İletişim Başkanı Duran: Medeni dünyanın Filistin'deki soykırıma gösterdiği iki yüzlülük içimizi acıtmaktadır

İletişim Başkanı Duran: Medeni dünyanın Filistin'deki soykırıma gösterdiği iki yüzlülük içimizi acıtmaktadır

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran Beyoğlu'nda düzenlenen '17'nci TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri' töreninde konuştu.

Beyoğlu'nda düzenlenen '17'nci TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri' töreninde konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, " Yaklaşık 10 yıl önce, 15 Temmuz 2016 gecesinde milletin geleceği için, demokrasi için ve iradesine sahip çıkmak için sokaklara, meydanlara dökülen ve hayatlarını feda eden 253 şehidimizin derdi iz bırakmak değildi. Ama öylesine kutlu bir iz bıraktılar ki biz onları halen ve bundan sonra da ebediyen rahmetle, teşekkürle, şükranla anacağız. Filistin'de İsrail zulmü altında hayatlarını kaybeden Filistinli çocukların, Gazze'de mücadele ortaya koyan hakikat için hayatını feda eden gazetecilerin, kadınların, erkeklerin hayatıydı. İşte böylesine cesur yaşayanların ne yaşadıklarını anlatmak için belgeselcilerin, bizlerin göstereceği cesaret çok fazla sayılmaz. Dolayısıyla, buna sahip çıkmak belgeselcilerin ortaya koyduğu bir performans olarak övülmesi gereken bir iştir. Medeni dünyanın Filistin'de ortaya çıkan soykırıma göstermiş olduğu iki yüzlülük ne yazık ki içimizi acıtmaktadır" dedi.

Beyoğlu'nda düzenlenen '17'nci TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri' töreni Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın katılımıyla gerçekleştirildi. TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde düzenlenen ödül törenine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran'ın yanı sıra TRT yöneticileri, Türk ve dünya sinemasından önemli isimler ile çok sayıda davetli katıldı. TRT tarafından amatör ve profesyonel belgesel filmcileri desteklemek, belgesel türünün gelişmesi ve yaygınlaşmasına katkıda bulunmak ve dünyanın çeşitli bölgelerinden belgesel filmlerin seyirciyle buluşmasını sağlamak amacıyla 17'ncisi düzenlenen 'TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri' töreninde sanatçı Burak Kut sevilen eserlerini seslendirdi.

12 ÖDÜL VERİLDİ

40 finalistin ödül için yarıştığı 17'nci TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri'nde Uluslararası Filmler Kategorisi En İyi Belgesel Film Ödülü’nü yönetmenliğini Mohammed Sawwaf’ın yaptığı 'Gazze’nin İkizleri Bana Geri Dönün' adlı film, İkincilik Ödülü’nü yönetmenliğini Morteza Atabaki’nin yaptığı '32 Metre' adlı film, Üçüncülük Ödülü’nü yönetmenliğini Kasimir Burgess’in yaptığı 'Kara Kış' adlı film kazandı. Ulusal Profesyonel Kategorisi En İyi Belgesel Film Ödülü’nü yönetmenliğini Batuhan Karadağoğlu’nun yaptığı 'Ben 12 Bin Yaşındayım' adlı film, İkincilik Ödülü’nü yönetmenliğini Kenan Diler’in yaptığı 'Kavak Ağacının Gölgesinde' adlı film, Üçüncülük Ödülü’nü yönetmenliğini Mehmet Ali Poyraz’ın yaptığı 'Sednaya' adlı film kazandı. Ulusal Öğrenci Filmleri Kategorisi En İyi Belgesel Film Ödülü’nü, yönetmenliğini Abdulsamet Mavi, Muhammed Ağar ve Ege Döngel’in yaptığı 'Ahraz' isimli film, İkincilik Ödülü’nü yönetmenliğini Onur Sürek’in yaptığı 'Mevcut Üç' ve yönetmenliğini Melike Kaya’nın yaptığı 'Sarı Kanarya' adlı filmler, Üçüncülük Ödülü’nü yönetmenliğini Kayra Yılmaz’ın yaptığı 'Yitik Zamanın İzinde' adlı film kazandı. Proje Destek Kategorisi’ni Ahmet Alan’ın 'Ali Rıza Bey' projesi ve Tuğçe Özdemir’in 'Eber: Suyun Hatırası' adlı projesi, Erkan Yaşar’ın 'Hiç Görmediğim Eve' isimli projesi ödül almaya hak kazandı. Törende toplam 4 kategoride 12 ödül verildi.

