldi ve ‘Dışarı çıkıyoruz’ dedi. Ben de ‘Niye?’ diye sordum. ‘Darbe var. Cumhurbaşkanımız halkı meydanlara çağırıyor’ dedi. Ben de ‘Darbe varsa sokağa çıkma yasağı vardır. Çıkıp ne yapacağız?’ dedim. Bunun üzerine, ‘Yok, bak selalar okunuyor’ dedi. Bunun üzerine birlikte evden çıktık. Yeğenimiz de yanımızdaydı. İlk olarak Emniyet Müdürlüğü’ne gitmeyi düşündük. Ancak bindiğimiz taksinin şoförü, o bölgede yoğun kalabalık olduğunu ve oraya giremeyeceğini söyledi. Bunun üzerine rotamızı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne çevirdik.”

“TANKLARIN KARŞISINA BAYRAKLA ÇIKTIK”
Külliye’ye giderken Jandarma Genel Komutanlığı önünde tankların yolu kapattığını gördüklerini söyleyen Özsoy, “Yaklaşık 200 kişilik bir grup sloganlarla tanklara karşı duruyordu. Biz de o grubun arasına katıldık. Bir süre ne yapabileceğimizi konuştuktan sonra ön tarafta bulunan 10 kişilik grubun yanına gittik. Askerler sürekli ateş ediyordu. Ellerimize Türk bayraklarını alıp onları ikna etmeye çalıştık. ‘Sen bu vatanın askerisin, biz de bu ülkenin vatandaşlarıyız. Kardeşiz sonuçta’ dedik. Yaptıklarının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştık ancak bize ateş etmeye başladılar” ifadelerine yer verdi. Saatler boyunca vatandaşlarla darbeci askerler arasında gelgitler yaşandığını aktaran Özsoy, son girişimlerinde askerlerin hedef gözetmeksizin ateş açtığını belirtti.

“KARDEŞİM 118 GÜN YAŞAM MÜCADELESİ VERDİ”
Açılan ateş sırasında ilk yaralananın kendisi olduğunu ifade eden Özsoy, “Kardeşim gelip beni yerden kaldırdı. Saldırının ardından yaşanan kargaşada kardeşimden ve yeğenimden haber alamadım. Ortalık sakinleşince yeğenimi buldum ama kardeşim ortada yoktu. Her yeri aradık. En son hastaneleri dolaşmaya başladık. Gazi Üniversitesi Hastanesinde başından vurulmuş halde bulduk. Saat 04.30 sıralarında vurulmuş” sözlerini kullandı. Yaralı olmasına rağmen kardeşini hastanede bırakarak yeniden direniş alanına döndüğünü dile getiren Özsoy, “Kardeşimi hastanede bırakıp yaralı halde, ‘Devlet olmazsa bizim yaşamamızın bir anlamı yok’ inancıyla tekrar Jandarma Genel Komutanlığı’nın önüne döndüm. Direnişi bırakmak hiç aklıma gelmedi” diyerek o gece vatanı ve devleti uğruna gösterdiği fedakârlığı gözler önüne serdi. Kardeşinin 118 gün boyunca tedavi gördüğünü söyleyen Özsoy, “Kardeşim, 118 gün Gazi Hastanesi’nde tedavi gördü ve 253’üncü şehit olarak şehadete yürüdü. Vatan için canımızı ortaya koyduk” dedi.

“SANKİ ŞEHİT OLACAĞINI HİSSETMİŞ GİBİYDİ”
Kardeşinin evden çıkmadan önceki davranışlarının bugün geriye dönüp baktığında kendisini derinden etkilediğini de vurgulayan Özsoy, “Özcan, evden çıkmadan önce duşunu alıyor, abdestini alıyor, üstünü değiştiriyor. Aslında farkında olmadan hazırlığını yapıyor. Evden çıkmadan önce herkesi tek tek arayıp konuşuyor. Sanki vedalaşır gibi, şehit olacağını hissetmiş gibi” diye ekledi. Kardeşinin örnek kişiliğiyle tanındığının altını çizen Özsoy, “Hakkında tek bir kötü söz söyleyen çıkmaz. Gerçekten seçilmiş bir insandı. Hayatı boyunca iyilik yaptı. Şehadeti de onun bu iyiliğinin en büyük nişanesi, en büyük madalyası oldu. 15 Temmuz'dan önce uzun yıllar kardeşimle birlikte kozmetik sektöründe faaliyet gösterdik. Kader bizi o karanlık gecede bambaşka bir yere savurdu” ifadelerini kullandı. 15 Temmuz'un kendisi için tek bir cümleyle özetlenebileceğini söyleyen Özsoy, “15 Temmuz benim için tek bir cümleden ibaret: O gece ya ülke var olacaktı ya da biz orada ölecektik. Benim için 15 Temmuz'un özeti budur” dedi.

“MESELE DEVLETTİ, VATANDI, MİLLETTİ, AİLEMİZDİ”
Hem 15 Temmuz gazisi hem de bir şehit kardeşi olarak o geceyi kendisi için farklı kılan noktaya değinen Özsoy, “İnsanlar bana sık sık, ‘15 Temmuz gecesi neden sokağa çıktın?’ diye soruyor. Ben de hep şunu söylüyorum: Evet, Cumhurbaşkanımızın çağrısından sonra çıktık. Ancak çıkış amacımız sadece bu çağrı değildi. O gün Recep Tayyip Erdoğan değil de Kemal Kılıçdaroğlu ülkenin başında olsaydı ve aynı çağrıyı yapsaydı yine çıkardım. Çünkü mesele kişi değildi; mesele devletti, vatandı, milletti, ailemizdi” şeklinde konuştu. Arap Baharı sonrasında bölge ülkelerinde yaşanan savaş ve yıkımın kendisini derinden etkilediğinden bahseden Özsoy, “Suriye’de, diğer ülkelerde binlerce insan hayatını kaybetti. Suriyeli aileler yıllarca ülkemize sığındı. Ben üç kız çocuğu babasıyım. Kızlarım Suriyeli çocuklar gibi olmasın, ülkemiz aynı acıları yaşamasın diye sokağa çıktım. ” diye ekledi.

