Günümüzün görünmeyen sorunu: Belirsizlik duygusu kaygıyı tetikliyor
Son dönemde birçok kişi, iş güvencesi, ekonomik zorluklar ve hızlı toplumsal değişimler sebebiyle belirsizlik duygusu yaşıyor. Bu durumun insan psikolojisini etkilediğini kaydeden Uzman Psikolog Tuğana Akyürek, “Belirsizlik duygusu kaygıyı besliyor” dedi.
İnsanlar son yıllarda yoğun bir belirsizlik yaşıyor. İş güvencesine dair endişeler, artan hayat pahalılığı ve toplumsal değişimlerin oluşturduğu baskı, bu belirsizlik duygusunu daha da derinleştiriyor. Günlük yaşamın hızla değişen koşulları, plan yapmayı zorlaştırırken bireylerin kendilerini sürekli bir bekleyiş halinde hissetmesine sebep oluyor. Birçok kişi, geleceğe dair net bir yön göremediği için hem zihinsel hem de duygusal olarak yorgunluk hissediyor. Bu durum, sadece bireysel kaygıları değil, aynı zamanda sosyal ilişkileri ve yaşam motivasyonunu da doğrudan etkiliyor. Son dönemde birçok kişinin benzer duygular yaşadığını belirten Uzman Psikolog Tuğana Akyürek, “Belirsizlik arttıkça bu ihtiyaç karşılanamaz hâle geliyor ve bu da kaygıyı besliyor” dedi. Akyürek, çözümün her şeyi kontrol etmek değil, belirsizlikle yaşamayı öğrenmek olduğunu vurguladı. Günlük yaşamda küçük öngörü alanları oluşturmanın kaygıyı azaltabileceğini ifade eden Akyürek, belirsizliğin tamamen ortadan kaldırılamasa da yönetilebilir hale getirilebileceğini söyledi.

HERKESİN ORTAK HİSSİ: BELİRSİZLİK
Son dönemde birçok kişinin benzer duygular yaşadığını belirten Uzman Psikolog Tuğana Akyürek, “Son zamanlarda herkesin ortak bir cümlesi var; ‘Bir garip hissediyorum ama nedenini tam anlatamıyorum.’ Aslında çoğu insanın yaşadığı şeyin adı çok net, belirsizlik” dedi. Akyürek, günümüzde iş hayatından ekonomik koşullara, dünya gündeminden ilişkilere kadar pek çok alanda öngörülemezliğin arttığını dile getirdi. İnsanların sürekli değişen bir düzen içinde yaşamaya çalıştığını sözlerine ekleyen Akyürek, “Ne olacağını tam olarak bilemediğimiz bir hayatın içindeyiz. İş hayatında yarın ne olacağı net değil. Ekonomik dengeler sürekli değişiyor. Dünya gündemi her an başka bir krize uyanıyor. İlişkiler bile artık eskisi kadar öngörülebilir değil. Tüm bunların ortasında insan zihni sürekli aynı şeyi arıyor, kontrol” şeklinde konuştu.

“İNSAN ZİHNİ BELİRSİZLİĞİ SEVMEZ”
Belirsizliğin insan psikolojisi üzerindeki etkilerine değinen Akyürek, zihnin kontrol arayışında olduğunu söyleyerek, “Çünkü insan zihni belirsizliği sevmez. Belirsizlik zihinde bir boşluk yaratır ve zihin o boşluğu genellikle en kötü senaryolarla doldurur” diye ekledi. Bu sebeple de son dönemde insanların daha kaygılı, daha hızlı yorulan ve daha çabuk vazgeçen bir hale geldiğini söyleyen Akyürek, “Aslında mesele güçsüzlük değil. Mesele, sürekli tetikte kalmak zorunda hissetmek” dedi. Belirsizliğin görünmeyen bir yük gibi insan zihnini sürekli meşgul ettiğini belirten Akyürek, bireylerin sık sık “Ya şöyle olursa?”, “Ya işler kötüye giderse?”, “Ya bu ilişki de olmazsa?” gibi düşünceler içinde kaldığını söyledi. Bundan kaynaklı da zihnin sürekli geleceğe gideceğini söyleyen Akyürek, “Bu durum zamanla sadece düşüncelerimizi değil, davranışlarımızı da değiştirir. Daha sabırsız oluruz. Daha kontrolcü davranırız. Ya da tam tersi, hiçbir şeye tutunmak istemeyiz” cümlelerine yer verdi.

BELİRSİZLİK ARTTIKÇA KAYGI DERİNLEŞİYOR
Belirsizliğin sadece düşünceleri değil davranışları da etkilediğini kaydeden Akyürek, bu durumun insanları iki farklı tepkiye yönelttiğini aktardı. Akyürek, “Belirsizlik iki temel tepki yaratır, Ya fazlasıyla kontrol etmeye çalışırız ya da tamamen vazgeçeriz” dedi. Bu etkinin özellikle ilişkilerde ve iş yaşamında belirginleştiğini kaydeden Akyürek, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
“İnsanlar artık ya çok hızlı bağlanıyor ya da en küçük sorunda geri çekiliyor. İş hayatında da durum farklı değil. Bir yandan herkes daha fazlasını yapmak zorunda hissediyor, diğer yandan içten içe tükeniyor. Çünkü zihin dinlenemiyor. Çünkü hiçbir şey net değil. Oysa insanın psikolojik olarak en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri öngörülebilirliktir; yani yarına dair küçük de olsa bir fikir sahibi olabilmek. Belirsizlik arttıkça bu ihtiyaç karşılanamaz hâle geliyor ve bu da kaygıyı besliyor. Belki de bugün kendimize dürüstçe sormamız gereken soru şu; Gerçekten hayat zorlaştığı için mi bu kadar yorulduk, yoksa neyle karşılaşacağımızı bilmediğimiz için mi? Çünkü bazen insanı en çok yoran şey yaşadıkları değil, yaşayabileceklerinin bilinmezliğidir.”
“GÜÇ, BELİRSİZLİĞE RAĞMEN DEVAM EDEBİLMEKTİR”
Belirsizliğin her zaman hayatın bir parçası olduğunu belirten Akyürek, günümüzde daha yoğun ve sürekli hissedildiğini vurguladı. Bireylerin kendilerine yüklenmeden önce bu duyguların normal olduğunu kabul etmesi gerektiğinin altını çizen Akyürek, “İnsan, bilmediği bir geleceğin içinde uzun süre kalmaya programlı değildir. Belki de çözüm, her şeyi kontrol etmeye çalışmak değil, kontrol edemediğimiz şeylerle nasıl kalabileceğimizi öğrenmektir. Çünkü bazen güç, netlikte değil; belirsizliğe rağmen devam edebilme kapasitesindedir” diye konuştu.
Kaynak:ANKARA ULUS GAZETESİ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.