'İNSANLIĞIMIZA HİTAP EDEN BELGESELLERLE, İNSAN OLMANIN DEĞERİNİ YENİDEN FARK EDİYORUZ'

Törende konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Bildiğiniz üzere TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri, 2009 yılından bu yana belgeselciliğin evrensel ününe katkı sunan önemli bir platform olarak yolculuğunu sürdürmektedir. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki; TRT'mizin bu prestijli organizasyonu, 15 yıllık bir süreyi geride bıraktı ve ortaya koyduğu performansla bir referans noktasına ve uluslararası ölçekte itibarını bir markaya dönüştü. Nitekim yalnızca bu yıl, 109 ülkeden farklı kategorilerde bin 409 başvurunun yapılmış olması, aslında bu güçlü teveccühün de en somut göstergesi olmuştur. Bizi yine ayrıca memnun eden, bu kadar çok sayıda başvurunun 107'sinin genç yeteneklerimize ait olmasıdır. İletişim ve estetiğin ortak bir anlam ve temsil zemininde buluştuğu bu muazzam ilgiyi, aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası alanda kültür, sanat ve medya sektörü için nasıl kapsayıcı bir platforma dönüştüğünün örneği olarak değerlendirebiliriz. Belgeselcilik ve belgeseller, estetik bir temsil biçimi olmanın ötesinde, aslında toplumların kolektif hafızasına yönelik vesikalar oluşturmaktadır. Malum olduğu üzere günümüzde giderek krizler, trajediler, savaşlar artıyor ve ne yazık ki sıradanlaşmaya başlıyor. Böyle bir dünyada insan olmanın farkını ortaya koyan ve dilsiz bırakılan coğrafyalara, milletlere mağdur olanlara dili olan şey belgesellerdir. Bir belgeselcinin vizörü, adaletsizlikleri, asimetrik güç ilişkilerini, modern sömürü sistemini ifşa eden ve insanlığı gelecekteki muhtemel doğa felaketlerine ışık tutan, onlara karşı uyaran önemli bir imkandır. Şartlar ne olursa olsun, endüstriyel kaygıların, güç mücadelelerinin ve menfaat ilişkilerinin çarpıtmaya çalıştığı gerçekleri göz önüne koymaya çalışan bir direniş biçimidir. Hakikat; gözün konforundan çıkarak insanlığın ortak sorumluluğuna dönüşmektedir. Sadece bakmak, sadece seyretmek yetmiyor. İnsanlığımıza hitap eden belgesellerle, insan olmanın değerini yeniden fark ediyoruz" dedi.

'GERÇEKLERİ OLDUĞU GİBİ ANLATMANIN CESARET GEREKTİRDİĞİ BİR DÖNEMDEYİZ'

