Azerbaycan’ın aydınlarına ve bağımsızlık sürecine ışık tutuyor
“Azerbaycan Aydınları” adlı eserde, Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesine yön veren şair ve düşünürleri kaleme alan Yazar Dr. İrfan Paksoy, kitabın amacının Azerbaycan Türklerinin özgürlük mücadelesini Türkiye’deki okuyuculara aktarmak olduğunu söyledi.
Yazar Dr. İrfan Paksoy 2021 yılında yayımlanan “Azerbaycan Aydınları” adlı eserinde, Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesine yön veren şair ve düşünürlerini kaleme aldı. Eserde, 17 şair ve düşünürün hayatı ile eserleri incelenirken, Azerbaycan Türklerinin özgürlük mücadelesinin edebiyata yansımaları ele alındı. Kitabın içeriği ve amacı hakkında Ulus’a özel açıklamalarda bulunan Paksoy, kitabın amacının Azerbaycan Türklerinin özgürlük ve millî kimlik mücadelesini edebî eserler üzerinden Türkiye'deki okuyucularla buluşturmak olduğunu söyledi. Şairlerin devletlerin kuruluş süreçlerinde toplumsal bilinç ve ortak değerlerin oluşmasına önemli katkılar sunduğunu vurgulayan Paksoy, eserin Azerbaycan'ın kültürel mirasına ilişkin farkındalık oluşturmayı ve literatüre katkı sağlamayı hedeflediğini ifade etti.

AZERBAYCAN CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞUNA KATKI SUNAN ŞAİRLERİ İÇERİYOR
2021 yılında yayımlanan “Azerbaycan Aydınları” adlı kitabın yazarı Dr. İrfan Paksoy, eserin içeriği hakkında, “Eserin konusunu oluşturan Azerbaycan aydınları, 19’uncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren modernleşme ve Türk dünyasının aydınlanma liderlerinden İsmail Gaspıralı’nın eğitimde yenileşme hareketi olan Cedidcilik hareketinden de ilham alarak (Kuzey ve Güney) Azerbaycan Türklerinin hürriyet ve istiklâlini, maddî ve manevî gelişimini hedefleyen, gerek 28 Nisan 1918 tarihinde ilan edilen Azerbaycan Halk Cumhuriyeti (AHC)’nin gerekse de 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden (ve kendisini AHC’nin siyasî vârisi addeden) Azerbaycan Cumhuriyetinin kurulmasında fikrî katkıları olan Azerbaycanlı şairleri içermektedir” şeklinde konuştu. Eserin amacının Azerbaycan halkının 20’inci yüzyıldaki bağımsızlık ve millî kimlik mücâdelesini edebî ürünlere taşıma konusunda öne çıkan yazarların şiirlerini toplamak, tahlil etmek ve Türkiyeli okuyuculara tanıtmak olduğunu dile getiren Paksoy, şunları kaydetti:
“Azerbaycan Türklerinin özgürlük, varlık ve hayat mücâdelesinin hikâyesini oluşturan bu yazar ve şahsiyetlerin ortak özellikleri; kalplerinde büyük bir millet sevgisinin varlığıdır. Azerbaycan’da millî düşüncenin tarihi de bugünü de bu edebî şahsiyetlerin faaliyetleri ile yakından ilgili olduğundan Türk Dünyası geneline hizmet eden böylesi şahsiyetleri gelecek nesillerin tanıması, bu seçkin şahsiyetlerin edebî miraslarının ortaya çıkarılması, yayılması ve öğrenilmesi gerektiği çok çok önemlidir.”
“ZAMANIN RUHU ESERLERİ BELİRLEDİ”
Azerbaycan Aydınları adlı eserinde, Azerbaycan edebiyatı ve bağımsızlık mücadelesine damga vuran 17 düşünür, yazar ve şaire yer verdiğini belirten Paksoy, tüm isimlerin kesiştiği, ortak olduğu, dile getirdiği aynı şeylerin olup olmadığını şu sözlerle anlattı:
“Eserin sınırlılığı içerisinde elbette ki Azerbaycan Türklerinin özgürlük, varlık ve yaşam hikâyesi oluşmasında değerli katkıları olan şairlerin tamamına yer vermek mümkün olmamıştır. En azından bu bağlamda öne çıkan on yedi şairin öz ve edebî yaşamları ile öne çıkan şiirlerini Türkiye Türkçesine çevirerek bağlamları ile birlikte okuyucuya sunmak mümkün olabilmiştir. Özetle şartların değişkenliği, elverişliliği yahut elverişsizliği, ülke yahut dünya ölçeğinde zamanın ruhu doğal olarak aydınların ortaya koydukları eserlerin niteliğinde de belirleyici olmaktadır.”
