Dünya ikincisi kaligrafi sanatçısı mürekkebi sanata dönüştürüyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Kaligrafi Sanatçısı Fatih Çelik, harfleri estetik kurallar çerçevesinde şekillendirerek sanat eserine dönüştürüyor. Dünya ikincisi olan Çelik, 25 yıldır kaligrafi sanatını sürdürüyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanı verilen Kaligrafi Sanatçısı Fatih Çelik, Hamamönü’ndeki tarihi konaklarda harfleri estetik kurallar çerçevesinde şekillendirerek yazıyı sanat eserine dönüştürüyor. 2008 yılında düzenlenen Dünya Güzel El Yazı Yarışması’nda dünya ikincisi olarak önemli bir başarıya imza atan Çelik, 25 yıldır kaligrafi sanatını sürdürüyor. Mürekkep ve sabrın birleştiği bu özel sanat yolculuğunun detaylarını Ulus’a anlatan Çelik, “Kaligrafiye ilk görüşte aşık oldum” dedi. Ortaokul yıllarında kaligrafiye ilgi duymaya başladığını belirten Çelik, kaligrafiye özellikle gençlerin ilgisinin her geçen gün arttığını ifade etti. Türkiye'de kaligrafinin daha da gelişmesi için tanıtım etkinliklerinin artırılması gerektiğini söyleyen Çelik, “Yazı insanın aynasıdır” diyerek çocukların ve gençlerin bu sanatla tanışmasının önemine dikkat çekti.

ORTAOKULDA BAŞLAYAN MERAK DÜNYA İKİNCİLİĞİYLE TAÇLANDI
2008 yılında dünyanın dört bir yanından kaligrafi ustalarının katılımıyla düzenlenen Dünya Güzel El Yazı Yarışması'nda dünya ikincisi olan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Kaligrafi Sanatçısı Fatih Çelik, 25 yıldır kaligrafi sanatıyla ilgileniyor. 20 yıldır profesyonel olarak sanatını sürdürdüğünü söyleyen Çelik, aktif olarak Türk İslam Sanatları Merkezi'nde kaligrafi eğitimi verdiğini belirtti. Çelik, öte yandan Hamamönü'ndeki atölyesinde hem eserler ürettiğini hem de kaligrafi sanatını daha geniş kitlelere tanıtmak için çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. Kaligrafiye olan ilgisinin ortaokul yıllarında başladığını anlatan Çelik, Kızılay Zafer Çarşısı'nda Hasan Erdoğan'ın yazılarını gördükten sonra bu sanata hayran kaldığını dile getirdi. O dönemde kaligrafi alanında kaynak, malzeme ve eğitim veren hocalara ulaşmanın oldukça zor olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Uzun yıllar istediğim düzeyde çalışma fırsatı bulamadım. Daha sonra gerekli kaynaklara, malzemelere ve özellikle yurt dışındaki eğitim materyallerine ulaştıkça kaligrafiyi daha doğru öğrenme imkânı elde ettim. 2008 yılında Amerika'da düzenlenen Dünya Güzel El Yazı Yarışması’na katıldım. Dünyanın birçok ülkesinden kaligrafi sanatçısının yer aldığı yarışmada dünya ikincisi oldum. O günden bu yana da bu sanatı profesyonel olarak icra etmeye devam ediyorum.”

“KALİGRAFİYE İLK GÖRÜŞTE AŞIK OLDUM”
Birçok sanat dalı arasından kaligrafiyi seçmesinin ardındaki nedeni anlatan Çelik, bu sanata duyduğu hayranlık olduğunu söyledi. Kaligrafiyi ilk gördüğü anda çok etkilendiğini dile getiren Çelik, “Elbette birçok sanat dalını görmüştüm ama kaligrafiyi gördüğüm anda çok etkilendim. Kaligrafiye ilk görüşte aşık oldum diyebilirim. Bu sanata yeteneğim olduğunu düşündüğüm için değil, çok sevdiğim için başladım. ‘Ben de yapabilir miyim?’ düşüncesiyle çıktığım bu yolculuk, uzun yılların emeğiyle bugünlere ulaştı” şeklinde konuştu. Aradan geçen yıllara rağmen ilk günkü heyecanını koruduğunu ifade eden Çelik, kaligrafi sanatını aynı tutkuyla sürdürmeye devam ettiğini belirtti.

KALİGRAFİYE İLGİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR
Çelik, kaligrafiye olan ilginin her geçen gün arttığını söyledi. Özellikle gençlerin bu sanata yoğun ilgi gösterdiğine değinen Çelik, “Yazı, hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Temizlik görevlisinden profesöre, öğrenciden cumhurbaşkanına kadar herkes aynı alfabeyi kullanıyor. Bu nedenle kaligrafi, diğer birçok sanat dalına göre daha ulaşılabilir bir sanat” şeklinde konuştu. Kaligrafinin temel kuralları öğrenildikten sonra günlük yaşamın her alanında rahatlıkla uygulanabileceğini dile getiren Çelik, “Evde, çalışma masasında ya da günlük hayatın içinde düzenli olarak çalışılabilir” diye ekledi.