Duran, "Gerçekleri olduğu gibi anlatmanın cesaret gerektirdiği bir dönemdeyiz. Üstat Necip Fazıl'ın; 'Ben, ben, ben...Haritada deniz görmüş, boğulmuş; Dokuz köyün sahibi, dokuz köyden kovulmuş' mısralarıyla tasvir ettiği bu durum, bizim TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri'nin bu yılki notunu işaret ediyor. Cesur ol, iz bırak. Elbette tarihi, çok önemli dönemlerinde cesur olarak, belki iz bırakmayı düşünüp düşünmeden ama gerçekten kutsal izler bırakarak hayatlarını feda eden insanlar olur. Yaklaşık 10 yıl önce, 15 Temmuz 2016 gecesinde milletin geleceği için, demokrasi için ve iradesine sahip çıkmak için sokaklara, meydanlara dökülen ve hayatlarını feda eden 253 şehidimizin derdi iz bırakmak değildi. Ama öylesine kutlu bir iz bıraktılar ki biz onları halen ve bundan sonra da ebediyen rahmetle, teşekkürle, şükranla anacağız. Filistin'de İsrail zulmü altında hayatlarını kaybeden Filistinli çocukların, Gazze'de mücadele ortaya koyan hakikat için hayatını feda eden gazetecilerin, kadınların, erkeklerin hayatıydı. İşte böylesine cesur yaşayanların ne yaşadıklarını anlatmak için belgeselcilerin, bizlerin göstereceği cesaret çok fazla sayılmaz. Dolayısıyla, buna sahip çıkmak belgeselcilerin ortaya koyduğu bir performans olarak övülmesi gereken bir iştir. Medeni dünyanın Filistin'de ortaya çıkan soykırıma göstermiş olduğu iki yüzlülük ne yazık ki içimizi acıtmaktadır. Ama bunu tarihe kaydedecek şekilde yeni yapıtların olması çok önemlidir. Açıkçası 17'nci yılında uluslararası belgesel ödüllerinin hem 15 Temmuz'a hem de Filistin meselesine odaklanmış olması çok isabetlidir ve insanlığın vicdanına hitap etmektedir" diye konuştu.

'BELGESEL SİNEMA ELİMİZDEKİ EN ETKİLİ VE ENTELEKTÜEL ENSTRÜMANLARDAN BİRİSİDİR'

Duran, "Az önce dünyamızın sarsıcı bir dönemden geçtiğini söyledim. Derin insani krizlerin eş zamanlı olarak gerçekleştiğini söyledim ve elbette konvansiyonel ve dijital medyamız da bu içe çökmeden nasibini almaktadır. Özellikle dijital mecraların kitleleri manipüle eden asimetrik gücüne karşı belgesel sinema elimizdeki en etkili ve entelektüel enstrümanlardan birisidir. Nitekim Adorno'nun modern medyayı kitleleri uyuşturan bir illüzyon endüstrisi olarak tanımladığı günümüzde belgeselcilik, bu narkoza karşı duran, insanı sahte cennetinden çıkararak, yeryüzünün gerçekleri ile yüzleştiren, sarsıcı bir hamleyi göstermektedir. Kitlelerin zihinlerini dezenformasyonla esir almak isteyen odakların karşısında bu imkan ve araçtan en etkin biçimde yararlanmak, elbette hepimiz için bir sorumluluktur. Türkiye olarak bizler, iletişim ve medya alanını adalet ve hakikat merkezli yaklaşımımızın vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız başta olmak üzere ilgili bütün kurumlarımızla manipülasyon ve dezenformasyonun, hakikatin marjinalleşmesine karşı duruyoruz. İllüzyon endüstrisinin kurduğu hegomanya'ya karşı, adaletsiz temsil biçimlerine karşı, mazlumların sesini kısan tekelci yapılara karşı adil ve kapsayıcı bir anlatı inşa etmeye gayretindeyiz" ifadelerini kullandı.

'ADALETİ MERKEZE ALAN BİR ANLAYIŞLA HAREKET EDİYORUZ'

Duran, "Türkiye olarak bizim amacımız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde küresel düzlemde daha adil, daha kapsayıcı ve barışçıl bir dünya düzeninin oluşmasına ön ayak olmaktır. Bizler, insana karşı bencil ve pragmatik yaklaşımları reddeden, merhameti, vicdanı ve adaleti merkeze alan bir anlayışla hareket ediyoruz. Bugün burada, her alanda toplanan hepimiz TRT'nin uluslararası belgesel festivalinde bu amaca yönelik bir araya geldik. Bu festival Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin çizdiği küresel adalet ve hakkaniyet eksenli rotanın, kültür ve sanat dünyamızda mümtaz bir yansımasını temsil ediyor" dedi.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.