AZERBAYCAN'IN BAĞIMSIZLIK YOLUNDA AYDINLARIN ROLÜ
Bağımsız Azerbaycan’ın doğuşunda siyasî, sosyal ve ekonomik gelişiminde şairlerin ve düşünürlerin etkilerinden bahseden Paksoy, “Devlet dediğimiz aygıtın dinamik ve kurucu unsuru insandır. Devletlerin gerek kuruluşlarına giden süreçte gerekse de kurulduktan sonra varlıklarını sürdürürlerken diğer edebiyat insanları gibi şairler de şiirleriyle zamana, mekana ve olaylara anlam yüklemek suretiyle ait oldukları toplum nezdinde bir motivasyon oluşturacakları gibi, toplumun algısını da ortak değerler çerçevesinde şekillendireceklerdir. Bu itibarla devletlerin kuruluş süreçlerinde diğer edebiyat insanları gibi şairler de büyük görevler ifâ ederler” diye ekledi. Gerek Kuzey Azerbaycan Türklerinin 28 Mayıs 1918 tarihinde AHC adıyla bağımsızlıklarını ilan etmesine gerekse SSCB’nin dağılması sonucu 1991 yılında Azerbaycan Cumhuriyetinin ilan edilmesine giden süreçte Kuzey Azerbaycanlı aydınlar, bilhassa da bu coğrafyanın aslî unsuru olan Türklerin özgürlük, varlık ve yaşam hikâyelerini oluşturduğunu aktaran Güney Azerbaycan Türkleri konusunda da şu hususları dile getirdi:
“Güney Azerbaycan Türkleri ise 1925 yılına dek sırasıyla Büyük Selçuklular, Harezmşahlar, Moğollar, İlhanlılar, Celâyirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safevîler, Afşarlar, Zendîler ve Kaçar Devleti (1789-1925) bünyesinde yaşamışlar, 1925-1979 döneminde millî varlıklarının yok edilmek istendiği Fars kökenli Pehlevî Monarşisi tarafından yönetilen İran’da varlıklarını sürdürmüşler, 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra da yine Farsîlerin ve mezhep hassasiyetinin ön planda olduğu İran İslam Cumhuriyetinde (iletişim teknolojisindeki gelişmelerin bilginin üretilmesi ve geniş kitlelere iletilmesini kolaylaştırması sonucu görece de olsa millî kültürlerini geliştirme gayreti içinde) varlıklarını sürdürmektedirler.”
“ŞAİRLER, EDEBÎ ESERLERİYLE ÖNEMLİ KATKILAR SUNDULAR”
Paksoy, eserinde yer verdiği Mirze Elekber Sâbir, Muhammed Hâdi, Abdullah Şâik, Hüseyin Câvid, Ahmed Cevad Ahundzâde, Câfer Cabbarlı, Müseyib Zeyem, Samed Vurgun, Mikâil Müşfik, Sâbir Rüstemhanlı, Elmas Yıldırım, Bahtiyar Vahabzâde, Halil Rızâ Ulutürk, Zelimhan Yâkup ve İltimas İsmail olmak üzere Kuzey Azerbaycan kökenli şairlerin; 1918 yılında AHC, 1991 yılında ise Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ilanına uzanan süreçte fikirleri ve edebî eserleriyle önemli katkılar sunduğunu belirtti. Eserde yer alan Güney Azerbaycan kökenli şairlerden Muhammed Hüseyin Şehriyar ile Hamit Nutkî'nin de şiirleri ve fikirleriyle Güney Azerbaycan Türklerinin kültürel hayatına önemli katkılar sağladığını vurgulayan Paksoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nasıl ki Anadolu’da sürdürülen Millî Mücâdele döneminde Meclis’in açılmasından sonra İstiklâl Marşı’nın kabulü ve kullanımı bu mücâdelenin paydaşları nezdinde büyük bir manevî destek işlevi görmüş ise Büyük Zafer sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde de ülkenin millî marşı olarak da birleştirici bir işlev görmeye devam etmiştir. Benzeri bir durum (Kuzey) Azerbaycan için de söz konusu olmuştur. Güftesi Ahmed Cevad tarafından yazılan Azerbaycan Millî Marşı, Azerbaycanlı sanatçı Üzeyir Hacıbeyov tarafından bestelenmiş ve 1920 yılında Azerbaycan Parlamentosu tarafından “Azerbaycan Millî Marşı” olarak kabul edilmiştir. Ülkede 28 Nisan 1920-18 Ekim 1991 döneminde geçerli olan sosyalist yönetim zamanında farklı zamanlarda farklı millî marşlar kullanılmış ise de 18 Ekim 1991 tarihinde ilan edilen Azerbaycan Cumhuriyeti ise kendisini 28 Mayıs 1918-27 Nisan 1920 tarihlerinde varlığını sürdüren AHC’nin devamı olarak kabul etmiş olduğundan Sovyet döneminden miras kalan Azerbaycan Millî Marşı'nı da vârisi olduğu AHC’nin millî marşını esas alarak değiştirmiş, bu yeni marşı da, ‘Azerbaycan devletinin, bağımsızlığının ve birliğinin kutsal simgesi’ olarak ilan etmiştir.”