PARMAK İZİ GİBİ ÖZGÜN ESERLER ORTAYA ÇIKIYOR
Kaligrafinin hat sanatına göre daha esnek bir yapıya sahip olduğuna dikkat çeken Çelik, “Sanatçı kendi yorumunu, kendi karakterini eserlerine yansıtabilir” dedi. Çelik, “El yazısıyla hazırlanmış bir tebrik kartı ya da mektup, geçmişin güzel geleneklerini yeniden hatırlatır ve insanları duygulandırır” diyerek kaligrafinin aynı zamanda insanlarda nostaljik duygular da uyandırdığını aktardı. Kaligrafi sanatının belirli anatomik kurallara dayandığını vurgulayan Çelik, “Bu sanatın temel anatomik kuralları vardır. Ancak herkes kendi parmak izi gibi özgün dokunuşunu eserlerine katabilir. Rahmetli Etem hocamızın güzel bir sözü vardır. Kaligrafi, kurallar içerisinde kuralsızlıktır” diyerek her sanatçının eserine kendine özgü bir dokunuş kattığını vurguladı.

“YAKLAŞIK 3 YILDA İYİ BİR KALİGRAFİ SANATÇISI OLUNABİLİR”
Eğitimlerde birçok farklı yazı karakterinin öğretildiğini kaydeden Çelik, sürecin temel yazılarla başladığını belirtti. Kaligrafide çok sayıda yazı karakteri bulunduğunu söyleyen Çelik, “Eğitimlerimizde temel yazılarla başlıyoruz. Foundational hand, Uncial, İtalik, Gothic ve Copperplate gibi yazı türlerini aşamalı olarak öğretiyoruz” diye ekledi. Eğitim süresinin kişinin hedeflerine göre değiştiğinin altını çizen Çelik, günlük kullanım amacıyla kaligrafi öğrenmek isteyenlerle profesyonel düzeyde eğitim almak isteyenlerin farklı süreçlerden geçtiğini aktardı. Düzenli ve disiplinli çalışmanın önemine dikkat çeken Çelik, “Düzenli ve disiplinli bir çalışmayla yaklaşık 3 yılda iyi bir kaligrafi sanatçısı olunabilir” dedi.

“ALIN YAZISI HARİÇ HER ŞEY YAZILIR”
Kaligrafinin kullanım alanlarının oldukça geniş olduğunu dile getiren Çelik, en çok kâğıt ve kâğıt türevleri üzerine çalıştıklarını belirtti. Yazının uygulanabileceği yüzey konusunda neredeyse hiçbir sınır olmadığını söyleyen Çelik, “ En çok kullandığımız malzeme kâğıt ve türevleri. Ancak bunun dışında yazı yazılamayacak neredeyse hiçbir yüzey yok. Eserleri tablo haline getirebiliyoruz. Ebru, deri ve cam üzerine de yazabiliyoruz” ifadelerini kullandı. Kaligrafi sanatçıları arasında yaygın olarak kullanılan bir sözü de paylaşan Çelik, “Kaligraflar arasında ‘Alın yazısı hariç her şey yazılır’ diye bir söz vardır. Gerçekten de yazıyı hemen her yüzeye uygulayabiliyoruz” diye konuştu.

“KALİGRAFİNİN GELİŞMESİ İÇİN ETKİNLİKLER ARTIRILMALI”
Kaligrafinin Türkiye'de son yıllarda daha fazla tanınmaya başladığını vurgulayan Çelik, “Kaligrafi, ebru, hat, tezhip ya da minyatür gibi geleneksel sanatlarımız kadar uzun yıllardır bilinen bir sanat değil. Son 20 yılda daha fazla tanınmaya başladı” dedi. Tanıtım çalışmalarının önemli rol oynadığına ifade eden Çelik, “Biz de bu doğrultuda çeşitli etkinliklere katılıyor, çocuklara, gençlere ve her yaştan insana yönelik çalışmalar yapıyoruz. İnsanlar canlı performanslarımızı izlediklerinde bu sanatı daha yakından tanıma fırsatı buluyor. Kaligrafinin gelişmesi için etkinliklerin artırılması ve sosyal medyanın doğru kullanılması gerektiğini düşünüyorum” sözlerini kullandı.

“YAZI İNSANIN AYNASIDIR”
Çelik, özellikle çocukların ve gençlerin kaligrafi sanatına yönlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Okullarda verilen yazı eğitiminin bu konuda yeterli olmadığını ifade eden Çelik, “Çocuklarımızın ve gençlerimizin bu sanata daha fazla ilgi göstermesini istiyorum. Okullarda verilen yazı eğitimi bu konuda yeterli değil. Öğretmenlerin de teknik anlamda bu alanda uzman olmaları beklenemez” dedi. Yazının oldukça önemli olduğunu vurgulayan Çelik, “ Ben her zaman şuna inanıyorum; yazı insanın aynasıdır. Bu nedenle çocuklarımızın ve gençlerimizin sanata daha fazla yönelmesini ve kaligrafiyle tanışmasını çok önemsiyorum” diyerek sözlerini noktaladı.
Kaynak:Ankara Ulus Gazetesi

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.