Haksızlık Karşısında En Büyük Sınav:  Doğruluktan Ayrılmamak

Haksızlık Karşısında En Büyük Sınav: Doğruluktan Ayrılmamak

Haksızlık karşısında öfkelenmek insanidir; ancak asıl imtihan, bize yapılan haksızlığa rağmen adaletten ayrılmamaktır. Çünkü adalet yalnızca başkasının hakkını korumak değil, insanın kendi vicdanını da korumasıdır.

Hayatın en ağır imtihanlarından biri, haksızlıkla karşı karşıya kalmaktır. Bazen hakkımız yenir, bazen emeğimiz görmezden gelinir, bazen de hiç hak etmediğimiz bir suçlamayla karşılaşırız. Böyle zamanlarda insanın içini öfke kaplayabilir. Fakat tam da bu anlarda, dinimizin bize öğrettiği en önemli değerlerden biri olan adaleti hatırlamamız gerekir.

Adalet, yalnızca mahkemelerde veya devlet yönetiminde aranan bir kavram değildir. Adalet; ailede, iş yerinde, komşulukta, ticarette, arkadaşlıkta ve insanın kendi vicdanında yaşatması gereken bir ahlaktır.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha yakındır.”
(Mâide, 5/8)

Bu ayet, adaletin ne kadar temel bir sorumluluk olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İnsan, kendisine haksızlık edildiğinde elbette adalet isteyebilir. Ancak asıl imtihan, insanın kendisi güçlü konumdayken başkasına adil davranabilmesidir.

Bize yapılan haksızlık, bizim de haksızlık yapmamız için bir gerekçe olamaz. Bir başkasının yanlış davranışı, bizim doğruluktan vazgeçmemizi haklı çıkarmaz. Mümin, kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalarına karşı da aynı hassasiyeti göstermelidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), adalet konusunda bizlere önemli bir ölçü ortaya koymuştur. İnsanların makamına, zenginliğine, yakınlığına veya gücüne göre değil; hak ve hukuk ölçüsüne göre değerlendirilmesi gerektiğini öğretmiştir.

Adalet bazen hakkı söylemektir. Bazen hakkı sahibine teslim etmektir. Bazen de bir insan hakkında yeterince bilgi sahibi olmadan hüküm vermemek, konuşmadan önce düşünüp susabilmektir.

Çünkü haksızlık yalnızca bir başkasının hakkını almak değildir. Bir insan hakkında bilmeden hüküm vermek, iftira etmek, emanete ihanet etmek, kul hakkını gözetmemek veya güçsüzün hakkını görmezden gelmek de haksızlığın farklı biçimleridir.

Bu nedenle adalet, yalnızca başkalarından beklediğimiz bir davranış değildir. Adalet, bizim de hayatımızda yaşatmamız gereken bir değerdir.

Öyleyse geliniz; bize yapılan haksızlıklar karşısında doğruluktan ayrılmayalım. Güç elimizde olduğunda hakkı gözetelim, yakınlarımız söz konusu olduğunda ölçümüzü kaybetmeyelim ve bize karşı yanlış yapanlara rağmen adaletten vazgeçmeyelim.

Unutmayalım ki adalet, yalnızca başkasının hakkını korumak değil, insanın kendi vicdanını da korumasıdır.

 Muhabir
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.