AHMED CEVAD VE HALİL RIZA ULUTÜRK ÖNE ÇIKIYOR
Eserinde yer verdiği şairler arasında kendisini en çok etkileyen isimlerin Ahmed Cevad ile Halil Rızâ Ulutürk olduğunu dile getirdi. Paksoy, “Eserde öz ve edebî yaşamları ile ortaya koydukları şiirler bakımından her ikisi de büyük birer mazlum olan Ahmed Cevad (1882-1937) ile Halil Rızâ Ulutürk (1932-1994)’ün daha bir ön plana çıktığını değerlendiriyorum” ifadelerine yer verdi.
OKUYUCUDA FARKINDALIK OLUŞTURACAK
Eserin muhataplarına ve literatüre hayırlı olmasını dileyen Paksoy, “Azerbaycanlı soydaşlarımızın özgürlük, varlık ve hayat mücâdelesinin hikâyesini oluşturan bazı yazarların öz ve edebî yaşamları ile Türkiye Türkçesine uyarlanmış ve bağlamlarını da içeren kimi şiirlerini de içeren bu eser vasıtasıyla okuyucu nezdinde bir farkındalık oluşturulması ve sahasındaki literatüre de katkı sağlaması amaçlanmıştır” diyerek sözlerini noktaladı.
“AZERBAYCAN AYDINLARI” FUARDA YER ALACAK
Ulucanlar Cezaevi Yerleşkesi'nde 28-30 Haziran tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan 2’nci Türk Dünyası Yazarları Buluşması, Ankara Valiliğinin 7-8 Temmuz tarihlerinde yapılacak NATO Zirvesi öncesinde aldığı bir dizi kısıtlama kararı doğrultusunda, Fuar Tertip Komitesi tarafından 18-20 Temmuz tarihlerine alındı. Fuarda, “Azerbaycan Aydınları” adlı eseriyle yer alması planlanan Paksoy, daha önce duyurusunu yaptığı etkinliğe yeni tarihte katılamayacağını bildirdi. Paksoy, fuarın ertelenen tarihinin daha önceden planlanmış yurt dışı programıyla çakışması nedeniyle organizasyonda bulunamayacağını belirtirken, “Azerbaycan Aydınları” adlı eserinin ise fuar süresince Alka Yayınevi standında okuyucularla buluşmaya devam edeceğini ifade etti.
ESERİN YAZARI İRFAN PAKSOY KİMDİR?
İrfan Paksoy (d. 1962) ilk ve orta eğitimini Kahramanmaraş’ta yapmış, lisans eğitimini Hava Harp Okulunda (İstanbul) tamamlamış ve Eylül 1984 ayında da Hava Kuvvetlerinde subay olarak meslekî yaşamına başlamış, meslekî yaşamı boyunca (1984-2015) sırasıyla Hava Kuvvetleri, MSB.lığı, Gnkur.Bşk.lığı, ve TSK Sağlık Komutanlığında değişik kademelerde proje subayı, yönetici ve komutan olarak; Harp Akademileri Komutanlığı bağlısı Millî Güvenlik Akademisinde (Ankara) öğretim elemanı ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Başkanı olarak, 1999-2002 döneminde de üç yıl süreyle Koblenz-Almanya’da, Alman Savunma Bakanlığı bağlısı Federal Savunma Teknolojisi ve Tedarik Dairesi nezdindeki Türk İrtibat Ofisinde TSK’yı temsilen irtibat subayı olarak görev yapmış, 2015 yılında da TSK’dan emekli olmuştur.
1991-1993 döneminde Hava Harp Akademisinde (İstanbul) eğitim görerek kurmay subay olmuş, Şubat-Temmuz 1998 döneminde Silahlı Kuvvetler Akademisinde (İstanbul) eğitim görmüş, Eylül 2011- Şubat 2012 döneminde de Millî Güvenlik Akademisinde eğitim görmüş, 2008 yılında da Erciyes Üniversitesi Türkiye Cumhuriyeti Bilim Dalındaki doktora eğitimini tamamlamış, ikinci bir yüksek lisans eğitimini de Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümünde 2020 yılında tamamlamış olup hâlen Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümünde yarı zamanlı öğretim elamanı olarak görev yapmaktadır.
Yazarın yayımlanmış “Cihan Harbi’nde Osmanlı Devleti” (2018), “Bilgelik Okumaları” (2020), (ortak bir çalışma olarak) “Enver Paşa (Hürriyet, Adalet, Müsâvât)” (2020), “Azerbaycan Aydınları” (2021), “Büyük Taarruz Destanı” (2023) ile “Bilgelik Okumaları-2” (2025) isimli araştırma-inceleme dalındaki eserleri ile yayımlanmış birçok makalesi bulunmakta olup değişik gazete, dergi ve yayın organlarında da belirli aralıklarla makâle yazmaktadır.
Yazar evli, iki evlat babası ve bir torun dedesidir.
Kaynak:Ankara Ulus Gazetesi

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.