“TEK SİTEMİM, ‘NİYE BEN DEĞİL DE SEN?’ OLURDU”
Bugün kardeşiyle yeniden konuşma imkânı olsa yine vatan uğruna şehit olmasını isteyeceğini söyleyen Özsoy, “Tek sitemim, ‘Niye ben değil de sen?’ olurdu” dedi. Kardeşini kaybetmenin tarifsiz bir acı olduğunu dile getiren Özsoy, “Bir kardeş kaybettim. İşin en acı tarafı bu. Ama yine de vatanı için şehit olmasını isterdim. Kardeşim şehit olduğunda bir oğlu vardı, henüz 3 yaşındaydı. Şimdi 13 yaşında. Biz o çocuğa elimizden geldiğince her şey olmaya çalıştık ama bir baba olamadık. İşte insanın içini acıtan da bu eksiklik” ifadelerini kullandı.

Kardeşini kaybeden ilk kişinin kendisi olmadığını, çevresinde farklı nedenlerle yakınlarını kaybeden birçok insan bulunduğunu söyleyen Özsoy, şunları kaydetti:
“Kardeşini kaybeden ilk insan ben değilim. Çevremizde de kardeşini kaybeden çok kişi var; kimi kazada, kimi kalp krizinde, kimi ise başka sebeplerle yakınını yitirdi. Ben ise bir şehit kardeşiyim. Bunun verdiği ayrı bir onur ve gurur var. İnsanlar ismini duyunca, ‘Allah rahmet eylesin’, ‘Allah ondan razı olsun’ diyor. Bu sözler acıyı tamamen dindirmese de insana farklı bir güç veriyor. Şehitlerin seçilmiş kullar olduğuna inanıyoruz. Onların ailesi olmak da bambaşka bir duygu. Bunu gerçekten kelimelerle anlatmak çok zor.”

“İNSANLAR O GECE HAZIRLIKLI ÇIKMIŞTI”
15 Temmuz’un unutulmaması gerektiğini vurgulayan Özsoy, “15 Temmuz’da bu ülkenin üniformasını giyen insanlar, bu ülkenin silahlarıyla kendi vatandaşını katletti. Onlar cani bir topluluktu. 15 Temmuz çok karanlık bir geceydi. O geceden ders alarak aynı acıları bir daha yaşamamak için 15 Temmuz’un unutulmaması gerektiğine inanıyorum” diyerek yaşananların milletin ortak hafızasında canlı tutulmasının önemine dikkat çekti. Darbe girişimi gecesi saat 01.15 sıralarında ilk kurşunla yaralandığını söyleyen Özsoy, kendisine ilk müdahaleyi hiç tanımadığı iki üniversiteli genç kızın yaptığını kaydetti. Genç kızların sırt çantalarında ilk yardım malzemeleri bulunduğunu aktaran Özsoy, “İnsanlar o gece gerçekten hazırlıklı çıkmıştı” dedi.

“BİR ANNENİN EVLADINDAN VAZGEÇMESİYDİ 15 TEMMUZ”
Jandarma Genel Komutanlığı önünde yaşadığı bir olayı hayatı boyunca unutamayacağını ifade eden Özsoy, helikopterden ateş açıldığı sırada sırtında henüz bir yaşına bile gelmemiş bebeği taşıyan genç bir anne gördüğünü söyledi. Ateş açılmasıyla birlikte bebeği can havliyle annesinin sırtından alarak üzerine kapandığını anlatan Özsoy, “Ortalık sakinleşince bebeği annesine teslim ederken, ‘Allah razı olsun. Sen de vatan için meydana inmişsin ama bu kadar küçük bebeği neden getirdin?’ diye sordum. Annenin verdiği cevap ise hayatım boyunca unutamayacağım bir cümleydi: ‘Vatansız kalacağına bu gece burada ölsün.’ Bir annenin evladından vazgeçmesiydi 15 Temmuz” şeklinde konuştu. Özsoy, o gecenin fedakârlık ve vatan sevgisini en çarpıcı şekilde ortaya koyduğunun altını çizdi.

“VATANDAŞLARIN DİKKATLİ VE DUYARLI OLMASI ŞART”
Toplumun her zaman bilinçli olması gerektiğini de kaydeden Özsoy, “15 Temmuz’da başarılı olamadılar, artık bitti diye düşünmemek gerekiyor. FETÖ mensupları faaliyetlerinden vazgeçmiyor. En küçük bir fırsat bulduklarında ülkenin aleyhine çalışmaya devam ediyorlar. 10 yıldır binlerce operasyon yapıldı, binlerce kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. Buna rağmen ihanet etmeyi bırakmıyorlar. Bu nedenle toplumun çok bilinçli olması gerekiyor. Devlet üzerine düşeni yapıyor ancak vatandaşların da bu konuda dikkatli ve duyarlı olması şart” diyerek sözlerini noktaladı.

Kaynak:Ankara Ulus Gazetesi

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.