Cuma hutbesinde “Din İstismarı” vurgusu yapıldı

Cuma hutbesinde “Din İstismarı” vurgusu yapıldı

Yurt genelindeki camilerde kılınan Cuma namazında okunan hutbede, dinin yanlış yorumlanması ve istismar edilmesi konusu ele alındı. Hutbede Kur’an-ı Kerim ayetleri ile Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hadislerinden örnekler paylaşıldı.

Türkiye genelindeki camilerde Cuma namazı yoğun katılımla eda edildi. Namaz öncesinde minberlerden okunan hutbede, toplumsal ve dini hayatı yakından ilgilendiren “Din İstismarı” başlığı öne çıktı. Hutbede, insanın yaratılış gayesi ve yeryüzünü imar sorumluluğu çerçevesinde sahih dini bilginin önemi vurgulandı. İnsanın doğru bilgiyle hareket ettiği ölçüde hikmetli bir yaşam sürebileceği, cehalet ve hurafelerin ise bozucu sonuçlar doğurduğu ifade edildi.

AŞIRILIĞA KARŞI HATIRLATMA YAPILDI

Hutbenin devamında, İslam dininin aşırılığı reddeden bir anlayışa sahip olduğu belirtildi. Peygamber Efendimiz’in dinde aşırılıktan sakınılması yönündeki uyarılarına yer verilerek, geçmiş toplumların aşırı tutumlar nedeniyle zarar gördüğü hatırlatıldı. Kur’an-ı Kerim’de Müslümanların dengeli ve orta yolu esas alan bir ümmet olarak tanımlandığına dikkat çekildi. İslam’ın barış ve esenlik dini olduğu ifade edilirken, dinin temel değerlerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanan kişi ve yapıların varlığını sürdürdüğü dile getirildi.

DİNİ DEĞERLERİN YANLIŞ YORUMLANMASINA DİKKAT ÇEKİLDİ

Hutbede, dini istismar eden anlayışların ortak özelliklerine değinildi. Kendilerini dinin tek temsilcisi gibi gösteren yapıların, İslam’ı dar bir çerçeveye hapsettiği aktarıldı. Sahih bilgiye dayanmayan görüşlerin Kur’an ve sünnet üzerinden keyfi yorumlarla meşrulaştırılmaya çalışıldığına işaret edildi. Ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerle Müslümanlar arasında fitne oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. İnanç kavramlarının, özellikle tekfir ve cihad gibi hassas başlıkların, şiddeti meşrulaştıracak şekilde kullanıldığı ifade edildi.

Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetler üzerinden, kendilerini ıslah edici olarak tanıtan grupların gerçekte bozgunculuk yaptığı hatırlatıldı. Yeryüzünde düzeni bozmanın, din adına hareket edildiği iddiasıyla örtülmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Hutbenin önemli bölümlerinden birinde, dinin gerçek sahibinin Yüce Allah olduğu, İslam’ı en doğru şekilde yaşayan ve öğreten kişinin ise Hz. Muhammed olduğu ifade edildi. Hiçbir kişi ya da grubun Allah ve Resûlü adına hüküm verme yetkisine sahip olmadığı belirtildi. Tarihsel ve dini birikimin yok sayılmasının, İslam anlayışını zedelediği dile getirildi. Hiç kimsenin kendisini dinin mutlak temsilcisi olarak göremeyeceği, iman ölçüsü üzerinden başkalarını dışlamanın İslam’a aykırı olduğu anlatıldı.

GENÇLERE DİJİTAL MECRA UYARISI

Hutbede, günümüzde dijital platformlar üzerinden yayılan yanlış dini söylemlere de dikkat çekildi. Özellikle gençlerin zihinlerini etkileyen ve İslam’ı şiddetle yan yana göstermeye çalışan yapıların küresel bir sorun haline geldiği ifade edildi. Toplumsal birlik ve beraberliği tehdit eden söz konusu anlayışlara karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulandı. Gençlerin dini bilgiyi ehil kişilerden, doğru yöntemlerle öğrenmesinin önemine işaret edildi.

Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve İslam medeniyetinin ortaya koyduğu köklü geleneğe sahip çıkılması çağrısında bulunuldu. Hutbede, İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı verenlerin, dini kavramları istismar eden anlayışlar olduğu hatırlatılarak, sahih bilgiye dayalı bir dini hayatın gerekliliği ifade edildi.

 Muhabir
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.