İbni Sina sonrası hareket anlayışları
İbni Sina'nın bütün hareket türlerinin bir ortam içerisinde gerçekleştiğini savunması ve kalıcı kasrı meylin ancak ortam dirençsizse yani hareketi engelleyen bir durum yoksa mümkün olabileceğini ifade etmesi, hareke incelemelerinin seyrini değiştirdi.
Doğal harekete ilişkin sorunlar henüz fark edilmediği için bilim insanlarının bütün dikkatleri fırlatma hareketi konusunda ve özellikle de İbni Sina'nın ortaya koyduğu kasrı meyil kavramı üzerine yoğunlaştı. Konu hakkında iki yaklaşım öne çıktı. Birinci yaklaşımı benimseyenler, "Kasrı meyil nesneye kazandırılan geçici bir özelliktir" iddiasını savundu.
Bu yaklaşımı benimseyenler, düşüncelerini İbni Sina'nın "Bütün hareketler bir ortam içerisinde gerçekleşir." önermesine dayandırdı. Buna göre nesnenin fırlatıldıktan bir süre sonra eğri çizerek yere düşmesi, kasrı meylin geçici bir özellik olduğunu göstermektedir.
İkinci yaklaşımı benimseyenlere göre ise "Kasrı meyil kalıcı bir özelliktir." Bunların dayanakları ise İbni Sina'nın dirençsiz veya ideal ortamda hareketin kesintisiz devam edeceği önermesiydi. Dikkat çeken bir diğer husus ise tartışmaya katılan bilim insanlarının çoğunlukla Oxford ve Paris Üniversitelerinde görevli doğa bilimcilerinden oluşmasıydı.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.